fbpx

…Kaldırımda yürümeye devam ederken bir yandan da etrafıma bakınıyordum. Gecenin en karanlık dakikalarında sokağı aydınlatan bütün o kulüplerin, barların, pavyonların tabelalarını inceleyerek ilerliyordum. İnsanlar önlerinde kuyruk olmuşlar, ne için? Sadece birkaç saat anlamsızca müzik dinleyip dans adını verdikleri sağa sola doğru yalpalama hareketlerini yapmak için. Dans boş bir iştir demiyorum, sadece bu anlamsız hareketlerin dans olmadığını iddia ediyorum ve bu iddiamı desteklemiyor olman gerçekten hiç umurumda değil. Her neyse, peki ben neden buradayım? Çünkü ben de bu kuyruklardaki herkes kadar zavallıyım hatta onlardan daha da zavallıyım. Ben, hiçbir şeyi olmayan basit bir adamdan başka bir şey değilim. Buradayım çünkü yapacak başka bir işim yok, buradayım çünkü eve gidip uyumak için bir sebebim yok, buradayım çünkü karşı karşıya oturup çorba içebileceğim bir arkadaşım yok. Her şeye rağmen, burada olmayı seçtiğim için buradayım.
Kuyruklardan birisine girdim ve sıramın gelmesini beklemeye başladım, aslında o kadar uzun sürmüyormuş, sıram oldukça hızlı bir biçimde gelmişti. İçeriye girdim ve tezgahın başında duran sandalyelerden birisine oturdum, bir kadının yanıma doğru yaklaştığını gördüm, sihir! Artık yalnız değildim. Güzeller güzeli bir hanımefendi bana eşlik etmek için geliyordu, beni merak ediyordu, benimle konuşmak istiyordu, ne de olsa işi buydu değil mi? Her neyse, yanıma geldi ve bir içki ısmarlamam için bana ısrar etti, ben de neden olmasın ki diye düşündüm ve elimi kaldırıp barmenden içkileri getirmesini işaret ettim. Etrafıma bakındığımda ne gördüm biliyor musunuz? Benim gibi bir sürü insan! Polis, doktor, iş adamı, işçi hepsi burada oturmuş benim gibi kendine bir arkadaş bulmuştu. En azından burada kimin ne olduğu belliydi, hatta az ötede bir imam bile vardı ama neyse, kendisine yazık etmeyelim, sadece çay içiyordu ama kadına on beşinci içkisini ısmarlamıştı.
Saatler geçtikten sonra dışarı çıktığımda darmadağın olmuş hâldeydim, başımı kaldırdım ve gökyüzüne doğru baktım, güneş ışıklarını yavaşça saçmaya başlamıştı, karanlık yerini aydınlığa teslim ediyordu. Balo başlıyordu, polis üniformasını düzeltti ve karakola doğru gitti, iş adamı takım elbisesini düzeltti ve şirketine doğru yola koyuldu, imam mı? Muhtemelen içkinin ne kadar kötü bir şey olduğu hakkında vaaz vermek için yola koyulmuştu bile. Karanlıktaki gerçekler, aydınlıkla beraber maskelerin ardına gizlenmişti bile….

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.