fbpx

“Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.” Ne derin ne içten dökmüş içini Oğuz Atay o eşsiz romanı Tutunamayanlar’da. Kitabı bir kenara bırakıp uzun uzun düşünmeli. Hayatımıza bir kez olsun uzaktan bakıp ”Ben ne yapıyorum?” demeli. Hayatımız çok iyi veya çok kötü gidiyor olabilir, fark etmez. Oğuz Atay yaşamaktan -gerçekten yaşamaktan- nasıl koşarak uzaklaştığımızdan bahsediyor burada. Çünkü iyi veya kötü; yaşamış olmaktır önemli olan. Yaşayabilmiş olmak. Hepimize tanıdık, bir o kadar da hepimizden kilometrelerce uzak satırlar. Biz de korkuyoruz yaşamaktan. Hem de ne korkmak! Ödümüz kopuyor birine iki kelime laf söylerken bile. İnsan korkusu demek geliyor içimden. Çünkü ne gelirse başımıza insandan geliyor. Kırk kat el veya karındaşımız. Fark etmiyor artık. Güven kaybolalı yıllar oluyor. Aramıyor değiliz de en son gören kişi bu hayattan gideli çok olmuş. Yerini bilen yok, öyküsünü duyan da. Belediyede çalışıp aynı zamanda altın arayan kırk beş yaşındaki abiler gibiyiz insanlık olarak. Ya da geçici iş diye çalışmaya başlayıp on yıl doldurduktan sonra derin bir pişmanlık duyan kasiyerler gibi. Korku var ama umut da bırakmıyor peşimizi. Ya bulursak aradığımızı? Mutlu mu oluruz? Yok o kadar da değil. İnsan mutlu olamaz ki. İstediği bir şey olduğunda bir anlık sevinç duyar, daha sonra geçer hemen. İstemediği, yapamadığı şeyleri düşünür ve bulur mutsuzluğu. Güven kadar mutsuzluk da peşinde koştuğumuz bir ihtiyaç aslında. Tek farkı mutsuzluğa olan ihtiyacımızı hissetmeyiz. Doyumsuzluk artık tuvalete gitmek gibi bir şey ya, mutsuzluk da bu yolda ilerliyor. Onu da yemek yerine koyarsak huzur içinde değilse bile ne yaşadığımızın farkında olarak ölürüz. Çünkü hayata pozitif bakmak kadar, hayatın farkında olmak da önemlidir.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.