İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Tarih
  3. Oz Tamgasının Serüveni

Oz Tamgasının Serüveni

1930'lu yıllar... 2. Dünya savaşı tüm hızıyla devam ederken Almanya'da hükümet değişikliği olur ve Almanya'da her yer bir işarete bürünür; Svastika veya ÖnTürklere göre Oz Tamgası...

Polish_20201015_073519716-1

OZ DAMGASININ SERÜVENİ

1930’lu yıllar… 2. Dünya Savaşı tüm hızıyla devam ederken Almanya’da hükümet değişikliği olur ve Almanya’da her yer bir işarete bürünür; Svastika veya Ön Türklere göre Oz Tamgası…
Peki bu işaretin anlamı ne? Hitler neden bu işareti kullandı? İşaretin kökeni ne?

Oz Tamgasının Anlamı

Oz damgası mağara duvarlarına, kilimlere, bayraklara işlenmiş olup Orhun’dan Anadolu’ya kadar çeşitli eserlerde görülmektedir. Göktürler öncesi Türk toplumu olan Ön Türkler tarafından dört adet ters “L” harfinin birleştirilmesi ile oluşan bu çarkıfeleği ifade eder. Daha sonra bu işaretin Ön Türkler’in Tibet ve Hindistan’a göçleri ile bu coğrafyalarda da yaygınlaşmıştır. Damga, ozlaşarak tanrıya erişme ve diğer dünyada başkalaşım düşüncesine inancı ifade etmektedir. Ayrıca Türk saz şairleri, sazları ile hayatları ozlaştırdıklarını yani tanrıya eriştiklerini düşünürler. Bu nedenle Türk saz şairlerine ”ozan” denilir.
Ozlaşarak yaratıcıya ulaşma fikri; Mevlana’yı, Yunus Emre’yi Anadolu’ya gönderen Ahmet Yesevi’nin de temel felsefesiydi.
Oz tamgası Türk milletinin binlerce yıldır kullandığı bir işarettir. Doğanın döngüsünü, tanrıya geri dönüşü ifade eder. Anadolu’ya erken giriş yapan Türklerin mezarlarında, Selçuklu mimarisinde, yakın tarihte ise Alevi mezar taşlarında bu simge kullanılmıştır.
• Ön-Türkçe tersine L harfi ”ög” damgasıdır. Anlamı felsefi, yüksek düşünce yani tanrıya erişmek için gerekli düşünce demektir.
• Ön-atalarımız 4 adet ög damgasını uçlarından bir haç şekli oluşturacak şekilde birleştirmişlerdir. 4 sayısı, dört cihan demektir ki bu şekil 4 cihanda tanrıya erişme düşüncesine sahip olma demektir.
• Haç diye görülen şekil ise günahsız olmayı ifade eder. MS 4’üncü yüzyılda Vatikan tarafından kabul edilmiştir.
• Aslında meydana gelen şekil haç değil, oz tamgasıdır. El işlerinde bu şekil genelde 5 kollu olarak geçer ve adı ”yanar/ döner”dir. Çünkü şekil, dönme hissi verir. Bu oz damgası ruhun dönerek tanrıya erişmesini ifade eder.
• Bu Ön-Türkçe tamgayı araştırmacılarımız Kandıra Hazinesi’ndeki 123 parça sikke üzerinde bulurlar. Araştırmacılarımız bu damgayı “yel değirmeni” diye değerlendirmişlerdir.
• İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Bizans Sikkesi denen ve 1 numara ile kayıtlı olan sikke gene bu damgayı taşımaktadır.
• İÖ 500 tarihi verilen bu sikkeler bu tarihte, İstanbul’da Bizanslıların değil, ön-atalarımızın bulunduklarını gösterir.
• Bu sikkelerin öteki yüzünde Ön-Türkçe oy-ögüy; yani düşünme yeteneği yazılıdır.
• Oz tamgası şeklinde düzenlenmiş olan bu ög damgaları, kilim ve halılarımızda da mevcuttur.

DİĞER DİLLERDE OZ KELİMESİ

Haluk Tarcan’a göre;
Haç sembolünde dip kültür Türklerdir. Oz tamgası aşağıdaki gibi Avrupa dillerine yerleşmiştir.
• crOSs İngilizce
• croOCe Latince
• kreUZ Almanca
• stavrOS Yunanca

İSLAM DİNİNDE VE MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİNDE OZ TAMGASI

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde halı kilim motiflerinde, ayrıca süsleme resimlerinde ve hat sanatında kullanılmıştır. İslam sanatında süsleme resimlerinde desen ve motif olarak kullanılmıştır. İran’daki Cuma Camii ve Lübnan’daki Tiripoli’de Taynal Cami’lerinin her ikisinde de svastika motifleri vardır.
Kazakistan’ın Türkistan kentinde bulunan Ahmet Yesevi Türbesi, ana kapının sağ tarafında değişik tasvir edilmiş bir svastika, ana kapının sol tarafında ise yaygın olarak bilinen haliyle bir svastika bulunmaktadır
Dört yöne salınmış kollarıyla dış Oğuz tarafından dünyanın dört bir yanına yayıldığını belirtir ve tüm evreni simgeler.

Türkiye’de, başta Milas ve Efes olmak üzere Ege Bölgesi’nde, svastika kullanımıyla ilgili birçok tarihsel iz bulunur. Amasya Hatuniye Camii’nde svastika mevcuttur. Milas’ta Kurşunlu Camii olarak bilinen Firuz Bey Camii’nin giriş kapısı üzerinde bir svastika işareti bulunur, ayrıca Milas Müzesi’nin bahçesinde bulunan bir taşın üzerinde 4 adet svastikadan oluşan bir dikdörtgen rölyef vardır.

Diyarbakır’ın dış dünyaya açılan 4 tane kapısı mevcuttur. Bunlar kuzeyde Dağ Kapı (Harput Kapı), batıda Urfa Kapı (Halep Kapı), güneyde Mardin Kapı ve doğuda Yeni Kapı (Dicle Kapı veya Sur Kapı) dır. Surlarda birçok medeniyetin imzası niteliğindeki ve içlerinde Süryanice de yazılı olan kitabeler ve motiflerin yanında görülen gamalı haç şekilleri bulunmaktadır.
Anadolu’da tarih öncesi çağlara ait bulunan ve dünyanın da bu dönemlere ait bilgilere ulaşması açısından gözbebeği olmuş, Konya’da bulunan Çatalhöyük’te yapılan kazılardan elde edilen MÖ 7500 yıllarında Cilalı Taş ve Bakır Devri’ne ait taş tabletlerde ve ev gereçlerinin bir kısmında svastika sembolü kullanılmıştır.

Çatalhöyük’le ilgili olarak kapsamlı araştırmalara imza atmış olan James Mellaart’a göre, “Bütün gamalı haçlar, dışarıya doğru yayılan olan merkezi bir hareketle gösterilir. Kendi statik merkezi, evren ve tanrısal gücün merkezini temsil eder. Svastika, bilinen bir simge olarak Avrasya’nın bütün parçalarında kullanılmıştır”.
Amasya Hatuniye Camii çeşmesi başında da 5 adet (belirgin olarak 3 adet) Svastika sembolü bulunmaktadır. Sivas, Tunceli, Bursa ve Konya gibi Türkmen şehirlerimizde de birçok oz damgası bulunmaktadır.

Yorum Yap

Yorum Yap