fbpx

Aynı olay tekrar yaşanmış mahallede. Adamlar arabaların ön camını kırıp kaçıyorlar her seferinde. Bir de ön tarafa belli bir miktar para bırakıyorlar. Çalmıyorlar, sadece camı kırıp kaçıyorlar. Akıllara durgunluk veriyor gerçekten. Bir de her gece sadece bir aracı seçiyorlar. Bunu yapanları bulmamız lazım. Bir çözümünü bulup bunları yakalamamız gerekiyor. Bu gece sokak başlarında saklanabiliriz. Hangi araca zarar vereceklerini bilmiyoruz, bu da işimizi zorlaştırıyor. Mahallenin gençlerine de haber edelim. Bize yardım etsinler.

“Abi o kadar bekledik gelmeyecekleri tuttu. Hem uykumuzdan olduk hem de üşüdüğümüzle kaldık. Bu akşam beklemeyelim bence.” “Ya bu akşam gelirlerse?” “O da bir ihtimal tabii.” “Bugün biz akşama kadar dinlenelim, dükkana gençlerden biri baksın. Biz akşam dinç şekilde hallederiz.”

Hepimiz planladığımız köşelere saklandık. Yürüyen kişiler son nefesini duyuyordu sokağın. Geçen her saniye azalıyordu rutin misafiri sokağın. Dayanamaz hâle geldik. Sıkılmış ve üşümüştük. Yaklaşık 2 saat olmuştu ve bir yerden gürültü sesleri duyduk. Hemen seslerin geldiği yere koştuk. Koştuğumuz sırada arka arkaya “Gelin yakaladık! Gelin! Koşun!” gibi sesler duyduk. Olay yerine giderek yaklaşıyorduk. Artık olanları anlamaya çok yakındık. Koşmalarımız yavaşladığında yerde korkuyla başını tutan birisini gördük. Siyah ceketinde ayakkabı izleri belli oluyordu. Cılızdı ve titriyordu. Yeterince hırpalanmıştı. Gittim ve kolundan tutarak kaldırdım. Kolunu tuttuğum anda korkusunun arttığını hissettim. Belli, birisi ayarlamıştı bu genci. Kimdi? Kimlerdendi? Yüzünü görmek istiyorduk. Gençlerin hepsi etrafımıza çoktan toplanmıştı. Apartman pencerelerinde de meraklı gözlerle bizi seyreden mahalle halkı vardı. “Abi bırakın gideyim, vallahi bir daha yapmayacağım.” sesleriyle toprak sahaya yürüdük. Sesinden belliydi bizden değildi bu genç.

“Abi iki yan mahalledeki camcı ayarladı her şeyi. Kendisine müşteri çıkarmak için. Planı da tıkır tıkır işliyordu. Bunlardan kazandığı para ayağına takılır, işini görmez belki ama beni de tehdit etti abi. Gerçekten. Beni çaresiz bıraktı. Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyordu bana. Arabanın içine bırakılan ücretler de cam masrafından daha az olduğu için kendisi kazanıyordu her türlü. Buradaki mahalle sakinleri de oraya gidiyordu camını yaptırmaya. Aynı zamanda dükkanın ismini de duyurmuş oluyordu. Kusura bakmayın gerçekten. Lütfen bırakın beni gideyim.”

“Evlat sakin ol. Sen önce o camcının ismini ver bakalım. Ona dersini verelim. Sıra bizde nasıl olsa. Ayrıca reklamın iyisi kötüsü olmaz demek bu demek değildir.”

Dükkanın önüne geldik ve kameranın bizi görebileceği bir yerde durduk. Önce gencin yüzünü gösterdik ardından yazdığımız bir notu dükkan kapısına bıraktık. Notu bırakanın biz olduğunu öğrenmesi için kamera kayıtlarına bakmasını sağlamalıyız dedik ve dükkan camlarını kırıp paramparça hâle getirdik.

Dükkan sahibi kayıtlara bakacak ve notu görecekti. Ardından polise şikâyet etmeyi düşünecekti. O sırada geceden tembihlediğimiz genç de onun yanında olacaktı. Eğer polise giderse kendisinin de her şeyi polise anlatacağını, cezaların büyüğünü kendisinin alacağını bildirecekti.

Notumuzu ve uyarımızı almış olacak ki o zamandan beri mahallemize didinmedi.

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]