Çalışmaya katkılarından dolayı Hüseyin Recep DEMİRCİ‘ye teşekkür ederim.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben, Elif Köse, 1992 yılında KTÜ’yü bitirip mimar olmuş biriyim. Safranbolu’da yaptığım ilk iş mimarlıktı. Ailemle birlikte 1992 yılında Safranbolu’ya taşınmıştık. Annem Safranbolu’nun Akçasu Mahallesi’nde büyümüş. Babam Trabzonlu. Ondan önce burada değildik.

‘92 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra buraya geldik. Direkt serbest piyasada çalışmaya başladım. Kararlarımın -doğru ya da yanlış- sonuçlarına katlanarak geldim bu yaşıma kadar. Özgürlüğüme düşkün bir insanım, kimsenin beni yönlendirmesine izin vermedim.

‘92 yılından belediye başkanı olduğum 2019 yılına kadar kesintisiz olarak bu mesleği sürdürdüm. Sadece proje ve ekspertiz işleri yaptım, inşaat yapmadım.

Bir tane kız çocuğum var 13 yaşında. 33 yaşında evlenip 37 yaşında da anne oldum. Özgürlüğüne düşkün bir insanın çocuk yapması ve buna karar vermesi de zor bir şeydir. Özellikle bizim gibi ülkelerde çocuğunuz ömür boyu size bağlıdır. Tabii ben kızıma da böyle bakmıyorum ve onu da asla bağımlı yetiştirmedim. Bağlıyız, birbirimizi çok seviyoruz ama bağımlı değiliz birbirimize. Kendi ayakları üzerinde durmayı başarabilen bir çocuk yetiştirdiğimi düşünüyorum. 13 yaşında olmasına rağmen evde tek başına her işi yapabilir. Bu da sizlere bir tavsiyemdir. Yetiştirdiğiniz çocukları kendinize bağımlı yetiştirmeyin.

2 dönem de CHP Safranbolu ilçe yönetiminde başkan yardımcılığı yaptım. Başkan yardımcılığından 2018 Eylül ayında ilçe başkanlığına geçtim. Kasım ayında da belediye başkan adayı olduğum için bu görevimden istifa ettim.

Sorumluluk duygusu da çok önemlidir. Yaşadığınız kentteki sorunlara duyarlıysanız bir şekilde bir şeyler yapmanız gerekir. Sadece oturup konuşmakla olmaz. Herkes konuşur; masa başında, çayını içerken konuşuyoruz, eleştiriyoruz. Çok kolay bunu yapmak. Bir çözüm sunuyor muyuz veya bildiğimiz çözümleri uygulama noktasında işin içine bizzat giriyor muyuz? Girmiyoruz. Ben öyle olmak istemedim. Safranbolu çok özel bir kent; Dünya Miras Listesi’nde ve kent ölçeğinde korunan dünyadaki 20, Türkiye’deki tek kent. Böyle bir kentin de yöneticisinin meslekî anlamda veya vizyon anlamında daha farklı olması gerekir. Herhangi bir yerde aldığınız bir kararlar hiç kimseyi etkilemezken böyle bir yerde aldığınız her karar buranın geleceğini etkiler. İşte bu kararlarla, bu sorumluluk duygusuyla ve ekibime de güvenerek yola çıktık. Eğer inanırsanız kendinizde o enerjiyi buluyorsunuz.

Bir kız çocuğu annesisiniz ve Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olan bir kentin belediye başkanlığını yapıyorsunuz. Toplumun kadınlara çizdiği çizgilerin dışına çıkmak size neler hissettirdi ve bu çizgilerin dışına çıkmak için genç kızlarımıza ne önerirsiniz?

Bu durum daha çok sizin duruşunuzla alakalı. Ufak tefek rahatsız olduğum durumlar tabii ki oldu ama kimse benim önüme geçmeye çalışmadı. Kendi işimi yaptığım için de olabilir bu. Belki başkasının altında çalışsaydım kadının yükselmesini engelleyecek şeyler olabilirdi tabii ama kendi işinizi yaptığınızda o tür şeylerle çok karşılaşmıyorsunuz. Önemli olan sizin çabanız, yaptığınız işi ne kadar doğru ve kaliteli yaptığınız oluyor.

Gençlere önerdiğim şey şu: Ne istediklerini bilmeleri lazım. Kendilerine bir hedef koyup o hedefe ulaşırken doğru ya da yanlış, sonuçlarına kendileri katlanarak, hiçbir zaman ‘’keşke’’ demeden, bahaneler uydurmadan, sonuçlarını bir başkalarına fatura etmeden ilerlemeleri gerekiyor. Bu bence çok önemli bir şey.

En kötü şey kararsızlıktır; en kötü karar, kararsızlıktan daha iyidir. Karar verdikten sonra onun yollarını arıyorsunuz. Ben enerji ve pozitif düşünmeye de çok inanıyorum. Siz pozitif düşündüğünüzde, kendinizi koyduğunuz hedefleri yaparken hayal ettiğinizde işleriniz daha da kolaylaşır. Yeter ki siz inanın.

Bütün genç kızlara şunu söylüyorum: Asla ‘’Yapamayız, bu bizim işimiz değil.’’ diye düşünmeyin ve hiçbir şey sizi yıldırmasın. Bahane üretmeyin. Mazeret üretmek işin en kolayı. Bir işi yapmak istemeyince bahane sıralanır, bahane sıralamak o kadar kolay ki. Mazeret değil çözüm üretmek gerekir. Kötü bir şey yapsanız bile ondan çıkarılacak bir ders vardır. Bana bir büyüğüm ‘’Geçmişe, bir arabanın dikiz aynasından arkaya baktığın kadar bak. Arada bir göz atarsınız ya, o kadar. Sürekli geçmişe bakarsan önüne toslarsın.’’ demişti. Sürekli arkanıza bakarsanız önünüzü göremezsiniz. Arada bir göz atmak, geçmişinden ders çıkarmak için orayı da arada bir kontrol etmekte farda var tabii. Geçmişte yaşadığınız her şeyin bir sebebi vardır, hiçbir şey tesadüf değildir. Geçmişinizden ders alın, bırakın, bu kadar.

Ben bütün genç kızlarımıza da bunu söylüyorum. ‘’Biz kadınız, şu işi yapamayız. Burada bizim önümüze engel konur.’’ diye düşünmeyin. En güzeli kendinize belirlediğiniz idollerin hayat hikayelerini okuyun. Onlardan ilham alın. Herkes belli zorluklardan geçmiştir.

Dünyada kaç milyar insan var, hepimiz yaşıyoruz bir şekilde. Önemli olan bu hayata gelip yaşamak değil, bu hayattan giderken bir iz bırakmış olmak. Bence insanlara göre fark yaratmak bence önemli olan. Hepimiz yaşayıp öleceğiz, senin ne farkın olacak? Asıl mesele bu.

Safranbolu’nun ilk kadın belediye başkanı olmanız meslek hayatınızda farklı bir etkiye sebep oldu mu?

Bunu belediye başkanlığı açısından ele alalım çünkü diğer tarafı bir süreliğine dondurduk. Tabii ilk kadın belediye başkanı olmak mutlu ediyor insanı.

Olumsuz bir şey yaşamadım ben. Aksine daha çok destek görüyorsunuz -özellikle kadınlardan, gençlerden ve çocuklardan-. Daha çok seviyorlar, daha yakın görüyorlar sizi.

Tabii kadın duyarlılığa da çok farklı. ‘’Kadın Beyni-Erkek Beyni’’ diye bir kitabı vardır Serkan KARAİSMAİLOĞLU’nun, çok güzel bir kitaptır o. Eğer okursanız siz de görürsünüz, farklı çalışıyor beyinlerimiz. Biz daha duyarlı, ince detaylı görebilen, anne şefkati de olan varlıklarız. Projeleri de düşünürken biraz daha geniş kitlelerin faydasına dokunacak işler yapmaya özen gösteriyoruz. Bu tabii kadınlığın yanında hayata bakış açımızla da alakalı bir şey.

Tabii kadın olmanın yanı sıra meslekî olarak, mimar olmanın, kente bakışım da çok farklı.

Kariyer planlarınızın arasında belediye başkanı olmak var mıydı? Bulunduğunuz konumun getirmiş oldukları zorluklar nelerdir?

Tabii, kariyer planımda vardı böyle bir şey fakat bu dönem değildi. Bu dönem biraz şartlar bunu gerektirdi. Bir de kadınsınız ve kadınların siyasette erkeklerden farkı da bu. Neden kadınlar siyasette erkeklerden daha az? Çünkü siz siyasi de olsanız, çalışıyor da olsanız evdeki sorumluluklarınız ya da toplumun sizden beklediği sorumluluklar bitmiyor. Erkekler için öyle değil. Kadın siyasetin içine girdiğinde şehir dışına, yurt dışına çıkması; birkaç gün uzakta kalması gerekebiliyor ama sorumluluğundaki çocuklar, ev devam ediyor. Bir erkeğin 10-15 gün evinden uzak olması normal karşılanıyorken bir kadın için bu çok zor.

Siz bu kriz anlarını nasıl yönetiyorsunuz peki?

Dediğim gibi kızım tek başına kalıp işlerini halledebilecek yeterlilikte. Tabii ben onu yalnız bırakmıyorum; teyzesini, anneannesi, babasının yanında duruyor. Kızım bu durumu sorun etmiyor, bağımlı olsaydık birbirimize sorun çıkartırdı.

Safranbolu, genç nüfusun fazla olduğu bir yerleşim yeri. Gençler için hizmetleriniz neler ve gençlerle nasıl bir iletişim halindesiniz?

Gençlerle aslında çok daha fazla bir iletişim halinde olabiliriz fakat daha olamadık. Çünkü göreve geldikten sonra planlar, programlar falan derken zaten pandemi geldi. Ama gençlerle ilgili bir sürü projemiz var. Yakın zamanda Gençlik Meclisi kurarak gençlerin bizlerden ne istediğini, bizlerden neler beklediğini öğrenip onlarla beraber yapacağız.

Gençlere film ve kitap olarak ne tavsiye edersiniz?

Quenn’s Gambit, izlenebilir. Mutlaka okumuşsunuzdur; ‘’Martı ve ‘’Beyaz Zambaklar Ülkesinde’’yi mutlaka okumaları gerekir. ‘’Nutuk’’ zaten mutlaka okunmalı. Ama Nutuk ‘’Okuyayım da bitireyim.’’ diye değil, başucu kitabı olarak okunmalıdır. Açıp açıp okunmalıdır. Atatürk’ün stratejileri, hayata bakışı; olayları, krizleri nasıl yönettiği o kadar önemli ki. Oradan bir sürü çıkarımlar yapabilirsiniz hayatınıza dahil edebileceğiniz. Sonra da kendi ilgi alanlarıyla ilgili; hobi de olabilir, meslek hayatı da olabilir, en iyi yazarların kitaplarını mutlaka okumalılar. Alanları ve hobileri ile ilgili kişilerin biyografilerini mutlaka okumalılar.

Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

Khaled Hosseini ile geçen sene “Uçurtma Avcısı” kitabını okuyarak tanışmıştım. O zamanlar o kitabı o kadar beğenmiştim ki daha iyi bir dram kitabı yazılabileceğini düşünemiyordum. Ta ki “Bin Muhteşem Güneş” kitabını okuyana kadar. Yine bir savaş hikâyesi. Kaybolan hayatlar, yaşanılmayan çocukluklar, savaşların sonucunda en ağır bedel ödeyen kadın ve çocuklar… İlk sayfasından itibaren bir an […]
Birçok şeyden nefret ederim. Özellikle kontrolümde olmadan hayatımı doğrudan etkileyen şeylerden… Doğduğumuz coğrafya bunlara örnek olarak gösterilebilir. İnsanların karakterlerini ve davranışlarını aslında gerçek olmayan şeylere dayandırmasından da nefret ediyorum. Titiz olmanız, liderlik özellikleri göstermeniz ya da uyumlu veya uyumsuz olmanızda yıldızların hiçbir etkisi yok! Biriyle anlaşıp anlaşamamanız, burcunuzun uyumlu olmasından değil. Hayat görüşlerinizin ve ilgi […]
İki gün önce, Spotify kullanmaya başladığım 6 Temmuz 2017 tarihinden bu yana en çok hangi şarkıyı dinlediğime baktım. Çıkan sonuç sürpriz değildi. Losing My Religion… 1990 yılının Eylül ve Ekim ayları arasında kaydedilen ve 1991 yılında yayınlanan Losing My Religion, R.E.M grubunun Out of Time albümünün ilk teklisidir. Albümü başarıya ulaştırmış ve grup için önemli […]
“Türkiye’de atanamayan öğretmen sayısının İzlanda’nın nüfusundan daha fazla olduğunu biliyor musunuz bayım?” Sesim biraz yüksek çıkmıştı, oysa artık mikrofona konuşmuyordum. Hatta amacımdan uzaklaşmış olacağım ki kalabalıkta da gezinmiyordu gözlerim, yalnız biriyle temas halindelerdi. “İndirin şu şarlatanı kürsüden! Ha bire böyle kendini bilmişler çıkıyor, karnınız doymuyor mu, aç mısınız bu ülkede ulan kardeşim ya!” Ne dediğini […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.