fbpx

Ölüm artık bana göre bir çare değil ona yanıyorum. Kanayan bileklerimi gözlerime sokup doyasıya ağlayamıyorum. Bir paradoksa dönüşüyor göğüs kafesim, akciğerlerimi hissediyorum. Kendime bir suikast partisi düzenlemek üzereydim geçenlerde, vazgeçtim. Korkakçaydı fakat sorarım size kaç kişi yapabilir bunu?

   Yaşamak, bolca yaşamak. Çıkıp sorsanız mesela sokaktaki ölülere, bundan daha iyi hiçbir şeyin olamayacağını söylerler size. Sanki bunca yıl, bir kez olsun yaşamışlar gibi. Çarkta koşup duran bir fare de yaşıyordur onlar için, ellerinden bağlı bir köle de. Fakat izlememek lazım hayatı. Aksine, tam orta yerinden dalıp içine, deşmeli göğsünü vahşice. Avını bulan bir aslan gibi, yemek lazım onu. Evet, yemeli hayatı, akan kanları umursamamalı. Ancak öyle yaşanabilir çünkü.

   Ben bir ölüydüm. Hatta bazen durup bağırırdım da bunu dışarıya. Ben ölüyüm!” derdim, dinlemezlerdi. Şaşırırdım. Ama ölüler şaşırmazlar. Onlar sadece Çığlık tablosundaki o adam gibi, iki ellerini de çenelerinin yanına koyup öyleymiş gibi davranırlar. Ve bir şeyler için öyleymiş gibi davranmak, çürümeye başladığınızın ilk kanıtıdır. İçiniz çürür; gün gün, dakika dakika. Geçen her saniyede biraz daha. Kokunuz diğer pisliklere karışır, fark edilmez. Yalnızlaştıkça ve özellikle de kış geldiğinde anlarsınız, ölümün ne soğuk fakat hayata kıyasla ne güzel olduğunu. Ona koşmak çocukça, saçma, ezik ve korkunç. Zoraki de olsa bir kurtuluştan çok kaçış. Ama yorgunsanız, bedenen ve ruhen; kayıpsanız, çok yerden kırılmış veyahutta, kimse anlamaz sizi onun anladığı kadar.

    

    Aldatılmışsanız bir kere, ki burada kelime anlamıyla kandırılmaktan bahsediyorum, yok olmaktan daha hatırı sayılır bir seçenek göremezsiniz ilk başta. Kederin beş adımı var derler ya; inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabulleniş. Özellikle depresyon evresinde, ölmek için bile fazla ölü olmak durumu söz konusudur. Kendi kendine zarar vermeler başlar, saçlar kesilir, aynalar kırılır, sık sık içilir ve koltukta sızılır. Bütün anılar çöp poşetlerine konup atılır. Ruhunuzsa aksine hiçbir şeyi atmaz.

   Tam da bu yüzden her ayrılık yarımdır, her elveda yersiz.

   

    …Sırf bunun için yaratılmadı mı o

   Bir anlığına da olsa,

   Yakın olmak için senin yüreğine?..             

                                                  Turgenyev

   

   Ne zaman kalbim kırılsa hatırlarım bu mısraları. Sessizce evet derim içimden. Belki de ben, sadece bunun için var olmuşumdur ve şikayet etmeyi reddediyorum. Kıyametim bu benim.

    Bazen ölüm dahi korkakça değil. Yaşamak da şişede durduğu gibi durmuyor, aşk da. Kimse de çıkıp öğretmiyor nasıl olur bütün bunlar diye. Şair ne güzel söylemiş: Ölünmüyor mutsuzluktan.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.