Otobüsten indiğinde temiz havayı keyifle içine çekti. Bu, her gün tekrarladığı bir şeydi. Aslında her gün tekrarladığı o kadar çok şey vardı ki. Bunu düşünmek sinir bozucuydu onun için. Hayatı yaşamıyordu çünkü. Onunki gün tekrarıydı sadece. Buna rağmen seviyordu yaşamını. Otobüs durağından eve yürürken gördüğü ağaçları, eski binanın birinci katına ne zaman baksa göz göze geldiği balkonda oturan yaşlı kadını, eski binanın önünden hiç ayrılmayan kahverengi-beyaz köpeği seviyordu. Bunları düşünürken her gün yaptığından daha dikkatlice eski binaya baktı. Yukarı katlarına, dökülmüş boyalarına ve tam olarak kapanmayan demir kapısına. Hayat bu kadar basit miydi? Ağaçlar yeşil, hayvanlar sokakta ve binalar gökyüzüne yükseliyor. Hayat bu kadar mıydı? Hayır, öyle olamazdı. Olmamalıydı.

O an, her şey fazlasıyla sıradandı onun için. Birdenbire adımlarını hızlandırdı; daha hızlı ve daha hızlı yürümeye başladı. Şimdi koşuyordu. Bunu yaparken gözlerini sımsıkı kapattı ki ağaçları görmesin ya da eski binayı. Böyle gözleri kapalı koşarken düştüğünü tüm vücudundaki acıyla hissetmesi uzun sürmedi. Sert bir yere düşmüştü, bir yerden yuvarlanmış da olabilirdi. Bunu anlayabilmek için gözlerini açarken o kısacık zamanda eski binayı, ağaçları ve kahverengi-beyaz köpeği görmemek için dua ediyordu.

Gözlerini açtığında yatağındaydı. Bu bir rüyaydı; bu bir rüyaydı ve eski bina, yaşlı kadın, ağaçlar ve sinir bozucu kahverengi-beyaz köpek falan yoktu. Yataktan kalktı ve yüzünü yıkadı. Yüzünü havluya silmeye yeltendi ama yapmadı. Havlu epeyce pis kokuyordu. Yüzünden sular akarken yatağının yanına yürüdü ve telefonunu eline aldı. Saat on ikiye geliyordu. Gitmesi gereken bir işi olduğunu o an hatırladı ve aceleyle kıyafetlerini değiştirdi. Ütüsüz gömleği ve eskimiş pantolonunu giydi.

Lanet olası rüya yüzünden işe geç kalmıştı. Ne diyecekti patronuna? “Korkunç bir rüya gördüm. Ağaçlar, eski bina ve kahverengi-beyaz köpek…”
Bunu yapamazdı elbette.

Apartmandan çıktığında hangi yöne gideceğini şaşırmıştı. Ancak sanki ayakları ondan bağımsızca bir yere sürükleniyordu. Onlara uyum sağlamaktan başka çaresi yok gibiydi. Yürüyor, yürüdükçe kafası daha da karışıyordu.

Az ileride ona fazlasıyla tanıdık bir çift göz gördü. Ona doğru ilerledi. Evet tanıdıktı ama nereden, nasıl bilemedi. Acelesi vardı ne de olsa, bununla vakit kaybedemezdi. Adımlarını hızlandırdı. Sonra birden durdu. Ani fren yapan arabalar gibi görünmüştü. Arkasına baktı. Tanıdık gözler hala ona bakıyordu. “Hayır, hayır, hayır! “Sesi gittikçe yükseliyordu. Anlamıştı. Başını hafifçe yukarıya kaldırdı. Tanıdık gözlerin önünde durduğu bina da tanıdıktı. Ve hemen karşısındaki ağaçlar da…
Gözler, kahverengi-beyaz köpeğe aitti.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Her sayının bir anlamı yoktur belki. İnsanlar için önemli veya önemsiz binlerce sayı, binlerce rakam pi sayısının içinde yuvarlanıp gitmektedir. Fakat bu sayının ülkemizde yaşayan her insan için önemli olması gerekmektedir. Önemli olmak zorundadır. Bu sayı Türkiye’deki Hayvanları Koruma Kanunu’nu ifade ediyor. 24 Haziran 2004’ten bugüne kadar aynı şekliyle korunmuş bir anayasa maddesi. 5199’a göre […]
Merhaba. Uzun adı Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği, kısa adı ise Gemi İnşa Mühendisliği olan bölümümü anlatmaya çalışacağım. Çoğu mühendislik bölümü gibi gemi inşa mühendisliği de içinde matematik, fizik, kimya ve özellikle matematik ve fiziğin alt dallarını içinde barındıran bir bölümdür. Özellikle mukavemet, sayısal yöntemler ve diferansiyel denklemler vazgeçilmez dersler arasındadır. Bu teorik dersleri […]
Mühendisliğin yapı taşı olan makine mühendisliğine bir şans verme zamanı gelmedi mi sizce de? Hakkında bir sürü şaka ve espri yapılmış bu disiplin hayatımızın her dakikasına dahildir. Haydi kısa bir tura çıkalım.  ”Her şey ters gidiyorsa unutma; uçak rüzgârı karşısına alarak yükselir, arkasına alarak değil.” Henry Ford Makine mühendisliği, her türlü mekanik ve enerji dönüşüm […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.