Siz değerli okuyucuların da bildiği üzere dünyamız 2020 yılında etkisini gösteren pandemiyle beraber büyük bir sınavdan geçmektedir. Bu pandeminin hayatın çeşitli alanlarında çeşitli etkileri olmuştur ancak bugün, biz burada ekonomi üzerindeki etkisinden bahsedeceğiz. Bunu yaparken öncelikle dünya, daha sonrasında Türkiye üzerindeki etkisinden bahsedeceğiz.

Pandeminin başlamasıyla beraber hükümetlerin aldığı ve bizlerin de karşı karşıya kaldığı birtakım tedbirler hayata geçirilmek zorunda kalındı. Bunların başında sokağa çıkma ve seyahat kısıtlamaları gelmektedir. Bu yasakların en çok zarar verdiği şey ekonomi olmuştur hatta maalesef ekonomik durumu kötü olan ülkeler bu tarz tedbirleri alamamış veyahut daha hafif tedbirlerle yetinmek zorunda kalmıştır.

Bu yasakların başlamasıyla beraber insanlar sokağa çıkamadılar ve doğal olarak alışveriş yapamadılar. Günümüzde dünyanın kapitalist bir düzende yönetildiğini hatırlatmak ihtiyacı duyuyorum. Kapitalist düzenin işlemesi için sizlerin de bildiği üzere birilerinin üretmesi ve birilerinin de üretileni satın alması gerekir, buna da alışveriş denir. Dolayısıyla insanlar sokağa çıkamadığı için para harcayamadılar yani para dolaşımı durma noktasına geldi ve bu da şirketlerin ve küçük işletmelerin ürettikleri ürünleri satamamalarına dolayısıyla mali olarak ciddi hasar almalarına sebep oldu. Elbette ki burada bir parantez açmamız gerekiyor çünkü birilerinin krizi birilerinin de fırsatı olabiliyor. Teknoloji tabanlı şirketler özellikle uzaktan eğitim ve uzaktan çalışma gibi uygulamalardan faydalanarak ürünlerindeki satışı arttırmışlardır. Ayrıca Netlflix, Zoom gibi şirketler de bu dönemde güzel kazanç elde ettiler. Nitekim aynı şekilde sanal alışveriş siteleri de güzel karlar yakaladılar, bunların başında Amazon gelmektedir. ABD’nin teknoloji endeksi olan NASDAQ en hızlı toparlanan endekslerden birisi oldu. Sadece NASDAQ’a bakarak bile bu çıkarımları yapmak mümkündür.

Her ne kadar bu devasa teknoloji şirketleri değerine değer katmış olsalar da özellikle küçük işletmeler pandemiden en büyük hasarı alanlar oldu çünkü müşteriye en çok ihtiyacı küçük işletmeler duymaktadır. Hükümetler bunun farkında oldukları için yasakları açıklarken yanlarında da teşvik paketleri ya da yardım paketleri açıklama yoluna gittiler. Türkiye de küçük işletmelere faizsiz kredi verme yoluna gitmiş olsa da elbette ki gelişmiş ülkeler kadar teşvikler çıkarmayı başaramadı. Dolayısıyla bu dönem içinde iflas etmek zorunda kalan pek çok küçük işletmeyle karşılaştık ve bir süre daha karşılaşacağız gibi duruyor.

Pandemi döneminde iktisadi olarak önemli bir olayla karşı karşıya kaldık. Pandeminin başında borsalar çok sert düşmüş olsalar da devamında yükselmeye başladılar hatta şu anda Amerikan Endeksleri pandeminin başından bile daha değerli hale geldi. Bu çok enteresan ve tuhaf bir durumdur çünkü şirketlerin satış yapmakta zorlandığı hatta batma riskiyle karşı karşıya kaldığı bir ortamda biz bu şirketlerin hisselerinin borsada yükseldiğine şahit olduk. Örneğin Borsa İstanbul’da uçuşlar yasakken havayolu hisselerinin yükseldiğini gördük. Bu oldukça çelişkili bir durumdur çünkü uçak uçmuyor, dolayısıyla şirket bilet satamıyor, dolayısıyla zarar ediyor ama yatırımcı bu şirketlere yatırım yapmayı bırakmıyor ve hisseleri değerleniyor. Bunu dünyanın pek çok yerinde pek çok farklı şekilde yaşadık. Bu konu üzerine özellikle The Economist dergisi “A Dangerous Gap” adında bir makale yayınladı. Bu makalede finans piyasaları yani borsalar ve reel ekonomi yani hane halkı arasında oluşan uçurumdan bahsedildi. Dolayısıyla şunu gördük; işsizlik zirve yapıyor, şirketler batıyor veya zarar ediyor ama borsada hisseleri yükseliyor yani şirketlerin değeri artıyor yani borsada (finans piyasasında) yaşananla sokakta (reel ekonomide) yaşananlar arasında ciddi bir çelişki yaşandı ve bu da iktisadi olarak finans piyasalarının düşündüğümüz kadar reel ekonomiyle paralel gitmeyebileceğini bizlere gösterdi.

İşsizlik konusu bu dönemde oldukça önemli bir konu haline geldi. Mart 2020 tarihinde ABD’de işsizlik %4.4’ken Nisan 2020 tarihinde birden %14.7’ye fırladı ve Ekim 2020 itibariyle %6.9’a düşmüş durumda. Bu işsizliğin sebebini elbette ki ciddi derecede zarar eden şirketlerin giderlerini azaltmak için işçi çıkarmasına bağlayabiliriz. Türkiye bu konuda enteresan bir tedbir aldı ve işten çıkarmayı yasakladı ancak ücretsiz izni serbest bıraktı. Bunun etkili bir tedbir olduğunu söylemek oldukça güç nitekim yasak kalktığında işsizliğin aniden fırlama riski var ayrıca ücretsiz izne çıkarılan vatandaşların da hakkının ne kadar yendiği veya yenmediği tartışmaya oldukça açık bir konu.

Özellikle Amerika Merkez Bankası’nın (FED) para basmasıyla beraber piyasada çok ciddi para bolluğu yaşanıyor. Bu basılan bol miktarda para borsalara ve altına gitti ve bunların değerlenmesine sebep oldu diyebiliriz. Altın yılbaşından bu yana %60’a yakın yükselirken borsalarsa toparlanmayı hatta pandemiden önceki noktalarını geçmeyi başardı diyebiliriz. Ayrıca basılan bu para dolar endeksinin değer kaybetmesine sebep oldu yani doların dünya çapında değeri düştü ancak Türk Lirası maalesef daha hızlı değer kaybettiği için biz bu fırsattan faydalanamadık. Dolardaki bu düşüşün etkisi en çok Euro/Dolar paritesinde gördük. Euro/Dolar paritesi yılbaşında 1.12 seviyesindeyken 6.12.2020 tarihindeyse 1.21 seviyelerine gelmiş durumda.

Daha yazılacak çok şey olmasına karşın yazı uzadığı için kısaca Türkiye’den de bahsedip bitirmek istiyorum. Türkiye bu pandemiden maalesef çok kötü şekilde etkilendi. Özellikle döviz konusunda ciddi sıkıntı yaşayan Türkiye, turizm gibi ciddi döviz girişi sağlayan bir kaynağından bu sene faydalanamadı. Aynı şekilde gurbetçiler de gelemedikleri için döviz getiremediler. Bunlarla birlikte Türk ekonomisi ciddi kur şokuna maruz kaldı ve Türk Lirası, dolar karşısında adeta eridi. Türkiye’de maalesef işletmelere ekonomik durumdan dolayı yeteri kadar da teşvik verilemedi. Şimdilik işten çıkarma yasak olduğu için o konuda net bir fikrimiz bulunmuyor. Bu kur şoku yüzünden Merkez Bankası rezervlerinin büyük bir kısmını eritmek zorunda kaldı ve rezervlerimizin negatif seviyelere geçtiği konuşulmaya başlandı. Dolayısıyla genel olarak pandemiden Türkiye’nin çok sert şekilde etkilendiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Umuyoruz ilerleyen dönemde bu durumu hep beraber atlatmayı başarırız. Özellikle virüsün Çin’de çıkmasından dolayı, Çin’den diğer ülkelere üretim kayması olacağı bekleniyor. Eğer üretim kapasitelerimizi arttırır ve bu kaymadan faydalanabilirsek Türkiye olarak pandeminin bir faydasını görmüş oluruz.

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Her sayının bir anlamı yoktur belki. İnsanlar için önemli veya önemsiz binlerce sayı, binlerce rakam pi sayısının içinde yuvarlanıp gitmektedir. Fakat bu sayının ülkemizde yaşayan her insan için önemli olması gerekmektedir. Önemli olmak zorundadır. Bu sayı Türkiye’deki Hayvanları Koruma Kanunu’nu ifade ediyor. 24 Haziran 2004’ten bugüne kadar aynı şekliyle korunmuş bir anayasa maddesi. 5199’a göre […]
Merhaba. Uzun adı Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği, kısa adı ise Gemi İnşa Mühendisliği olan bölümümü anlatmaya çalışacağım. Çoğu mühendislik bölümü gibi gemi inşa mühendisliği de içinde matematik, fizik, kimya ve özellikle matematik ve fiziğin alt dallarını içinde barındıran bir bölümdür. Özellikle mukavemet, sayısal yöntemler ve diferansiyel denklemler vazgeçilmez dersler arasındadır. Bu teorik dersleri […]
Mühendisliğin yapı taşı olan makine mühendisliğine bir şans verme zamanı gelmedi mi sizce de? Hakkında bir sürü şaka ve espri yapılmış bu disiplin hayatımızın her dakikasına dahildir. Haydi kısa bir tura çıkalım.  ”Her şey ters gidiyorsa unutma; uçak rüzgârı karşısına alarak yükselir, arkasına alarak değil.” Henry Ford Makine mühendisliği, her türlü mekanik ve enerji dönüşüm […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.