fbpx

Şu 60-70 yıllık ömrümüzde o kadar mücadeleye giriyoruz ki bazen sayısını biz bile kaçırıyoruz. Artık ipin ucunu kaçırmak değil de bir yarışmayı düstur edinmişiz. Sürekli bir yarışma var şu kısacık ömrümüzde. Zaten hayat da bir yarışma değil mi? Doğarken bile bir yarışın içindeyiz, Kimisi de ölürken bile bir yarışmaya kurban gidiyor. “Yasin, Mustafa’yla yaptığı araba yarışmasında son nefesini verdi.” diye haber duyarız. Ölürken bir yarış var mı bilmiyorum ama kimse ölme yarışında birinci gelmek istemiyor bu apaçık bir gerçek. Ben inanıyorum ki Taş Devri’nde de yarışma, birbirini geçme mücadelesi vardı. Misal X kabilesindeki kızı isteyen iki gencin hangisiyle evleneceği yarışması. Esasında günümüzde de belki X kabilesi değildir, X kızının Y erkeği ve Z erkeğinin farklı alanlarda kriterlerle bir seçim yaptığını görürüz. Aslında günlük yaşantımızda da bir sürü yarış içerisindeyiz. Kim şirkette çavuş olacak, kim fabrikada çavuş olacak gibi bir sürü mücadele içerisindeyiz. Bazen indirimli ürünlerde, bazen de açık artırma ile  satılan tablo için yarışma…

En çok da kendimizle mücadele içerisindeyiz. Gönlümüze sözümüz geçmiyor bazen. “Sevme.” diyorsun, yine seni dinlemeyip bildiğini yapıyor. Ya da diyette olan birinin tatlıyı görünce kendine hâkim olamayıp kendini tatlıya esir etmesi gibi…  Söylemek istemediğimiz sözler çıkıyor ağzımızdan, pişman olmuyor muyuz çoğu zaman? Evet. Ama kırmak istemediğimiz birini kırdığımızda düzeltmesi de zor oluyor. Hep bir pişmanlık, hep bir “Şunu seçseydim.”, keşkelerle dolu bir hayat. Bilemeyiz, belki yarışı kazansaydık daha mı mutlu olurduk. Belki de daha üzgün olacağımız bir hayatı kaçırmışızdır bu sefer. Belki de hiç istemeyeceğimiz olaylarla, yaşantılarla dolu bir yaşamı kaçırmışızdır bu sefer.

Kimi yaşamlar var yıllar boyu beklenen amaca ulaşmak için (Emeklilik gibi mesela. Yıllarca asgari ücretle canla başla çalış, ardından emekli ol lakin daha 1 yıl geçmeden emekli maaşını yemeden, rahatına kavuşamadan ölmek acı bir durum.), Kimi hedefler var ter dökülerek kazanmak için (Belki bir maraton koşucusu, belki bir araba yarışı, belki de ramazanda fırından çıkan sıcak pide için.), Kimi inançlar var (dini inançlar gibi) yeni bir hayata başlamak için…

Her ne olursa insan içinde bulunduğu durumdan sürekli şikâyetçi olup bir yere varamaz. “Olduğun yeri cennet yapamazsan kaçtığın her yer cehennemdir.” Sensin o yeri güzelleştirecek, sensin o yerde mutlu olmanın yolunu bulacak. Bu yer inşaatta yabancı memleketten gelen insanların olduğu bir yer de olabilir; bir şirkette, fabrikada sevmediğin insanların bulunduğu ortam da olsa orada mutlu olmanın yolunu bulacak sensin. Özetle hayatımız bir yarış. Bu yarışın iyi ve güzel yerleri de var. Yeter ki mutluluğu sadece hedefte aramayalım. Hedefe giden yolda mutlu olalım. Ve şu söz hiçbir zaman unutulmamalıdır: “Her şey seninle başlar.” Kalın mutluluğa giden yolda sağlıcakla…

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]