fbpx

Sisteme kahrolsun! Öyle acımasız ki her şeyi başarıya ve paraya bağlıyor. Oysa asıl değerli olan doğru bir amaç uğruna heba edilen çabalar değil midir? Şimdi kendime böyle rahat bir kûşe-i uzlet bulmuşken yılların birikimini dökmek istiyorum. Yaşın ve yaşantıların doğru oranda ilerlemediğini söylemek istiyorum. Yüzü anıların ağırlığıyla çökmüş, gözünde geçmişin yaşantılarını yansıtan büyüklerimizin içinde kaybolmuş çocuklukları adına konuşmak istiyorum. Öylesine lanet ediyorum ki buna. Neye? Bilmiyorum! Her şeye lanet ediyorum. ”Her şey” bu yaşadığım karmaşayı dosdoğru anlatmaz belki, yaşadığım çağa lanet ediyorum.

Konuşuyorum işte, sesimi duyanınız var mı? Bu coğrafyada oluşuma, bazen de bu tarihte doğuşuma kızıyorum. Aynı tarihte Avrupa’nın para bolluğuyla kavrulduğu bir yerinde doğsaydım beni şımarık bir çocuk yapacak, Afrika’nın güneşle kavrulduğu bir çölünde doğsaydım bir yudum suya muhtaç bırakacak çağa çok kızıyorum. Aynı yerde bu zamanlar doğsam beni teknoloji manyağı bomboş bir kafa yapacak, yıllar önce doğsam ”Erkek mi yoksa toprak mı?” diye absürtçe soranların arasında toprak yapacak insanlığa bütün nefretimi kusuyorum.

Kafam allak bullak ve bazı şeyleri nasıl ifade ederim bilmiyorum. Hani bazen bir koku gelir burnunuza, çok iyi bilirsiniz ne olduğunu ama bir türlü adı gelmez dilinizin ucuna. Bazen bir melodi duyarsınız, çok derinlerde, gizlediğiniz, sobanın cızırtısıyla süslenmiş bir anınızı gün yüzüne çıkarır, evet bir yerlerde o notaları duymuşsunuzdur. Ama bir türlü resmedemezsiniz o anı. Bazen bir duygu, hani ilk defa aşık olduğunuzda… Ezelden beri tanıdığınız bir dostunuzu kucaklar gibi sarılırsınız ya o duyguya. Ama bir türlü isim veremezsiniz, anlatamazsınız hissettirdiklerini. Öylesine bir boşluktayım. Ne demek istediğimi çok iyi biliyor ama bir o kadar bilmiyorum. Kelimeler kifayetsiz kalıyor kafamın içindekilere. Ya da ben öyle sanıyorum. Ve bu gariptir. Sanki iyi hissettiriyor!

Sabahattin Ali’nin çok sevdiğim kitabı Kürk Mantolu Madonna’da bu demek istediğimi çok güzel ifade eden şu cümleler yer alıyor; “Belki yazacaklarım yaşadığım kadar acı olmaz ve ben biraz ferahlarım. Birçok şeylerin zannettiğimden daha ehemmiyetsiz, basit olduğunu görüp kendi heyecanımdan utanırım. Belki…”

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.