fbpx

Kimi zaman ‘’düşünme, takıntı, saplantı hastalığı’’ olarak da nitelendirilen, kısaltılışı OKB şeklinde olan bu rahatsızlığı daha da detaylandıralım.

Tanım olarak obsesyon kişinin elinde olmadan, istemeden aklına gelen; sürekli olarak tekrar eden ve kişiye rahatsızlık veren düşüncelerdir. Örneğin kişinin tuttuğu her cisimden kendisine mikrop, kir vs. bulaştığını düşünmesi bir obsesyondur. Kompulsiyon (zorlantı) ise obsesif düşünceler doğrultusunda ortaya çıkan davranışlardır. Kişi bu davranışlarını saçma, uygunsuz bulsa bile kendisini bu davranışları yapmaktan alıkoyamaz. Ve bunları yinelemeye başlar. Mesela kişinin kendisine mikrop bulaşmasıyla ilgili obsesyonlar zihninde oluştuğunda sık sık ellerini yıkaması buna örnektir. Son olarak kompulsif, kompulsiyon hareketlerine verilen isimdir. Tanımlardan da az çok anlaşılacağı üzere bu bir düşünce, kaygı bozukluğu rahatsızlığıdır ve ciddi bir rahatsızlıktır. Çoğu zaman kişilerin gündelik işlerinin aksamasına dahi sebep olabilir. Bu durumda kişinin işlevselliği azımsanamayacak şekilde etkilenir. Ve giderek günlük hayatın büyük bir kısmını kısıtlamaya, ilişkilere zarar vermeye başlar. Peki OKB neden oluşur? Herhangi spesifik bir sebebi yok fakat bazı varsayımlar bulunmakta. Bunlar; genetik nedenler, çocukluk çağı travmaları, kişilik özellikleri, beynin işlevlerinin ve serotonin hormonunun bozulmasıdır. Tedavi yöntemleri arasında ilaç ve bilişsel-davranışçı tedavisi yer alır. İlaç tedavisinin etkilerinin görülmesi için iki hafta beklemek gerekir. Tedavinin etkili olup olmadığına karar vermek için ise en az 10 hafta sürmesi gerekir. Eğer etkiliyse 2 yıl kadar ilaçlı tedavi süreci başlamış olur. Davranış tedavisindeki amaç kişiyi kaygılandıran obsesyonlarla yüzleştirmek ve bu yüzleştirme sırasında oluşan kaygıyı azaltmak için devreye giren kompulsiyonları engellemektir. Buna alıştırma tedavisi denir. Bilişsel tedavilerde ise amaç rahatsız eden düşüncelerin yarattığı sorumluluk hissiyatını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Sorumluluk biçiminde bir algılama olmazsa kişi aklına gelen rahatsız edici düşünceyi etkisiz kılmak için kompulsif hareketlerde bulunmayacaktır. Bilişsel hatalar belirlendikten sonra kişiye yararı olmayan, rahatsızlık veren bu düşüncelerin yerine daha yararlı, gerçekçi ve işlevsel düşünceler ile yer değiştirilmesi sağlanır. Kısaca bilişsel-davranışçı tedavileri büyük önem taşırlar. OKB, önceden nadir olan bir rahatsızlık iken son zamanlarda giderek hızla arttığı gözlemlenmiştir. Yapılan araştırmalarda büyük toplum kesimlerinin her 100 kişiden 2 veya 3’ünde görüldüğü belirtilmiştir. Ve bu rahatsızlığın genele oranla daha hassas ve zeki insanlarda rastlandığına, vurdumduymaz insanlarda pek rastlanan bir durum olmadığı saptanmıştır.

Son olarak bir diğer konu ise OKB bozukluğu, şizofreni vb. gibi rahatsızlıklara dönüşebilir mi? Kaygı bozukluğu yaşayan bu kişiler kendilerine birçok negatif düşünceyi yakıştırırlar. Ancak yine de OKB, panik atak, şizofreni ya da anksiyeteye dönüşmez.

Tuana Bozdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Tuana Bozdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yazar sayımızın 300’ü aştığı şu günlerde hevesli yazarlarımıza yol gösterebilmek veya en azından daha kaliteli içerikler üretebilmeleri adına bazı ipucular vermek için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Bu yazı boyunca bir dijital içeriğin nasıl yazılması gerektiğinden bahsedeceğim. Bublogta içeriklerinin bir kısmı şiir ve denemelerden oluşuyor ve bu yazıda söyleyeceğim şeyler bu içerikler için çok […]
Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]