Bizler yani biz gençler ve öğrenciler olarak doğru yola itilmedik gibi düşünüyorum kendimce çünkü her zaman şunu önümüze koydular. ”Oğlum, kızım okuyun bi’ devlet yerinde memur olun, doktor olun, hakim olun, savcı olun, polis olun.” gibi meslekler önerdiler. Ama bizlere asla söylenmedi, bir meslek yapıyorsanız bu hangi meslek olursa olsun sevgiyle yapın, hak yememeye çalışın, gerçekten hangi mesleği sevecekseniz o mesleğe doğru ilerleyin gibisinden asla konuşulmadı bizlere. Hakim olduk, hak yedik; doktor olduk, parası çok olanı önce muayene ettik; polis olduk, suçlu bile olsa suçunu örtmeye çalıştık. Biz gerçekten çok iğrenç bir yolda ilerlemeye başladık. Bize her zaman şu yönde bakıldı: Sabit bir maaşı var mı, bir devlet yerinde memur mu? Ülkemize bakıldığı zaman size göre kaç genç, gerçekten istediği mesleği yapıyor dersiniz? Biz çok iyi şarkı söyleyeni, çok iyi resim çizeni, çok iyi sanatla ilgilenenlere, çok iyi şiir yazana, çok iyi roman yazana gerçekten hakkıyla, spor yapanı ve ülkemizi temsil etmek adına o sporda başarılı olan gençlerimize ne zaman öne koyduk, ne zaman bir doktorun, bir savcının, bir hakimin önüne koyduk? Hayatımızın her yerinde bir sınavla karşılaştık, gerek ortaokuldan liseye geçerken gerek liseden istediğimiz üniversiteye kavuşmak isterken. Her zaman bir sınava tabi tutulduk ama sınava girmeden önce bize asla sorulmadı, ”Hangi hedeflerin var ve hayatta hangi mesleği olmak istiyorsun, hangi meslek seni  daha mutlu eder?” diye sorulmadı ve hatta en iyi enstrüman çalan, en iyi şiir yazan, en iyi romanı yazan, sanatla ilgilenen gençler ne zaman ön planda tutuldu, ne zaman gerçekten istedikleri hedeflere, istedikleri konumu ulaşabildi. Artık yapabildiğimiz soru sayısı kadar meslekler edinebildik. Evet o yıllarımızı verdiğimiz sınavlar… Üniversite sınavında, tam puan alan öğrencimiz bir köyde çobandı ve sınavda tam puan aldıktan sonra söylediği şey şuydu: Çobanlık yaparak bir memurdan daha fazla kazanıyorum demişti. Söylesenize uğruna sanattan, spordan vazgeçtiğimiz sınavlarımız bize sadece bir memur maaşı mı vadediyor. Hepsi bu kadar mı? Sırf ”Sabit bir gelirim olsun.” diye seçtiğimiz meslekler hayatımızda belki de hiçbiri olmayacak, bize hiçbir şey kazandırmayacak meslekler, bizi bu kadar kolay bir şekilde sanattan bilimden ve spordan alıkoyabiliyorken biz bir ülke olarak gerek sanatta gerek edebiyatta gerek şiirle gerek sporla gerek müzikte uğraşan bütün gençlerimizin önünü açmadığımız sürece biz bir ülke olarak asla, ilerleyemeyeceğiz

Okurlarımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Sabit Bir Gelir Uğruna
  • 13 Ocak 2021

    Kaleminize sağlık. Oldukça haklısınız ve bunu kaleme almakta da epey başarılısınız. 🙂

    Cevapla
    • 13 Ocak 2021

      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim 😊

      Cevapla
  • 13 Ocak 2021

    harika bir yazı olmuş..:)

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

Araba durdu, şoförümün kapıyı açmasını beklerken elimdeki gazeteyi katladım ve arka koltuğun üzerine koydum. Teknoloji sayesinde her şeye her an internetle erişebiliyor olsak da gazete okumak benim bırakamayacağım bir alışkanlıktı ve her fırsatta bunu değerlendirirdim. Şoför arabanın kapısını açtı, arabadan indim ve ceketin yakalarından tutup düzelttikten sonra söyle bir başımı kaldırıp kendimle gurur duymadan duramadım. […]
Alma Terzic, 11 Temmuz 1987 yılında Zenica, Yugoslavya’da dünyaya geldi. 4 yıl oyunculuk eğitimi alan güzel oyuncu sektöre 2008 yılında Kar (Snow) adlı filmle giriş yaptı. Ardından birçok film ve dizide yer aldı. Filmleri 2008 – Snow / Lejla 2008 – Mahala (kısa film) 2009 –Volim te… (kısa film) 2010 – Unutma Beni İstanbul 2011 – Kan ve Aşk (In […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Alsam başımı, vursam uzaklara; Durduran olur mu beni? Yolumun sonu nereye çıkar, hiç bilmem; Yürürüm yalnız, ufka doğru belki… Bir ışık görmeden koyulsam yollara; Durduran olur mu beni? Hâlimi, hatırımı soran yok, Ben de bırakmışım ya zaten köşede; Belki denizin bir kıyısında, Belki bir sokak başında unutmuşum ruhumu. Ama bağırmadım diye; Hâlimi sormak dertleriniz arasında […]
Bir pazar sabahıydı, Ankara kar altında. Zemheri ayazıydı, yaz güneşi koynunda. Zalimler pusudaydı, bedenim paramparça. Ucuz can pazarıydı, kalemi düştü kara. Uğurlar olsun, hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun; bir keskin kalem, bir kırık gözlük yürekli yiğitlere hatıran olsun. Yazıma bu kelimeler ile başlamak istedim. Hepimizin bildiği gibi Selda Bağcan’ın seslendirdiği bu şarkı parçası birkaç kelimeden çok […]
Sanat dünyası denildiği zaman akla gelen ilk şey sanat ile ilgilenen insanlardır. Bu dünya, edebiyat, resim, müzik, tiyatro ve sinema alanlarında isimleri ön plana çıkmış olan bireylerin yaşadığı özel bir dünyadır. Sanat dünyasını konu alan filmler ise bu kişilerin yaşadığı dünyalarını beyaz perdeye taşır. Ancak sanatla ilgilenen her bireyin filmi çekilmemektedir. Genellikle birer klasik haline […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.