fbpx

1651745388780 5e9d3905Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, kan ter içinde…”

Homeros 

Grekçe “insanların hikayesi” anlamına gelen mythos ve “kelime, söz” anlamına gelen logosun bir araya gelmesi ile kendisini var eden mitoloji, bir kültüre ait “mit” olarak adlandırılan kutsal hikâyelerin ya da fablların yorumlanmasıdır.

Mitoloji genel olarak, evrenin yaratılışına, insanın ortaya çıkışına, insan ve tanrılar ve tanrıların kendi aralarındaki ilişkiye, iyi ve kötüye, yaşam ve ölüme, ölümden sonraki yaşama değinir.

Bu mitler, bir kültürün kendisini temsil ederken, kültüre ait bu konulardaki inanç ve değerleri ifade etmektedir. Dolayısı ile, her kültürün kendisine ait mitolojik değerleri olduğundan bahsetmemiz mümkündür. Kimi karakterler, olaylar ya da bu olayların ele alınış biçimleri kültürden kültüre farklılık gösterebileceği gibi benzerlik de gösterebilir. Yine de bir kültürün mitolojisi diğer kültüre ne kadar benzerlik gösterse de kendisine ait kimi belirleyici unsurları da bulunur. Günümüzde bizim en çok fikir sahibi olduğumuz mitoloji ise Yunan ve Roma mitolojisidir.

Evrenin ve tanrıların yaratılışının, insanın yaratılışının, Olymposlu tanrıların ve aralarındaki ilişkilerin, olayların, nymph’lerin, satyr’lerin, kyklops’ların ve daha birçoğunun ele alındığı Yunan ve Roma mitolojisinde pek çok tanrı ve kendi efsanelerini oluşturan kimseler bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Sisyphus’tur. Sisyphus’un hikâyesi şimdiye kadar pek çok kişinin dikkatinden kaçmamış, özellikle Albert Camus gibi varoluşçuların gerek “absürd” gerekse de “amor fati” felsefelerini temsil edecek bir baş karakter konumuna dahi gelmiştir. Camus’e göre, rasyonel zihnin irrasyonel evren ile bir araya gelmesinden doğan bir fenomen olan absürdün tam da ortasında kendini var etmiştir Sisyphus.

Sisyphus, kurnazlığı ve düzenbazlığıyla ünlüdür.. “Aiolos’un oğlu, Korint Kralı Sisyphus tanrı-ırmak Asopos’a, kızı Aigina’nın Zeus tarafından kaçırılmış olduğunu söyleyerek Zeus’u ele vermesine karşılık kalesi içinde bir pınarın akıtılmasını sağlar. Bu hainlik Zeus’un öfkesine neden olur. Zeus ona ölüm meleği Thanatos’u gönderir. Sisyphos, Thanatos’u zincire vurur; onu özgürlüğüne kavuşturmak için Zeus müdahale etmek zorunda kalır. İnsanların ölmemelerinin bir kaosa sebep olacağını düşünen Zeus, Hades’e Sisyphus’u yakalayacağına dair söz verir. Zeus’un emri ile Hades’e yardım eden Ares, Sisyphus’u yakalar ve yeraltı dünyasına hapseder. Ölüler Ülkesi’ne götürülen Sisyphus kaderine katlanmak istemez. Kendisine cenaze töreni yapmamasını karısından ölmeden önce istemiştir. Törensizliği hoş karşılamayan Hades, karısını cezalandırması için Sisyphus’un yeryüzüne dönme önerisini kabul eder. Ama yeryüzüne dönen Sisyphus tekrar yeraltına inmeyi reddeder. Sisyphus yıllarca yeryüzünde yaşayacaktır. Duruma çok kızan Hades, haberci tanrı Hermes’i Sisyphus’u yakalamakla görevlendirir. Kurnaz Sisyphus yıllar sonra Hermes tarafından yakalanarak, Hades’e teslim edilir ve Hades tarafından kocaman bir kayayı elleri ile iterek yüksek bir dağa çıkarmaya mahkûm edilir. Cezanın en kötü yanı, kayanın dağın tepesine dek geldikten sonra tam zirveye oturacakken aşağıya yuvarlanmasıdır, kaya asla dağın tepesinde durmayacaktır ve bu ceza sonsuza dek devam edecektir. Sisyphus, bir canlıya verilebilecek en büyük cezayla cezalandırılmış insandır.”

Saçmayı ve uyumsuzu anlatan Sisifos Söyleni (Le Mythe de Sisyphe), Fransız yazar Albert Camus’ün II. Dünya Savaşı ortasında 1942 yılında yayımlanan deneme kitabıdır. Albert Camus’ye göre Sisifos’un kayayı tepeye kadar taşıyıp tam tepeye gelince kayanın geri yuvarlanması hâlini yani bu kısır döngüyü trajik yapan Sisifos’un her deneyişinin ardından kayanın tekrar düşeceğini bile bile taşı dağın tepesine çıkarmaya gayret etmesidir.

Camus, tanrıların bu cezasını aslında “saçma” olarak kabul etmez, en büyük uyumsuz kahraman Sisifos üzerine “saçma”nın farkındalığının tarihsel gelişimini anlatır. Camus, saçmalığa pes etmeyen Sisifos’un içinde bulunduğu cezalandırma durumuna sonsuza kadar çare bulamayacağını bilir. Fakat saçmanın geriletilebileceğinin farkındadır. Bu yüzden Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insanın yüreğini doldurmaya yeter.” der. Albert Camus, insanın; yaşamın anlamsızlığına ve tüm baskılarına rağmen direnmek zorunda olduğuna dikkat çeker.

Bazılarına göre; eğer Sisyphus yenilir ve acı çekmeye devam ederse bu tanrıların zaferi olur ancak o direniş gösterir ve zafer onun olur. Ne zaman olacağı belirsiz bir kurtuluş umuduna bel bağlamak yerine, bu işkencenin sonsuza kadar süreceği gerçeğiyle yüzleşen ve bu kaderini kabul edip aşağı inerek taşı tekrar yukarı çıkartmaya başlayan Sisyphus, bir kahramandır artık. Bu boyun eğme değil, başkaldırıdır.”

“Albert Camus, insanın yaşamın anlamsızlığına ve tüm baskılarına rağmen direnmek zorunda olduğuna dikkat çeker ve Sisyphus’u anlamsızlığı akıl ve bilinç gücüyle yenen insan kahraman olarak niteler.” Gölgesiz güneş yoktur karanlıksız aydınlık olmadığı gibi. Bu bilinçte olduğundan geceyi, karanlığı, zorlukları tanır ve deneyimleyerek yaşar. “Sisyphus, taşın düştüğü anlarda Camus’ya göre içinde bulunduğu durumun saçmalığını kavrar, uyanır ve kaderiyle yüz yüze gelir. Bu an, Sisyphus’un bilince kavuştuğu andır. Ne zaman olacağı belirsiz bir kurtuluş umuduna bel bağlamak yerine, bu işkencenin sonsuza kadar süreceği gerçeğiyle yüzleşen ve bu kaderini kabul edip aşağı inerek taşı tekrar yukarı çıkartmaya başlayan Sisyphus, bir kahramandır artık. Bu boyun eğme değil, başkaldırıdır. Çünkü tanrılar, sonsuz bir işkence cezasıyla elinden tüm ümidini alarak ona kötülük yapmak istemişler, ümidini kaybeden Sisyphus ise, bu kaderiyle yüzleşerek ve uyanarak kendi kurtuluşunu yaratmıştır.” Sisyphus kurtuluş için birini beklemez, kendi kendisini kurtarmak için çabalar.

“Gerçek insan” zorlu ve kendine özgü yolculuğuna her daim “Evet.” der, çabası da hiçbir zaman bitmez. Genel kitle için hayatın anlamsızlığı ve monotonluğu üzerine kullanılan bir tema tasviri iken anlatılan hikâyenin iç yüzünü araştıranlar için Sisyphus farklı bir duruş sergiler. Kendine özgü ve özel farkında olarak bir karşı koyuş. Kimi görüşlere göre ise Yunan usulü reenkarnasyon anlatımıdır. Varlık ve yokluk arasında arayan birey kendince bir kahramandır.

Albert Camus, Sisyphus efsanesini şöyle yorumlar: “İnsan, anlamsızlığına ve tüm baskılarına karşın yaşamı yenmek zorundadır.” Sisyphus, tanrılar tarafından lanetlenip cezaya çarptırılmış ilk insanoğludur mitolojide. Kahraman bilinçlidir. Her şeyin tükenmediğini, tüketilmediğini öğretir.  “Alnına ne yazıldı ise o.” öğrenilmiş çaresizliği kahramanın yolculuğu için geçerli değildir. Sisyphus’un sessiz sevinci buradadır: Kaderinin ana hatları çizilmiş olsa bile iradenin gücü seçim özgürlüğü yani yolu kendisinindir. Kayası ise kendi nesnesidir. Kaya yuvarlanır durur. Kişi yükünü eninde sonunda bulur. Kaybedenlerin vazgeçilmez sözüdür “Neden ben?”. Kahraman ise kimseye taşıyamayacağı yükün verilmediğini gayet iyi bilir. “Sisyphus gibi tepelere doğru, güçlüklere tek başına, onuru ile didinmek de bir insan yüreğini doldurmaya yeter.” Denildiği gibi: “Yükünü her zaman bulur insan.” Aldous Huxley ise şöyle ekler: “Belki de bu dünya başka bir dünyanın cehennemidir.”

Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan insan, yenilmezdir.

Sevgi, sanat ve düşünceyle kalın.

Oğuzhan Çayır içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Oğuzhan Çayır içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]