Bazı günler uyandığında bir his belirir içinde ve sen bugünün diğerlerinden farklı olacağına emin uyanırsın. Zihnin açıktır, bedenin senden tek bir hareket bekler. Günün gerektirdiği alelade işler tamamlandıktan sonra başlayıp tüm gününü vereceğin aktivite çoktan bellidir. Bir sihir gibi âdeta, biliyorsun ki onu gerçekleştirmeden zihnin serbest kalmayacak.

Çizmen gerek, boyaman ve tekrar çizmen…

Hiç, bir şey yaparken hem heyecanlandığın hem de dinginliği en derinlerde hissettiğin oldu mu? Kâğıda ne aktardığının bir önemi yok, güzel olup olmadığının da… Tek gereken, günlük hayattan çıkıp, o karmaşık zihnini arındırıp, içerisinden çizmeye değer bir şeyler bulabilmek.

Kim bilir kaç düşünce ve imge geçiyor aklından ve gözlerinin önünden. Birini seçebiliyorsun ve iki boyutlu da olsa somut bir gerçekliğe dönüştürebiliyorsun. Renk veriyorsun, gölgelerle boyut kazandırıyorsun.

Bana kalırsa resim yapmanın en güzel yanı, çizimin ne zaman biteceğini resmi yapan kişinin belirleyebilmesidir. Böylelikle kısıtlı zamanınız olduğunda bile içinizden gelen sesi küstürmeyip kendinizi renklerin dünyasına kaptırabilirsiniz ya da tüm günü, gelen ilhamı en güzel şekilde değerlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Maliyet, tamamen kişiye göre değişir. Belirleyici faktör, çizim tarzı ve kullanılacak materyaldir. Resim çizmek büyülü bir eylem; envaiçeşit materyal kullanarak da yapabilirsin, yalnızca tek bir kalem ve kâğıtla da. Ruh hâlini renklerle de yansıtabilirsin, siyah kâğıt üzerine beyaz boyayla da…

Resim seni özgürleştirir. Onu yapabilmek için bir odaya tıkılmana gerek yok, dilediğin ve yapabileceğine inandığın her yeri çizim mekânın hâline getirebilirsin. Hatta sevdiğin diğer aktiviteleri de resimle birleştirip üretkenliğini artırabilir, böylelikle iç sesine daha kolay ulaşabilirsin. Müzik dinleyerek resim yapmayı denediğinde sen de kendini, ruhunun renklerle dans ettiği farklı bir boyutta hissedeceksin. Duyular arası etkileşim arttıkça sonuçtan memnuniyetin de artacak.

Beden ve zihin işbirliğinin en çok gerçekleştiği eylemlerdendir resim çizmek. Matematiksel düşünebilme ve perspektif oluşturma anlayışı ise gözlem yapmayı seven herkese verilmiş birer hediye olarak gelir.

Tabii ki gelişmek için zamana ihtiyacın olacak ama kâğıda yansıttıklarına gururla bakabildiğin o ilk an geldiğinde bu hissi tekrar tadabileceğin en yakın zamanı bekliyor olacaksın. Ve yine bir gün, bitirdiğin resme bakarken böylesini yapabildiğine inanamazken bulacaksın kendini.

Bitirebildiğin her resim senin için çok değerli olacak. Evet resme dışarıdan bakan da çok şey görebilir ama resmi yapan kişi baktığında onu yaparken hissettiklerini hatırlar, o günü yeniden yaşar. Her resim onun için bir günlük sayfasından çok daha fazlasıdır, bu yüzden resim dış dünyaya verdiği gerçekliğin bir o kadarını da aslında bir sır gibi içerisinde taşır.

Resim çizmek sadece bir hobi değildir, insanı düşünmeye ve kendini tanımaya sevk eden bir araçtır. Sonucunda ise birçok hediyesi vardır. Tertemiz bir zihinle, sonraki güne uyandığında bunu sen de fark edeceksin.

Aylin Demirci içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Aylin Demirci içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]
Alman tiyatrocu Bertolt Brecht, çeşitli kaynaklarda şu sıfatlarla anılır: Oyun yazarı, tiyatro kuramcısı, dramaturg, yönetmen, epik tiyatronun kurucusu ve baş temsilcisi, diyalektik maddeci tiyatro biçiminin öncüsü, şair, hikâye yazarı, romancı, estetikçi… Tam adıyla Eugen Berthold Friedrich Brecht, 20. yüzyılın eşiğinde, 10 Şubat 1898’de Alman İmparatorluğu’nun Bavyera eyaletinde yer alan Augsburg kentinde doğdu. Bir kâğıt fabrikasında […]
Marie Curie Radyoaktivite alanında öncü araştırmalar yapmış ve bu araştırmaları sonucu Nobel Ödülü’ne layık görülmüş Leh-Fransız fizikçi ve kimyager Marie Curie 7 Kasım 1867 yılında, Polonya’nın Varşova kentinde dünyaya gelmiştir. Sofia, Hela ve Bronya isimlerinde 3 kız; Joseph isminde bir erkek kardeşi vardı. O sıralar ülkesinin durumu çok kötüydü. 1795 yılında güçlü bir krallık olan […]
Jane Casey’nin kaleme aldığı Maeve Kerrigan serisinin 8. kitabı “Sessizliğin Peşinde” çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Polisiye kitaplarını okumayı çok seviyorum zaten ve yazarın kalemiyle tanışalı uzun bir zaman oldu. Yazarın kitaplarına seri olduğunu bilmeden başlamış ve çok sevmiştim. Ama şunu söyleyeyim ki bir yanlış anlaşılmaya mahal vermeyeyim. Serinin her kitabında farklı bir […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.