Araba durdu, şoförümün kapıyı açmasını beklerken elimdeki gazeteyi katladım ve arka koltuğun üzerine koydum. Teknoloji sayesinde her şeye her an internetle erişebiliyor olsak da gazete okumak benim bırakamayacağım bir alışkanlıktı ve her fırsatta bunu değerlendirirdim. Şoför arabanın kapısını açtı, arabadan indim ve ceketin yakalarından tutup düzelttikten sonra söyle bir başımı kaldırıp kendimle gurur duymadan duramadım. Güneşin batışıyla birleşince sulu boya tablosundan farksız olan malikanemde gözlerimi sakince gezdirdim, yüzümde bir gülümseme belirdi. Yavaş adımlarla merdivenlerden yukarı doğru çıkmaya başladım, bir malikaneniz de olsa merdivenlerden kurtulamıyordunuz, az da olsa çıkmak zorunda kalıyordum. Kapının önüne geldiğimde kapı hiç bekletilmeden açıldı, kapıyı açan uşak başını eğerek beni selamladı, ben de elimi kaldırarak karşılık verdim ve içeri girdim. Akşam yemeği saati yaklaşıyordu, ben de doğruca yemek masasına geçtim, tahmin ettiğiniz gibi beş kişilik ailem için otuz kişilik upuzun masalardan birisine sahiptim ve bundan da gayet memnundum. Masaya geldiğimde üstü bir kraliyet sofrası gibi donatılmıştı ve mumlarla süslenmişti. Uşağa doğru elimi kaldırarak işaret yaptım, uşak eşimi ve üç çocuğumu çağırmak için yan odaya geçti, ben de masanın başına oturdum ve birazdan mideme inecek olan ve çeşitte sınır tanımayan bu sofraya bakarak iştahımı daha da kabarttım.
Birkaç dakika içinde çocuklarım ve eşim eşlik etmek için yemek masasına oturdular ve benimle beraber yemeklerini yemeye başladılar. Herkes oldukça sessizdi ki insanlar normalden daha sessizse genelde sakladıkları bir şeyler oluyor, bunu öğrenecek kadar hayat deneyimine sahiptim. Erkek çocuğumun gözündeki morluğu fark etmem çok da uzun sürmedi, gizlemeye çalışıyordu ancak neden gizlemeye çalıştığını da anlamakta hayli güçlük çekiyordum.
Ona ne olduğunu sorduğumda bana saldırıya uğradığını söyledi ancak kimin saldırdığını söylemedi. Kimin saldırdığının artık bir önemi de yoktu aslında fakat böyle bir şey hele ki benim çocuğum için asla tekrarlanamazdı. Sonraki gün onunla beraber gitmesi için üç tane korumamı görevlendireceğimi söyledim, somurttu ve önündeki yemeğe eğilip başını kaldırmadı. Eşim bir anda bana çıkıştı ve korumaları göndermemem gerektiğini söyledi, çocuğun okula tek başına gidip gelmesi daha iyiymiş, eşim böyle düşünüyordu fakat gözünün rengi değişmiş şekilde gelecekse eve, ben ona hiç katılmıyordum. Korumaların gönderileceğini söylemem üzerine bundan böyle herkesin yanında en az üç koruma bulunması yönünde emir verdim. Eşim bu duruma oldukça şaşırmıştı, elindeki çatalı öfkesinden aldığı kuvvetle öyle bir sıkıyordu ki çatalı her an ortadan ikiye ayırabilir ya da birden bana doğru fırlatabilirdi. Elindeki çatalı hızla önündeki bifteğe sapladı, gözlerini yavaşça benim gözlerine yaklaştırdı “Ben senin kuklan değilim, her an beni kontrol edemezsin, korumalarının her şeye karışacağını biliyorum, korumaların seninle kalsın.” sözleriyle adeta bombardımana tuttu ancak kararımı değiştirmeyeceğimi sert bir dille ifade ettim ve daha fazla ısrar ederse daha büyük cezalar vereceğimi söyledim. Öfkeyle yemeğini bitirdi ve masayı terk etti, çocuklar da fazla durmadı.
Masanın başında tek başıma otururken uşak eğitimli olduğunu her yanıyla belli eden zarif hareketleriyle kahvemi masaya bıraktı ve yanımdaki sandalyeyi iki kenarından tutup kibar bir şekilde çekerek üzerine oturdu. Biraz da şaşırmış gözlerimi uşağa doğru diktim, uşak benimle pek oturup sohbet etmeyi tercih etmezdi. Son derece mükemmel diksiyonuyla söze girdi, kulaklarımı açtım ve dinlemeye başladım, insan böyle bir sesi dinlemeden duramıyordu. Bana maaşının bu ay eksik geldiğini ve bazı çalışanların da aynı sorunla karşılaştıklarını bildirdi. Bundan zaten haberim vardı ancak onlara haber vermeyi unutmuş olmalıydım. Gülümseyerek ona durumu açıklamaya çalıştım, “Geçen hafta borsadaki yatırımlarımızdan çok zarar ettiğimiz için maaşlarınızda kesintiye gittim.”
Uşak şaşırmış bir suratla bana doğru bakıyordu, ben de onun bu kadar şaşırmasına şaşırdığım için aynı suratla ona bakıyordum. Bana, benim ettiğim zarardan neden onların sorumlu tutulduğunu sordu. Küstahlığa bakar mısınız!? Benim evim, benim kuralların beğenmeyen gidebilir. Biraz daha ciddi bir tavır takındım, “Hepiniz bu evde yaşıyorsunuz, bu evin kaynaklarını kullanıyorsunuz. Bunu bir tür vergi gibi düşün.” diyerek karşılık verdim.
Uşak üzgün bir şekilde masadan kalktı ve arkasını dönüp hızlı adımlarla uzaklaştı. Biraz dinlenmek için televizyonun karşısına geçecektim ki birden telefonum çalmaya başladı, kimse bana rahat vermiyordu! Telefonu cebimden çıkardım, finans uzmanı arıyordu, hiddetli bir şekilde telefonu açtım ve hesap sormaya başladım, adam sakin bir şekilde bana durumu açıklamaya çalışıyordu. Sustum, onu dinlemeye başladım, bana verdiği tavsiyeye uymadığım için zararda olduğumu söyledi ve kendi tavsiye ettiği yatırımları sunarak bana bunu kanıtlamaya çalıştı. Onu pek fazla dinlemedim ve biraz daha azarlamaya devam ettim, bana istifa ettiğini söyleyip telefonu yüzüme kapattı. Sandalyemden fırlayıp masadaki çatalı elime alarak duvara fırlattım. Kimdi ki bu adam benim yüzüme telefon kapatıyor!
Ona ihtiyacım yoktu, kendim de halledebilirdim, tüm parayı kafamın estiği hisselere bastım ve seçtiğim her hisse beni daha da dibe götürdü.
Yaklaşık bir hafta içinde servetimin yarısını kaybetmiştim ve çalışanların maaşını daha da çok düşürmek zorunda kalmıştım, ayrıca aileme de daha fazla son kalite yiyecekler getiremiyordum, kraliyet yemekleri bir haftada tarih olmuştu. Uşak yanıma geldi, vergileri daha ne kadar artıracağımı sordu, belirli bir cevap veremiyordum, ”Ne kadar gerekirse o kadar.” diyerek cevap verdim. Eşim korumalara daha fazla dayanamıyordu, her şeylerini kısıtladıklarını söylüyordu bana fakat güvenlik bazen özgürlüğe değişebileceğin bir şeydir.
Bir ay sonra akşam yemeği için masaya oturduğumda uşak yanıma gelmemişti, ailemi çağırmak için kendim kalktım ancak kimseyi bulamıyordum. Yarım saat kadar onları aradıktan sonra evde kimse olmadığını anladım ve masaya dönüp tek başıma yemeğimi yemeye başladım. Akşam biraz vakit geçirdikten sonra uyumak için yatağıma girdim, gözlerimi kapattım.
Gözlerimi açtığımda birden öksürmeye başladım, odanın içerisi duman doluydu. Hızla yatağımdan kalktım, odadan çıkmaya çalıştım fakat bu imkansızdı, her yer alevler içerisindeydi ve koridorun yarısı çoktan çökmüştü, pencereye doğru koştuğumda gözlerime inanamıyordum, bütün çalışanlarım aşağıdan benim odamı seyrediyor ve gülüyorlardı. Pencereyi açtım, atlamayı düşünüyordum, başka çarem yoktu, düşündüğümü de yaptım ve kendimi yer çekiminin kollarına bıraktım.
Çalılıkların arasına düştüm ancak bu, düşüşümü hiç de yavaşlatmadı, ayağa kalkamıyordum, iki elimle sürünerek kaçmaya çalışıyordum ancak kaçmak imkansızdı benimkisi sadece içi bomboş bir umuttu. Uşak eğitimli olduğunu her şekliyle belli eden adımlarla bana doğru yaklaştı, ona döndüğümde gözlerindeki öfkeyi daha önce hiçbir yerde görmemiştim. Elini ceketinin cebine attı ve bir zarf açacağı çıkarıp boynuma dayadı. Bir bebek gibi ağlıyordum, ”Ne istiyorsun?” diye sordum, ”Vergileri düşürmenizi…” diyerek cevap verdi, düşüreceğimi söyledim, her şeyi yapardım. Uşak yeri göğü inleten bir kahkaha attı, “Fakat efendim vergileri indirseniz bile her şeyinizi kaybettiniz, bizi neyle besleyeceksiniz, bize neyle bakacaksınız?” diyerek dalga geçiyordu. Uşak şaşılacak derecede yoğun bir soğukkanlılık içinde zarf açacağını boynuma geçirdi ve çıkardı, karanlık gözlerime hâkim olurken gördüğüm son şey, uşağın elindeki kanlı zarf açacağı ile diğer çalışanlara ve aileme dönerek “Artık her birimiz kendimizin efendisiyiz.” dediği oldu.

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

İki gün önce, Spotify kullanmaya başladığım 6 Temmuz 2017 tarihinden bu yana en çok hangi şarkıyı dinlediğime baktım. Çıkan sonuç sürpriz değildi. Losing My Religion… 1990 yılının Eylül ve Ekim ayları arasında kaydedilen ve 1991 yılında yayınlanan Losing My Religion, R.E.M grubunun Out of Time albümünün ilk teklisidir. Albümü başarıya ulaştırmış ve grup için önemli […]
“Türkiye’de atanamayan öğretmen sayısının İzlanda’nın nüfusundan daha fazla olduğunu biliyor musunuz bayım?” Sesim biraz yüksek çıkmıştı, oysa artık mikrofona konuşmuyordum. Hatta amacımdan uzaklaşmış olacağım ki kalabalıkta da gezinmiyordu gözlerim, yalnız biriyle temas halindelerdi. “İndirin şu şarlatanı kürsüden! Ha bire böyle kendini bilmişler çıkıyor, karnınız doymuyor mu, aç mısınız bu ülkede ulan kardeşim ya!” Ne dediğini […]
2020 yılında pandeminin dünyayı sarmasıyla beraber hayatımızdaki pek çok alanda çok farklı bir döneme girdik. Gerek iş hayatımızda, bazılarımızın okul hayatında, bazılarımızın psikolojik yapısında ciddi değişikler meydana geldi. Kısacası hayatımız belirli konularda bir şekilde bu pandemiden etkilendi. Pandemi her şeyi etkilediği gibi ülke ekonomilerini ve finansal piyasaları da şüphesiz ki etkiledi. Bundan daha önceki yazılarımda […]
Cinsiyet Farkının Zekâ Üzerindeki Etkisi Zekâ her dönemde insanların dikkatini çekmiş ve üzerinde sürekli düşünülmüş bir kavramdır. Geçmişte ve günümüzde farklı yaklaşımlarla zekânın birçok tanımı yapılmıştır ve literatürde çok sayıda farklı tanımı bulunmaktadır. Kimi uzmanlar zekâyı algılama, muhakeme, yargılama, planlama, problem çözme, soyut düşünme, dil becerileri ve öğrenme kavramlarını kullanarak tanımlamaktadır. En genel tanımıyla zekâ, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.