fbpx

Işık hızıyla geçen ömür, içine sıkıştırılmış ama yetiştiremediğim onca şey… Geri alma tuşu bozuk bir senaryonun içindeyim. Anlamadığım, anlamak istemediğim bir senaryo bu. Kalıplaşmışın, teamülün yüceltilip gündem olduğu, yaratıcılığın hayallerin ”işe yaramaz” kılındığı bu perdede boşluk ilk defa sıkmıyor canımı, yalnızlık ilk defa acıtmıyor ve duygularım ilk defa kemirmiyor içimi. İlk defa boş oturmak, öylece dünyayı izlemek hoşuma gidiyor. İstemediğim bir hayatın sorumlulukları öyle yordu ki.

Her şeyi bırakıp kaç, diyor bir yanım ama nereye? O sırada Ahmet Hamdi Tanpınar sözleri çınlıyor kulağımda ”En iyisi…kaçmaktı. Kendi içinde kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım?” Ben dediğim benliğin içinde dahi sığdırılmaya çalışılan bir kalabalık vardı, mecbur kılınmış azap silsilesi. Zor, her şey zor; kaçmak, yalnızlık, sükûnet içinde kalmak bile zor. Durgunluğa en muhtaç olduğum anda yapılmayı bekleyen onca iş illa buluyor yakama yapışacak bir yer, kaçsam da buluyor dursam da.

Geride kalan onca yaşın en kötü öğretisi bu olsa gerek. Her şey öyle belirsiz ki. Aklı başında birine ”Ben artık yemek yemekten su içmekten bıktım.” demek kadar mantıksız. Bir oyuncunun tüm kariyerini borçlu olduğu bir sahnenin en önemli cümlesini unutması kadar hayal kırıcı. Özel gereksinimi olan bir insanın, Everest’in zirvesine tek başıma tırmanacağım, diye söz vermesi kadar ütopik.  Dedim ya zor. Zamandan kaçmak da onu yakalamaya çalışmak da…

Ah ben! Devler ülkesindeki tek cüce. Bilmişler (!) deryasındaki cahil, bilmezden gelenlerin içindeki alim. Teknolojinin çığırından çıktığı bu zamanda tüyü okkanın içindeki mürekkebe batırıp el yazısıyla bir şeyler anlatmaya çalışan son katip. Ressam muhabbetlerini dinleyen renklerden bihaber kör. Ben; bastırılmış sevgilerin varisi, birkaç sahte tebessümün mutlu ettiği kişi, suyu yirmi derecede kaynatan, sulak yerde kaktüs çölde gül yetiştiren, ayrılıkların başkenti, vuslatın aralanmış kapısı… Ben; çevresi geniş ama yalnız, edebiyat profesörlerinin içindeki tek dilsiz, konservatuvarın tek sağır öğrencisi, kendi içinde galip dünyaya yenik düşenim.

Kim demiş ki olmaz diye?

Havva Oğuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Havva Oğuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.