fbpx

Bazı günler uyandığında bir his belirir içinde ve sen bugünün diğerlerinden farklı olacağına emin uyanırsın. Zihnin açıktır, bedenin senden tek bir hareket bekler. Günün gerektirdiği alelade işler tamamlandıktan sonra başlayıp tüm gününü vereceğin aktivite çoktan bellidir. Bir sihir gibi âdeta, biliyorsun ki onu gerçekleştirmeden zihnin serbest kalmayacak.

Çizmen gerek, boyaman ve tekrar çizmen…

Hiç, bir şey yaparken hem heyecanlandığın hem de dinginliği en derinlerde hissettiğin oldu mu? Kâğıda ne aktardığının bir önemi yok, güzel olup olmadığının da… Tek gereken, günlük hayattan çıkıp, o karmaşık zihnini arındırıp, içerisinden çizmeye değer bir şeyler bulabilmek.

Kim bilir kaç düşünce ve imge geçiyor aklından ve gözlerinin önünden. Birini seçebiliyorsun ve iki boyutlu da olsa somut bir gerçekliğe dönüştürebiliyorsun. Renk veriyorsun, gölgelerle boyut kazandırıyorsun.

Bana kalırsa resim yapmanın en güzel yanı, çizimin ne zaman biteceğini resmi yapan kişinin belirleyebilmesidir. Böylelikle kısıtlı zamanınız olduğunda bile içinizden gelen sesi küstürmeyip kendinizi renklerin dünyasına kaptırabilirsiniz ya da tüm günü, gelen ilhamı en güzel şekilde değerlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Maliyet, tamamen kişiye göre değişir. Belirleyici faktör, çizim tarzı ve kullanılacak materyaldir. Resim çizmek büyülü bir eylem; envaiçeşit materyal kullanarak da yapabilirsin, yalnızca tek bir kalem ve kâğıtla da. Ruh hâlini renklerle de yansıtabilirsin, siyah kâğıt üzerine beyaz boyayla da…

Resim seni özgürleştirir. Onu yapabilmek için bir odaya tıkılmana gerek yok, dilediğin ve yapabileceğine inandığın her yeri çizim mekânın hâline getirebilirsin. Hatta sevdiğin diğer aktiviteleri de resimle birleştirip üretkenliğini artırabilir, böylelikle iç sesine daha kolay ulaşabilirsin. Müzik dinleyerek resim yapmayı denediğinde sen de kendini, ruhunun renklerle dans ettiği farklı bir boyutta hissedeceksin. Duyular arası etkileşim arttıkça sonuçtan memnuniyetin de artacak.

Beden ve zihin işbirliğinin en çok gerçekleştiği eylemlerdendir resim çizmek. Matematiksel düşünebilme ve perspektif oluşturma anlayışı ise gözlem yapmayı seven herkese verilmiş birer hediye olarak gelir.

Tabii ki gelişmek için zamana ihtiyacın olacak ama kâğıda yansıttıklarına gururla bakabildiğin o ilk an geldiğinde bu hissi tekrar tadabileceğin en yakın zamanı bekliyor olacaksın. Ve yine bir gün, bitirdiğin resme bakarken böylesini yapabildiğine inanamazken bulacaksın kendini.

Bitirebildiğin her resim senin için çok değerli olacak. Evet resme dışarıdan bakan da çok şey görebilir ama resmi yapan kişi baktığında onu yaparken hissettiklerini hatırlar, o günü yeniden yaşar. Her resim onun için bir günlük sayfasından çok daha fazlasıdır, bu yüzden resim dış dünyaya verdiği gerçekliğin bir o kadarını da aslında bir sır gibi içerisinde taşır.

Resim çizmek sadece bir hobi değildir, insanı düşünmeye ve kendini tanımaya sevk eden bir araçtır. Sonucunda ise birçok hediyesi vardır. Tertemiz bir zihinle, sonraki güne uyandığında bunu sen de fark edeceksin.

Aylin içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Aylin içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]