fbpx

Bazen zor zamanlardan geçer insan. Nefessiz kaldığı, çıkmak isteyip de çıkamadığı boşluklar olur hayatında. Çok değişkendir hayatımız. Biz planlar yapıp dururken hayat çoktan senin için bambaşka bir yol çizmiştir. Bazen de tam aksi, çok mutlu oluruz işte. Öyle ki üzüldüğümüz zaman yaptığımız ağlamayı mutluluktan yapar oluruz. İşte böyle gariptir hayat.

Her zaman bizi boşluklardan çıkaracak biri olmayabilir hayatta veya mutlu anımızı daha da güzel yapacak biri. Ya da biz mi öyle zannederiz?

Bunların hepsini yapacak ve her zaman var olduğunu bildiğimiz tek bir kişi var aslında bu hayatta. O da kendimiz.

Bu zamanlarda ise bize yardımcı olacak şeyler hobilerimizdir. Ben birçok hobi denedim. Kimine zor deyip pes ettim, kimi ise zor olmasına rağmen devam ettim. Eğer sizin yapmak istediğiniz bir şey varsa ama zor gelmişse pes etmeyin. Herkes 1 saat yaparak kendini geliştiriyorsa siz 2 saat yapın. Samuel Beckett’in bize dediği gibi ‘’Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.’’

Benim bugün bahsetmek istediğim hobim yoga.

Ben spor geçmişi olan bir kız değilim. Hatta geçmişte spor adına yaptığım pek bir şey yok. Çocuk aklımla hep utandığım için voleybol, basketbol gibi sporlarda kendimi denemeye korktum. Bunları anlatmamın sebebi ‘’Yaşım geçti ya…’’ deyip pes etmemenizi sağlamak.

Üniversitede 2. yılımda başladım yogaya. Hesapsız, plansız bir şekilde. ’’Ay yoga matım yok.’’ diye nazlanmadım. Bir battaniye üzerinde başladım önce, hem belki sıkılır bırakırım diye ama bırakmadım. Önce uygulamalardan başladım fakat bazı hareketler çok kolay, bazı zor hareketlerin ise kolay alternatifi olmadığı için bana bir şey katmadığını fark ederek rotayı hemen Youtube’a çevirdim. Yapamam diye korkmadım ama en önemlisi acele etmedim hiç.

Başlangıç seviye yogayla başladım tabii ki. Sanki o videoyu yükleyenler amuda kalkarak mı başladı? İlk video bile senin için zor gelecek, ertesi sabah kalktığında her yerinin ağrıdığını hissedeceksin fakat sen aynı videoyu tekrar ettikçe bir bakmışsın ki ağrıların geçmiş. Hareketleri yaparken terlemelerin geçmiş ve diğer videoya geçmek vücudunda yine aynı acıyı hissetmek için heyecanlısın. İstersen her gün yap istersen haftada 3-4 kez. Ben genelde her gün yapmaya çalışırken hafta sonu aksattığım oluyor. İhtiyacıma göre bir videoyu 1 hafta veya 2 hafta yapıyorum. İhtiyacım olmadığını, artık yorulmadığımı, hareketlerin kolay gelmeye başlamasıyla anlıyorum. Çok yorucuysa ertesi gün yerine daha kolay bir video koyarak vücudumu dinlendiriyorum.

Sizi en çok mutlu edecek olan şey başlarda yapamadığınız hareketi ileride bir cesaretle deneyip yapıyor olduğunuzu görmek.

Ben tam köprü hareketini hayatımda ilk kez yapmayı denediğimde kollarımı aşırı güçsüz hissetmiş, yerden 0.5 cm dahi kalkamamış ve yarım köprüde kalmıştım. Yaklaşık 4-5 ay bu hareketi bir daha hiç düşünmedim. Geçen günlerde ise bir cesaretle baktım ki tam köprüdeyim. O gün tüm gün benim olmuştu. Şimdi canım sıkıldıkça durup tekrar tekrar yapıyorum. Şu anda da yapamadığım pek çok hareket var fakat zamanla onlar da olacak biliyorum.

‘’İnsanın belli başlı iki günahı vardır; öbürleri bunlardan çıkar: sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız olduğu için cennetten kovuldu, tembelliğinden geri dönemiyor. Yo, belki de sadece bir günahları var; sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötürü geri dönemiyorlar.’’ demiş Kafka.

Korktuğun, cesaret edemediğin veya üşendiğin ne varsa kalk, dene, başarısız ol ama yine dene, sabret.

Ne istediğine karar ver ve başarılı olana kadar asla pes etme.

Özlem Toksöz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
6 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Özlem Toksöz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.