fbpx

Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik Kuramı, Newton Mekaniği’nin incelemede eksik kaldığı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemedeki eksikliği gidermiştir.

Albert Einstein 1905 yılında Özel Görelilik Kuramı ve 1915 yılında Genel Görelilik Kuramı ile modern fiziğin temellerini atmıştır. Özel ve Genel Görelilik Kuramlarını anlayabilmek için aralarındaki farkları anlamak gerekmektedir. İkisi arasındaki fark ise eylemli (ivmeli) ve eylemsiz (ivmesiz) konuşlanma sistemleri üzerinden ortaya konmuş olmalarıdır.

Eylemsiz Konuşlanma Sistemi

Eylemsiz Konuşlanma Sistemi’ni ivmesiz bir koordinat sistemi olarak ifade edebiliriz. Dolayısıyla eylemsiz koordinat sistemi bir yere göre ya sabittir ya da düzgün doğrusal bir şekilde hareket etmektedir. Bir gezegen veya yıldız üzerinden açıklamak gerekirse bu sisteme göre gezegen veya yıldızlar sabit olmalı ya da doğrusal ve değişmeyen bir şekilde hareket etmelidir. Doğrusal hareketliliği, yıldız ve gezegenin hareket hızının azalıp artmaması yani sabit kalması şeklinde ifade edebiliriz.

Eylemli Konuşlanma Sistemi

Eylemsiz sistemlere göre bir ivmeye sahip olan sistemlere Eylemli Konuşlanma Sistemleri diyebiliriz. Yani içinde eylemsizlik yasası geçerli olmayan konuşlanma sistemleri eylemli konuşlanma sistemleridir.

Özel Görelilik Kuramı

Görelilik Kuramı, hızı ışık hızına yaklaşan cisimleri inceler ve Newton Mekaniği’nin eksik kalan bu yönünü giderir. Özel Görelilik Kuramı, sadece eylemsiz konuşlanma sistemlerinde uygulanabilirliğe sahiptir.

Genel Görelilik Kuramı

Genel Görelilik Kuramı eylemli konuşlanma sistemlerinde de uygulanabilir. Albert Einstein Genel Görelilik Kuramı içinde anlattığı kütle çekim teorisi ile kütle çekimi diye bir şeyin olmadığını da ifade etmiştir. Ona göre uzay-zaman doludur. Büyük kütleli cisimler ise uzayda bükülmeler yaratır. Bu durum gergin bir çarşafın üzerine konan demir bir topun çarşafı kendine çekmesi ve çarşafı büzmesi gibi düşünülebilir. Bu kuramdan yola çıkarak kütlelerin ışığı da büktüğü teorisini ortaya atmış olan Albert Einstein’ın bu teorisi sonraki yıllarda ispatlanmıştır.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.