fbpx

Mucizelerle dolu olan bir dünyada yaşıyoruz. Öyle güzel bir dünya ki yaratılan varlıkların eşi benzeri yok. Düşünün, mesela bir çiçek. Zihnimizde canlanan çiçek, normal büyüklükte ve mis kokuludur değil mi. Fakat yaşadığımız dünyada öyle büyük bir çiçek var ki…

Belki benim gibi ansiklopedi tutkunlarındansanız geçmiş yıllarda tanışmışsınızdır bu muhteşem çiçekle.

Hemen anlatmaya geçmek istiyorum..

Öncelikle bu çiçek yani Rafflesia yaşadığımız dünyadaki en büyük çiçek. Endonezya’nın Sumatra adasında bulundu. Genellikle Endonezya’nın Sumatra ve Borneo adaları ile Tayland’daki Khao Sok Milli Parkı’nda görülüyor.

Taç yaprakları yani bizim her çiçekte gördüğümüz çiçeğin renkli kısmı, Rafflesia’da o kadar geniş ki yaklaşık bir metre civarında…

Yaklaşık olarak her bitki her çiçek güzel kokar değil mi? Fakat bu çiçek zaten kötü kokusuyla biliniyor. Öyle kötü bir kokuya sahip ki adeta leş kaktüsü gibi. Çürümüş et gibi kokuyor. Neden mi? Çünkü bu kokusuyla polen taşıyan sinekleri çekiyor. Yani avlamak için o kokuyu salmak zorunda.

Rafflesia normal çiçeklere göre devasa bir büyüklükte. Çapı 111 santimetre.

Sizce böylesi bir büyüklüğe sahip olan Rafflesia nasıl besleniyor?

Normal çiçeklerin aksine fotosentez yapmıyor. Yaprakları, dalları, tohumu ve bilinen anlamda kökleri yok.

İhtiyacı olan su ve besini mantar hücrelerine benzeyen ince uzun bağları olan bir daldan alıyor.

Sizce bu devasa çiçek tüm yıl boyunca açmış bir şekilde mi duruyor?

Tabii ki hayır. Kaktüs çiçeklerini hatta benzerliği açısından leş kaktüsünü düşünün.

Aynı kokuya, aynı tipe sahipler ve her ikisinin de açmış olarak kalma süreleri benzer yani 1 hafta.

Solmadan ve çürümeden 1 hafta dayanabiliyorlar.

Peki nasıl oluşuyorlar ve nasıl çiçek açıyorlar?

Çiçek açmadan önce birkaç yıl boyunca besleniyor. Beslenme kısmına az önce değinmiştik. 

Uzun ince bir daldan besleniyordu. Açmasına birkaç ay kala şişiyor.

Sonunda o dev gibi bir metrelik kulaklarıyla (taç yaprağıyla) parlak kırmızı bir kovaya benzeyen bir çiçek görünümüne kavuşuyor.

Tohumu olmadığı için ağaçların kökleri üzerine parazit olarak yeterli derecede ısı ve suyu bulunca oluşuyor.

DNA’sının bir kısmını üzerinde yaşadığı daldan alıyor ve henüz bilinmeyen bir nedenle bunları kendi genetik kodu için kullanıyor.

Yaşadığı ormanlar yavaş yavaş kayboluyor. Bunun sonucunda da Rafflesiaların nesli tükenmeyle karşı karşıya. Bunu fark eden İngiltere, Guardion gazetesinde bu konuyla ilgili haberde ”Rafflesia çiçek değil de fil ya da mavi balina gibi dev bir hayvan olsaydı korunması için daha fazla çaba gösterilecekti. Ama bu çiçekler büyük ölçüde ihmal ediliyor.” dedi.  İşte Rafflesialarımızın özellikleri burada son buluyor :))

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]