İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Rafflesia

Rafflesia

Dünyanın en büyük çiçeğiyle tanışmaya ne dersiniz?

RAFFLESIA_bublogta

Mucizelerle dolu olan bir dünyada yaşıyoruz. Öyle güzel bir dünya ki yaratılan varlıkların eşi benzeri yok. Düşünün, mesela bir çiçek. Zihnimizde canlanan çiçek, normal büyüklükte ve mis kokuludur değil mi. Fakat yaşadığımız dünyada öyle büyük bir çiçek var ki…

Belki benim gibi ansiklopedi tutkunlarındansanız geçmiş yıllarda tanışmışsınızdır bu muhteşem çiçekle.

Hemen anlatmaya geçmek istiyorum..

Öncelikle bu çiçek yani Rafflesia yaşadığımız dünyadaki en büyük çiçek. Endonezya’nın Sumatra adasında bulundu. Genellikle Endonezya’nın Sumatra ve Borneo adaları ile Tayland’daki Khao Sok Milli Parkı’nda görülüyor.

Taç yaprakları yani bizim her çiçekte gördüğümüz çiçeğin renkli kısmı, Rafflesia’da o kadar geniş ki yaklaşık bir metre civarında…

Yaklaşık olarak her bitki her çiçek güzel kokar değil mi? Fakat bu çiçek zaten kötü kokusuyla biliniyor. Öyle kötü bir kokuya sahip ki adeta leş kaktüsü gibi. Çürümüş et gibi kokuyor. Neden mi? Çünkü bu kokusuyla polen taşıyan sinekleri çekiyor. Yani avlamak için o kokuyu salmak zorunda.

Rafflesia normal çiçeklere göre devasa bir büyüklükte. Çapı 111 santimetre.

Sizce böylesi bir büyüklüğe sahip olan Rafflesia nasıl besleniyor?

Normal çiçeklerin aksine fotosentez yapmıyor. Yaprakları, dalları, tohumu ve bilinen anlamda kökleri yok.

İhtiyacı olan su ve besini mantar hücrelerine benzeyen ince uzun bağları olan bir daldan alıyor.

Sizce bu devasa çiçek tüm yıl boyunca açmış bir şekilde mi duruyor?

Tabii ki hayır. Kaktüs çiçeklerini hatta benzerliği açısından leş kaktüsünü düşünün.

Aynı kokuya, aynı tipe sahipler ve her ikisinin de açmış olarak kalma süreleri benzer yani 1 hafta.

Solmadan ve çürümeden 1 hafta dayanabiliyorlar.

Peki nasıl oluşuyorlar ve nasıl çiçek açıyorlar?

Çiçek açmadan önce birkaç yıl boyunca besleniyor. Beslenme kısmına az önce değinmiştik. 

Uzun ince bir daldan besleniyordu. Açmasına birkaç ay kala şişiyor.

Sonunda o dev gibi bir metrelik kulaklarıyla (taç yaprağıyla) parlak kırmızı bir kovaya benzeyen bir çiçek görünümüne kavuşuyor.

Tohumu olmadığı için ağaçların kökleri üzerine parazit olarak yeterli derecede ısı ve suyu bulunca oluşuyor.

DNA’sının bir kısmını üzerinde yaşadığı daldan alıyor ve henüz bilinmeyen bir nedenle bunları kendi genetik kodu için kullanıyor.

Yaşadığı ormanlar yavaş yavaş kayboluyor. Bunun sonucunda da Rafflesiaların nesli tükenmeyle karşı karşıya. Bunu fark eden İngiltere, Guardion gazetesinde bu konuyla ilgili haberde ”Rafflesia çiçek değil de fil ya da mavi balina gibi dev bir hayvan olsaydı korunması için daha fazla çaba gösterilecekti. Ama bu çiçekler büyük ölçüde ihmal ediliyor.” dedi.  İşte Rafflesialarımızın özellikleri burada son buluyor :))

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Asıl marifet buluttaydı ama herkes yağmura şiirler yazdı..

Yorum Yap