fbpx

Hatırlıyor musun, bir gün iyi hissetmiyordum ve sen “Yanına gelmemi ister misin?” diye sormuştun. Hemen geçmişti üzüntüm biliyor musun? O kadar uzaktan sırf ben üzüldüm diye yanına geleyim demiştin. Düşünmen bile beni çok mutlu etmişti. Ama mutluluğum kısa sürdü. Aklıma kız kardeşim geldi, sana anlatmıştım. O da senin gibi, neredeyse dünyanın öbür ucundan yanına gelirim demişti. Şimdi hayatımda yok. Bu şüphe aklımda öyle bir yer edindi ki gideceğini düşünmeden edemedim. Gittin ya zaten, bir kez olsun ”Yanılıyorum o beni bırakıp hiçbir yere gitmez.” demek istemiştim. Keşke yanıltsaydın beni sevgilim. Anlamadığım çok şey var, madem sonunda gidecektin neden inandırdın ki beni bu kadar sevdiğine? Neden ellerimi tutmak istedin madem bırakacaktın? Öyle eşsiz ve güzeldi ki sözlerin ben çok inandım. Ruhumla inandım, benliğimle inandım, bize inandım. Keşke beni hiç inandırmasaydın sevgilim. Neden birlikte olduk ki sanki biz, arkadaş kalamaz mıydık? O zaman en azından bu kadar çabuk bitmeyeceğini bilirdim. Neden sevmek istedin ruhumu can özüm? İyi mi oldu şimdi, avuç içlerim, dizlerim hep yara bere içinde. Bırakınca ellerimi öyle düştüm ki kanıyor canım. Halbuki ben senin dizlerin acıyor diye sarıp tek tek izlerinden öpmüştüm yaralarının… Bu muydu karşılığı? Nasıl susturacağım şimdi kalbimi, benliğimi, ruhumu? Nasıl susturacağım aynadaki kadını? Kabullenemiyor oluşumun suçlusu ben miyim şimdi sevgilim, sen söylemedin mi ellerimi hiç bırakmayacağını? Bana üzerine bastırarak dedin ki “Peki bu sonsuzluğun içinde sadece beyaz masallar olmayacak bazen kabuslar da olacak, buna hazır mısınız?” kelimesi kelimesine aklımda evet. Ben sana kabuslar yaşarken de beyaz masallarda yaşarken de elinden tutacağım ve hiç bırakmayacağım dedim. Ben sözümü tutmayı çok istedim sevgilim de sen buna mahal vermedin. Sen söylediğin o bütün sözlerin arkasına kendini gizledin. Beni öyle inandırmıştın ki kalbine, sana… Defalarca kez bir sonu olmamasını diledim ben. Defalarca kez sonsuza kadar sürmesini diledim. Defalarca kez sana gelmeyi düşledim. Beni böyle saracak ne vardı sevgilim, göz bebeklerime oturacak. Bütün bunları okumayacağını bilerek yazıyorum, umursamazsın ki sen. Ardında bıraktığın ardında kalmıştır. Sen hep önüne bakarsın. Yine de umarım iyi olursun, hak ettiğin o mutlu ve huzurlu hayatı yaşarsın. Sevdiğin kadınla olursun, sevdiğin şeyleri yaparsın. Umarım kendi sonsuzluğunda sağlıklı ve hep mutlu olursun. Seni seviyorum sevgilim.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.