fbpx

Yemeklerimizin vazgeçilmezlerinden, öğrenci mutfaklarının kralı patates 16.yüzyıldan önce dünyada pek bilinen bir şey değildi. Gelin bakalım bu hem ucuz hem de lezzetli sebze patates nasıl ortaya çıkmış onu inceleyelim.

1500’lere az bir vakit var, İtalyan kolonist Kolomb’un yeni dünya keşfiyle başlayan koloni hareketlerinin beraberinde getirdiği birçok şeyden biri de patatesti.
İlk olarak Kastilya ile tanışması pek verimli olmamıştı çünkü çiğ olarak yenmeye çalışıldı. Halk ve ordu bu sebzeyi hayvanlarına yem olarak kullanıyordu. 30 yıl savaşları sırasında Alman topraklarında bulunan Kastil ordusunun atlarına yem olarak verdiği patateslerden çalan dönemin açlık ve hastalıklarla boğuşan Alman köylüleri kabuğunu bile soymadan yemişlerdi. Birtakım hastalıklarla karşılaşan halk zaten salgın haldeki hastalığın sebebini patates bellemişler. Bundandır ki yıllar sonra yine bir başka savaşta Almanlara esir düşmüş bir Fransız’ın yediği ve ülkesine götürdüğü şey patatesti.

Patatesin Fransızlarla olan tanışması da pek hoş değil aslında çünkü daha kimse nasıl kullanılacağını bilmiyordu ve malum açlık Fransayı da vurmuştu. Patates kolay yetişiyordu, maliyeti azdı. Dönemin kralı 16. Louis bu duruma bir çözüm üretmek amacıyla kraliyet arazilerine patates kökleri ektirdi ve başlarına da muhafızlar koydurdu. Bunu gören halk şaşırmıştı ve tarlada ekili olan bu kadar değerli şeyin ne olduğunu merak ediyorlardı. Bu büyük merak köylülerden bazılarının tarlaya girip yetişen patateslerden alma girişimine neden oldu ama muhafızlar daha önceden uyarılmıştı; tarladaki hırsızlığa göz yumulacaktı.

Plan başarıyla işliyordu, halk çok değerli bir şey olduğunu düşünerek patatesi yemeye ve bahçesine ekmeye başlamıştı. Bununla birlikte patatesin nasıl pişirileceği de öğrenilmişti ve zamanla Fransız mutfağının vazgeçilmez ürünlerinden biri olarak sofralardaki yerini alarak tüm kıtaya yayıldı.

Ali Gül içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Ali Gül içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]