İnsanların cinsel yönelimi yüzünden yargılandığı, ötekileştirildiği, nefret söylemlerine maruz kalıp hedef gösterildiği bu çağdan tiksiniyorum. Kimsenin kimseye saygı göstermediği ancak bunun aksine daima saygı beklediği, inandıkları din sebebiyle başkalarının yaşam biçimine yahut tercihlerine veya yönelimlerine dil uzatma hakkı olduğunu zannettiği ve her durumda şiddete meyledip zarar verme eğilimlerini gözler önüne sererek akıllarınca gülünç çözümler öne sürdükleri bu zaman dilimden etimle, kemiğimle nefret ediyorum.

Küçücük çocukların istismar edildiği, taciz edildiği ya da tecavüze uğradığı bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlarımız varillerde yakılıyor, çöp torbalarına koyulup çürümeye terk ediliyor; hayatta kalanlarsa sistematik şiddete maruz kalıyor, şikayetleri görmezden gelinerek ölüme terk ediliyor. Yolsuzluk ve ahlaksızlık her gün bambaşka anlamlar kazanıyor, her gün daha da artıyor. İnsanlar iş bulamıyor, sudan sebeplerden bulduğu işi kaybediyor. Para kazanamayan, aç karnını doyuramayan, çocuğuna bir çikolata bile alamayan nice insan çözümü ölümde buluyor, intihar ediyor. Torpille, kayırılarak geldikleri makamlarda ahkam kesen kişiler, bir an bile gerçekleri görmek istemiyor, adeta üç maymunu oynuyor ve bizler, her geçen gün biraz daha zayıflıyoruz. Her geçen gün, biraz daha güçsüz düşüyoruz. Gençliğin, geleceğe dair ufacık bir umudu bile yok. Karanlıkta kalmış vaziyette bir ışık bekliyorlar, çaresizlik içinde oradan oraya savruluyorlar. Hiç uğruna çalışıp çabaladıklarının bilincindeler, neye ellerini atsalar ellerinde kalıyor. Bir hobi edinmek isteseler karşılayacak paraları olmuyor, kendileri için minicik bir şey bile yapamıyorlar.

Tüm bu saydıklarım, buz dağının görünen kısmı yalnızca. Bizim görebildiklerimiz, bize gösterilenler… Milyonlarca duvarın ardında hiç bilmediğimiz, hiç görmediğimiz, hiç duymadığımız şeyler yaşanıyor ancak şahit olduklarımız bile bizim için yeterli olabiliyor. Bunca rezaletin içinde insanlar neye mi odaklanıyor? Diğerinin cinsel yönelimine… Öylesine mantıktan uzak, öylesine gülünç, öylesine utanç verici bir durumun içindeyiz ki izah edebilmek için doğru kelimeleri seçemiyorum. Her gün bir dehşete, bir vahşete açıyoruz gözlerimizi ama güzel ülkemin insanı bunlara ses etmeyip bireylerin yalnızca kendisini ilgilendiren şeylerine dil uzatıyor.

Sapkınlık diyorlar, sapıklık diyorlar, ahlaksızlık diyorlar ama hiç kimse şapkasını çıkarıp da önüne koymuyor. Hiç kimse, ”Ben bunun yanlış olduğunu düşünüyorum ama fikrimin ne önemi var ki? Bana ne?” diyemiyor. Bizim asıl sorunumuz bu zaten. ”Bana ne?” diyemiyoruz biz. Kişilerin özel alanına müdahale etmeyi, aşmamamız gereken sınırların ötesine geçmeyi bir türlü bırakamıyoruz. Bizim insanımız, anlatılması mümkün olmayan bir cehaletin içinde adeta çırpınıyor, boğuluyor ve eli kime uzansa onu da bu girdabın içine çekiyor. Homofobinin, eşcinselliğin aksine bir tercih olduğunu ve asıl ”hastalığın” homofobi olduğunu göremiyor.

Hepimizin inandığı şeyler var, her birimizin apayrı etik değerleri var. Çok başka şartlarda büyütülüyor, çok farklı ahlakî değerlere sahip bireyler haline geliyoruz. Durmamız gereken yeri bir türlü öğrenemiyoruz, seçme şansımızın olmadığı şeyler için birbirimize nefret kusuyoruz. Bu rezil düzeni nasıl değiştirebiliriz bilmiyorum ama bir an önce bir şeyler yapılmalı, bunu adım gibi biliyorum.

LGBTİ+ bireylerine ithafen de birkaç şey söylemeyi çok istiyorum. Yaşadığınız zorlukları, üstesinden gelmek zorunda olduğunuz şeyleri tam olarak anlamam mümkün değil fakat empati kurarak bir şekilde sizin gözünüzden bakmaya çalışıyorum bu dünyaya. Nelerle savaştığınızın farkındayım. Mücadele ettiğiniz nefretin ve öfkenin ne denli zorlayıcı olduğunu görüyorum. Hak ettiğiniz saygıyı göremiyorsunuz, ”yaşama hakkı” en doğal ve birincil hakkınızken alenen ölüm tehditleri alıyorsunuz. Size karşı içinde barındırdığı kini kusan potansiyel katillere ceza verilmiyor, belki de çok yalnız hissediyorsunuz. Ancak şunu bilmelisiniz ki asla yalnız olmayacaksınız. Yürüdüğünüz yolda asla tek başınıza ilerlemeyeceksiniz. Ben ve benim gibi milyonlarca insan, sizin haklarınız için tüm gücüyle savaşacak, inanın bana. Güzel kalplerinizi incitmeye çalışan herkesin karşısında sahici bir kararlılıkla durup birlikte mücadele edeceğiz. Maruz kaldığınız her şey için gerçekten çok üzgünüm ve ne olursa olsun, elimden geleni yapacağımı bilmenizi isterim. Sevgiyle, aşkla kalın.

Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

-Şahsiyet dizisine dair spoiler mevcuttur. Tetikleyici unsurlar içermektedir.- 2018 yılına damgasını vuran ”Şahsiyet” dizisini birçoğumuz izledik. Başlarda ne olduğunu anlayamadık hiçbirimiz, sadece birkaç tahminimiz oldu. 11 bölüm boyunca hiçbir şeyden emin olamadık ancak 12. bölümünde izlediklerimiz her birimizi paramparça etti. Dizinin finalinde, 11 bölüm boyunca Agâh Beyoğlu’nun ne için onca cinayeti işlediğini tüm çıplaklığıyla izledik. […]
Dostoyevski’nin Prusya Savaşları’nda yaşadıklarını eserlerine nasıl aktardığı, Danzig cephesinde şahit olduğu dramı, Kresy cephesinde tanıştığı ilk aşkını romanlarında hangi karakterlerle betimlediği üzerine olan makalemi yetiştirmeye çalışırken arkadaşımdan gelen bir telefon akademik gündemimin alt üst olmasına yol açtı. Eski uygarlıkların dilleri üzerine uzman olan arkadaşım son iki senesini Latince üzerine bir lügat hazırlamakla geçirmekte fakat lügat […]
Elif İnci TUTKUN ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Latif BEYRELİ Kimdir? Latif Beyreli, Yükseköğrenimini, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü mezunu olarak 1986 yılında tamamladı. Yüksek lisans eğitimini 1988 yılında, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ana Bilim Dalında “Lehcetü’l-Lügat” adlı teziyle; doktora eğitimini 1994 yılında, MÜ Türkiyat Araştırmaları […]
Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.