fbpx

Khaled Hosseini ile geçen sene “Uçurtma Avcısı” kitabını okuyarak tanışmıştım. O zamanlar o kitabı o kadar beğenmiştim ki daha iyi bir dram kitabı yazılabileceğini düşünemiyordum. Ta ki “Bin Muhteşem Güneş” kitabını okuyana kadar. Yine bir savaş hikâyesi. Kaybolan hayatlar, yaşanılmayan çocukluklar, savaşların sonucunda en ağır bedel ödeyen kadın ve çocuklar… İlk sayfasından itibaren bir an olsun sıkılmadan, merakla ve çoğunlukla içim burkularak, bazen de ağlayarak okuduğum nadir kitaplardan. “Bu kentin ne çatısını aydınlatan ayları sayabilirsin,
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi.”

Bu kitapta Afganistan’ın düşüşüne şahit oluyoruz.

Bin Muhteşem Güneş, yazıları olan bir dünya fotoğrafına benziyor. Daha ne kadar kötüye gidecek diye düşünürken hep daha kötüsü oluyor. Tıpkı dünyanın şu anki hâli gibi. Kitap istikrarlı ve akıcı bir şekilde insana dram hissettiriyor. Aslında kadınların yok edilmesi değil bu dramı hissettiren, kadınların erkeklere karşı isyan edemeyip kabullenmesi oluyor. Kadınları korumak için değil, kadınları yok etmek için kullanılan gücün hâlâ dünyada var olduğu gerçeği insanı kahrediyor. İnsanın sadece bedenden ibaret olmadığını, insanların umutları olduğunu ve bu umutları öldürenlerin de tıpkı para çalanların ellerinin kesildiği gibi ceza almaları gerektiğini içimizde savunuyoruz.

Kitapta, hayattaki gibi çokça kırılma noktaları bulunuyor. Her kırılma noktasından sonra insan iyice kitabın içine giriyor. “Nana’nın intiharı” sadece bir kadının vazgeçişi değil feministliğin çöküşü olarak işleniyor. “Raşit’in ortaya çıkışı” hayatta iyi insanlar kadar, çok kötü insanların da olduğunu kalbimize vura vura gösteriyor. “Tarık ve Leyla aşkı” insanın kalbinde yaşayan çocukluğun ve sevginin bu kötü dünyada ne kadar elzem olduğunu bize sunuyor. “Leyla-Meryem dostluğu” bir insan arkadaşını ne kadar sevebilir? Bu dostluk bizi uç noktalara götürüyor. İki insanın canlarını feda edecek kadar birbirlerini sevişine şahit oluyoruz. Gördüğüm en çıkarsız dostluklardan olan bu arkadaşlık yıllar geçse de kalbimin en güzel köşesinde yer alacak. Kişilere ve kişilerin kişiliklerine baktığımız zaman zıt karakterler üzerinden senaryonun ilerlediğini görüyoruz. İyi insanları görebilmek için kötü insanların var olduğunu, aynı bir dünya düzeni gibi senaryoda izliyoruz.

Yazar, karakter hikâyelerini o kadar güzel tamamlamış ki başka herhangi bir son insanı rahatsız edebilirdi. İyi karakterler kış gününde çıkan güneş gibi parlarken kitabın kötü karakterleri ise güneşin gelmesini engelleyen bağnaz ağaçlar gibi her yeri kaplıyor. Kitap duyguları çok yoğun yaşattı bazen kitabın içine girip Raşit’i dövmek isterken bazen Meryem’i sımsıkı kucaklayıp onu kurtarmak istedim. İki farklı hayattan gelmiş iki insanı kötülüğe karşı birleştiren yazarımız çok zor bir senaryoyu başarıyla tamamlamış. Kahramanların farklı geçmişi ve görüşleri, bir araya gelmesi imkansız durumları olmasına rağmen kötülüğe karşı o kadar güzel baş başa veriyorlar ki kitabı okurken hep o iki kadını okumak istiyor insan. Dünya yakın tarihi hakkında da oldukça aydınlatıcı olan, Asya’nın göbeğinde insan hayatının, özellikle de kadınların, ne kadar değersiz olduğunu anlatan bu eser kesinlikle okunmalı ve okutturulmalıdır.

Kitapta “bu bedelsiz bir huzur değil.” demişti Leyla. Kitabın sonunda bizim mutluluğa kavuşmamız da bedelsiz bir mutluluk olmuyor. Bazen ağlayarak, bazen kırılarak devam ettiğim kitabın sonunda okuyucu hak ettiği huzura biraz olsun kavuşabiliyor. İnşallah bütün iyiler bedelsiz bir huzura erişirler.

kadires14 içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
kadires14 içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]