fbpx

Pencereden dışarıya baktım, sessiz, çıt çıkmayan sokaklara bakındım durdum. Neredeydi bunca insan? Hepsi nereye kaçmıştı? Neden kimse sokağa çıkmıyordu artık? Anlamak, bir şeyleri anlamak neden artık bu kadar zor geliyordu? Ayakkabılarımı bile giyemeden merdivenlerden koşarak aşağıya indim, gecenin karanlığında, sokak lambalarının turuncuya çalan ışıklarının altında, bana eşlik eden tek şey vardı o da ayın fevkalade ışığıydı. Başımı kaldırdım ve yolunda ortasında, sessizce ayı izlemeye başladım, sonra etrafıma bakındım, hiç kimse yoktu. Bir sağa bir sola durmadan koşmaya başladım, nereye gidersem gideyim, kimseyi bulamıyordum, herkes sanki bu geceye özel kaybolmayı seçmişti, çığlıklar atmaya başladım, “Kimse yok mu?” diye bağırıyordum, tek bir insan bile çıkmıyordu karşıma, durmadan koşmaya devam ettim, kaldırım taşları ayaklarımı kesiyordu, parçalıyordu ama duramazdım ve bu yüzden koşmaya devam ettim, bir insan tek gecede dünyayı dolaşabilir miydi? Ben dolaşmıştım.
Gitmediğim, görmediğim köşe kalmayana kadar koştum, koştum ve koştum. Ayaklarımda artık deri falan kalmamıştı, kemiklerin üzerinde koşuyordum ve onlar da kırılmak üzereydi. Vücudumun her yeri mosmor olmuştu fakat durursam çok daha kötü olacaktı derken aniden ayağım bir taşa takılıverdi ve kemiklerim de kırılıverdi. Bir anda yere yığılıverdim ve işte o uzun maratonun sonuna gelmiştim. Tüm dünyayı koştum, her köşeye baktım ama tek bir insan bulamadım…
Arkama baktığımda gördüm üzerime doğru gelen o gölgeyi, her saniye daha da yaklaşıyordu fakat koşamazdım artık çünkü gelmiştim yolun sonuna. Yalvardım ona, yapmaması için yalvardım, her şeyi yapmaya hazırdım, o ise beni hiç dinlemedi, boğazımdan tuttuğu gibi fırlattı beni bir köşeye, ayağa kalkmaya çalıştım fakat bu umutsuz bir çabadan başka bir şey değildi, bir kez daha bağırdım ama hiç kimse yoktu, koskoca sokakta, koskoca dünyada, tek bir insan bile kalmamıştı. Gözlerimi kapattım ve düşünmeye başladım, en güzel anılarımı izlerken bir yandan da gözlerimi sel basmıştı. En çok üzüldüğüm şey ise sonumun en sevdiğim insandan gelmesiydi. En çok da buna üzülüyordum. Gölge yeniden geldi yanıma ve son gördüğüm şey yüzüme attığı bir yumruk oldu.
Sonra ne mi oldu? Tüm insanlık birdenbire beni konuşmaya başladı, bütün gazetelerde adım yazdı, sosyal medya benim adımla çalkalandı, bütün insanlar saklandıkları yerden çıkmışlardı ama ne faydası vardı… Şimdi herkes cinayeti protesto ediyordu ama ne anlamı vardı…

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]