O gece yaşamaya karar vermiştim. Bir umut muydu bu? Umut, umut insanda derken Nâzım Hikmet, belki de bunu kast etmişti. Karşımda duran bu negatif kalabalığa karşı elbette içimde bir ışık vardı bulmam gereken. Bir filozof, dünyaya hiç gelmemiş olmanın insanın başına gelebilecek en güzel şeylerden birisi olduğunu söylemişti. Buradan hareketle gece verdiğim kararı sorguladığım zaman aslında kaybetmiş olduğumu düşündüm ve hemen ardından da saçma bir düşünce olduğuna kanaat getirip uyudum. Darbe, etten bir darbedir ve somuttur. Kelimeler bir ok gibi saplanır eğer buna izin verirsen.
O gece, henüz aydınlık etten bir duvarla örtülmeden yetişmeliydim karanlığa. Karanlıklar bizim olmalıydı ki aydınlık bir unsur üretebilelim. Kendime kızıyordum ama bazı saçma sapan düşünceler ışığında içimde bazı karanlıkların vücut bulmasını çözememiştim. Bizler, güneşi göreceğimiz günü değil de güneş olacağımız günler için mücadele edenler arasında olmalıydık. Bu yüzden içimizde surlar örmeyelim çünkü bu surların içine aldığımız yakınlarımız bu kaleyi içeriden fethedecek olan kitleyi oluşturuyor. Her insan, çizdiği yolun kurbanı ya da yolcusu mudur gerçekten de? Ama eğer öyle olsaydı başkasının yoluyla yolumuz kesişmezdi.
Rutini tamamlamıştım oysaki. Ayakkabı tamircisi, simit satan çocuk, önünde tartı ile o günün kazancını bekleyen çocuk… Hepsinin yüzünde tebessüm bırakacak şeyler söylemiştim. Biliyordum ama içlerinde ne depremler oluyordu ne fırtınalar kopuyordu. Gülümsemek zor değildi fakat insanın içinde oluşan yaranın kanamasına henüz bir çare üretememiştik. Yanlarından geçerken toplumsal eşitsizlik yüzüme çarpıyordu. O gece yaşamaya karar verecektim. Biliyordum ki radikal bir karar alacaktım. Bir zamanlar, radikal kararlar alanların başarılı bireyler olacağına dair ortak bir kanıya varmıştık. Eve yaklaşırken aklımda dönüp duran bu mesele yolumu daha da uzatıyordu. Başarı ne ile ölçülebilirdi? Bunu düşündükten sonra kendime dahi ifade edemediğim birtakım sözler geçti aklımdan. Eve ulaştığım zaman hem bu meseleyi şimdilik askıya almak için hem de biraz olsun kafamı rahatlatmak için sonuca ulaşmış gibi yaptım. Kendimi kandırdım, ararken. Bireyin, özerkliğini ilk önce kendisine ilan etmesi bir başarıdır. Sonra almayı unuttuğum bir şey aklıma geldi ama iş işten geçmişti. O geceye çok yakındım. Umuttum kendimce ve yaşamaya karar verecektim. Dinlenmem gerekiyordu, hazır olmalıydım ve ilk defa olarak bunu isteyerek yapmalıydım. Gözlüklerimi çıkartıp dünyayı biraz da bulanık görmek hiç fena olmazdı. Dalmışım, dalga geçercesine hem de.

Okuyucularımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar O Gece
  • 10 Aralık 2020

    Yüreğinize sağlık Samet Bey.

    Cevapla
    • 10 Aralık 2020

      Teşekkür ederim

      Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Anne, ben çıkıyorum. Ne zaman gelirim, bilmem. Geç kalırsam bekleme, uyu tamam mı?”Kapının ağzından seslenmiştim anneme. Neye, nereye, kime gittiğimi ben bile bilmiyordum o an. Sadece gitmek, kaçmak, uzaklaşmak istiyordum. Neyden, kimden? Var olan herkesten, her şeyden… Kendimden bile… Nereye gittiğimi bilmeden çıkmıştım ancak karar vermem uzun sürmemişti. İşin aslı, gittiğim yer hiç değişmemişti. Güneşi […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Bilinmeyen Bir Yazı Kaçacak bir yerim kalmamıştı, kendi içimde dahi saklanamıyordum. Yürümeye başladım ve geçtiğim her sokak silindi ardımdan. Dünya sanki yalnızca benim etrafımda dönüyordu. Hızına yetişemediğimden hep başımın dönmesi. Biraz eksik ve bir hayli yavaş yaşıyordum. Hâlâ, yağmurun yağma sürecini takip etmeye yetmemişti gözlerimin kuru kalması. Evet, yağmur yağınca ekseriyetle ağlardım ve damlalara karışmasın […]
İnsan neden kötü duyguların tesirini daha çok hisseder? Şöyle bir düşünecek olursak mutlu olduğunuz anılarınız mı daha çok aklınızda kalmış, yoksa canınızın yandığı mı? Size zarar verecek ya da canınızı yakacak bir şeye inanmak aptallıktır. Bu zaten inandığınız şey değil; bazı durumların sonucunda ortaya çıkan, zihninizin oluşturduğu inanç veyahut düşüncedir. Zihninizin içine daldığınızda zaman ve […]
–İsmin ve işin nedir? +Atamert Yavuz. Amatör lig futbolcusuyum. Bilmiyon mu bunu zaten, bu ne iş ben anlamadım? –İşinden memnun musun? +Memnunum… Memnundum, pandemi girdikten sonra çocukluk aşkım olan futboldan yaklaşık 10 aydır uzak kaldım. Senin dırdırınla yaşamayı bilmiyorsun sen… –Bu seni hangi yönlerden etkiledi? +Bu beni maddi manevi her yönden etkiledi. Virüs yüzünden işsiz […]
Biri var. Pencerenin kenarından gözlediğin Yarının yok olmasına sebep olacak biri var Kurumaya yüz tutmuş bir çiçek Su vermenin fayda etmediği Sen su veriyorsun Çünkü biri var Dönüşte çiçeği görmek isteyen biri Sinirlenince çekip gitmek istiyorsun Hiçbir şey düşünmeden Başını bırakıp gitmek istediğin biri var Aklının onda kalacağı biri var Üzülünce ağlamak istiyorsun Kim görürse […]
SAÇ ÖRGÜSÜ Kitap Adı: Saç Örgüsü Orijinal Adı: La Tresse Yazar: Laetitia Colombani Çeviri: Gülşah Ercenk Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi Sayfa: 188 Baskı: 2020 Tür: Roman İtalya, Kanada ve Hindistan… Üç farklı ülke… Smita, Giulia ve Sarah… Üç farklı kadın… Bu üç kadın, üç farklı kıtada, üç farklı hayat yaşıyorlar. Birbirlerinin varlıklarından bile haberleri olmayan […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.