Birçoğumuza gitmenin imkansız gibi göründüğü ama aslında bir o kadar da mümkün olan uzay pek çok insanın hayalini süsler.

Bir uzay yolculuğunda olduğunuzu farz edin. Milyonlarca yıldızın ve simsiyah bir evrenin tam ortasındasınız. Hiç şüphesiz kendinizi bir anda bambaşka bir deneyimin içinde buluyorsunuz. Peki sizce bu eşsiz deneyim ve heyecanı yaşayan insanların uzayda bir günü nasıl geçiyor?

Kimi insan için denizde yüzmek zordur. Ayakları yere bassın ister çünkü başka türlü güvende hissedemez kendini. Bu tip insanlar için uzay, hayal gibidir. Yer çekiminin olmadığı yere adapte olmak onlar için kolay bir şey değildir.

İnsanların doğasında istemek vardır. Gördüklerimizden duyduklarımıza kadar her şeyi isteriz. En çok da bizim için gerçekleştirilmesi zor, biraz da imkansız olanları. Bu zor gibi gözükenlerin başında da uzay gelir. Ama biz insanlar için istemek yetmez. Astronotlar için bile uzaya gitmeyi istemek yeterli değil. Aylarca yer çekimsiz bir ortama adapte olup olamayacağını anlamak için deneyler yapılmakta. Eğer uzayda uzun vadeli göreve katılacaksa (uzay istasyonunda kalacak olanlar) dört yıl eğitime tabi tutuluyorlar.

Saati olmayan bir insan için yardımcı olan gökyüzü, ona planladıklarını gerçekleştirme imkanı sunarken uzayda bu durum çok daha farklıdır. Astronotun bir günü hazırladığı listesi ile belirli. Uyanma ve uyuması gereken zaman dilimi arası bir günü olarak sayılıyor. Alarm onlar için belki de en çok gerekli olanlardan. Onsuz uzayda yaşam düşünülemez. Yataktan kalkma gibi bir lüksleri yok. Çoğu astronot uyku tulumlarını çengeller yardımıyla bir alana sabitleyip uyumakta.

Basit bir yaşam tarzında dünyada yaşamaya alışkın olduğumuzdan belki de pek çoğumuz bu durumu hiç düşünmedi ama gerçekten önemli bir detay. Sıcak hava yani karbondioksit uzayda yükselmez. Konumu yanlış olan bir yatakta yatan astronot tüm gece boyu kendi karbondioksitinin bulunduğu ortamda uyumak zorunda kalabilir. Sonucundaysa oksijen yetmezliği ve yoğun baş ağrısıyla baş başa kalabilir.

”Günlük egzersizler bir astronot için ne kadar önemli olabilir ki?” demeyin çünkü bir astronot kemik erimesi yaşamak istemiyorsa günlük egzersiz yapmak zorunda. Birçok insanın aklına gelmeyen fakat bir o kadar da değişik olan bir soru, ”UZAYDA DOĞUM NASIL OLACAK?”

Bilim insanları, uzayda doğum konusunda birçok hamile hayvanın üzerinde çalışmasına rağmen insan hamileliği üzerinde hiç çalışmadı.

Şu ana kadar on dört kadın uzayda yürüdü, sayıca altmışın üzerinde kadın da uzaya yolculuk etti fakat hiçbiri uzayda hamile kalamadı.

Dünya ve uzaydaki doğumların arasında en belirgin fark yer çekimi azlığından doğum anında annenin bebeği dışarı itmesinin dünyadaki yer çekimi olmadan daha zor olması. Uzayda hamilelik riskleri artar. Uzayda bir insan için kemik yoğunluğu kaybı söz konusudur. Astronotlar uzayda her ay kemik yoğunluklarının %1 ila %2’sini kaybediyor. Bu durum doğum anında leğen kemiğini kırabilir veya çatlatabilir. Doktorlar cam kemik hastası kadınların normal doğumlardan uzak durmasını öneriyor.

Okurlarımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Life in Space
  • 24 Haziran 2020

    Elinize sağlık çok güzel bilgilere yer vermişsiniz

    Cevapla
    • 26 Haziran 2020

      çok teşekkürler:))

      Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

”Ying Yang hangi anlamlara gelmekte?” öğretisi üzerinden yola çıkarak pek çok film ve kitap kurguları ile konuyu çeşitli şekillerde ele aldılar. Genel olarak, kabaca anlatmak gerekirse Ying ve Yang evrenin, doğanın ve yaşamın işleyişine açıklama getiren bir öğretidir. Perspektifinizi değiştirebilmek için şöyle bir örnek verebiliriz. Aşık olduğunuz kişiyle evlenmeniz sizin için iyi bir olayın başlangıcı […]
Falafel İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda […]
<<<Doğu Ekspresi – 1’i okumak için Marienplatz’da, sık sık geldiğim bir kafede şehrin mimarisini hayranlıkla izlerken duyduğum ve uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı, beni yeniden alıp o güne götürdü. İki sokak çalgıcısı Gone With The Sin’i çalıyordu. İlhan’ın hayatıma dahil olduğu o bir gün, yıllardır komik bir tesadüfle hayatıma dahil olup duruyordu. Belki de İlhan […]
Zaman hızlı geçiyor İnsanları iki sınıfa ayırıyor Keskin bir bıçak gibi Tutunanlar ve tutunamayanlar Tutunanlar Aşkı tadıp Sevgilinin Gözlerinde kavrulanlar Tutunamayanlar ise Hiç ağaca tırmanmayan Çiçek toplamayan insanlar Ama her ikisini de önüne alıp Sürüklüyor zaman seli Şimdi Kapat Gözlerini Dinle Dinle Dinle Usul usul yağan yağmuru Soğuktan birbirine sarılan Kedi ve köpeği Kokla Kokla […]
Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik […]
Jamala, tam adıyla Susana Alimivna Jamaladinova; Kırım Tatar Türklerinden bir müzik sanatçısıdır. Eurovision 2016 finalinde Ukrayna’yı birinci yapmıştır. Söylediği şarkı ”1944” adında ve o yıl yaşanan bir olayı anlatıyor. Rusya’nın Kırım Tatar Türklerine uyguladığı sürgünün tarihi olan 1944’te yaşanan olaylar vicdanı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır. Sürgün tam anlamıyla 18 Mayıs tarihinde tüm yerleşim yerlerinde başlamıştır. […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.