fbpx

Ruh var mıdır, varsa nerededir? Kimledir? Peki ruh eşini arayanlar… Eğer yoksa bu kadar insan bir hiç uğruna mı aramaktadır benzerini? Varsa kim nasıl kanıtlayabilir bunu?

Sanıyorum ki insanın içinde büyüttüğü; bazen sağanak yağışla, bazen susuz bıraktığı, bazen de koparmaya kıyamadığı çiçekleri vardır. Bu çiçeklerin her yaprağı; hislerimizin, iyi kötü yaşadığımız hatıralarımızın, unutamadıklarımızın hatta belki de kaybettiklerimizin bile bir göstergesidir kanımca. Bu çiçeklere bazen kendimizin bile gösteremediği merhameti gösteren birine hayranlıkla bakabiliriz. Bu kişi için “Belki de ruh eşimizdir.” diye aklımızdan dahi geçirebiliriz. Eğer o kişi her zaman ve ne olursa olsun çiçeklerinize ışık tutuyorsa onlara su veriyor, nazikçe okşuyorsa zannederim ki çiçeklerinize vermeniz gereken güzel bir haberiniz vardır. Veya siz buna ruh eşini bulmak da diyebilirsiniz. Aslına bakarsanız herkes farklı sebeplerden de olsa bir ruha ihtiyaç duyar. Bu bir gerçektir, yadsınamaz. Fakat o ruha giden yol bazen o kadar dolambaçlı ve uzundur ki ruhunuz yorulur. Bazen ruhunuz yanlış ruha değebilir. Böyle durumlar sonucunda inancınız sarsılabilir, zarar görebilir ya da tamamen kaybolabilir. Bu durumlarda ruh eşinin asla yaratılmadığı, ruhunuzun evrende yalnızca dolaştığına inandığınız karamsar düşünceler sizi sarıp sarmalar. Tıpkı girişte kurduğum cümleler gibi. Bu elbette doğru değildir. Çiçeklerinizi olduğu gibi kabul edip onlarla ilgilenen bir ruh vardır. Her geçen gün o ruhla karşılaşmaya bir adım daha yaklaşıyorsunuz. Çin mitolojisi kaynaklı bir inanışa göre, aşk ve ay tanrısı olan Yué Xia Lao, birbirinin kaderinde olan insanları yalnızca kendisinin gördüğü uzun kırmızı bir iple ayak bileklerinden birbirine bağlarmış. Bu ip kördüğüm de olsa araya savaşlar, ayrılıklar, yıllar, başka insanlar girse bile asla kopmaz ve kader mutlaka bu iki insanı bir araya getirirmiş. Ne hoş değil mi? Başka bir örnek verecek olursam sanırım bu hemen hemen herkesin bildiği  Zeus’un çift yaratılmış insanların gücünden korkup onları ayırması olurdu. Bu, diğeri kadar kulağa hoş gelmiyor.

Fark ettiyseniz ruh eşini bulmak zaman fark etmeksizin insanoğlunun arayışlarından biri olmuş ve günümüze kadar uzanmaktadır. Sadece bekleyin o uzun kırmızı ipin ucundakini. Sabırla, özlemle ve en önemlisi umutsuzluğa kapılmadan beklemek.

Tuana Bozdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
8 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Tuana Bozdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]