Baş karakterimiz, Işıl adında bir kız. Kendisi psikoloji bölümü, birinci sınıf öğrencisi. Güzel bir arkadaş çevresi var. Harika giden bir ilişkisi. Aile ilişkisi çok iyi, her şey çok mükemmel. Ya da Işıl öyle düşünüyor. Kendisini ve çevresini sorgulamaya başladıkça aslında gerçeklerin bu kadar tozpembe olmadığının farkına varıyor. En yakın arkadaşı Iraz ile sevgilisi Aksel’in birbirlerine olan bakışlarını fark etmesiyle çöküşe uğruyor ama bunu kabullenemiyor. Bir yabancı ile konuşup dertleşmeye ihtiyacı var ama herkese de güvenemez. O sırada aklına, sınıf arkadaşlarının konuştuğu bir uygulama geliyor. Asla ihtiyacı olduğunu düşünmediği için o zamanlar bunu kulak ardı ettiği ama şimdi iyi ki bunu unutmadığına şükrettiği o uygulamaya… Uygulamaya telefon numarasıyla giriş yapıyor ve kullanıcı adını oluşturduktan sonra karşısına iki profil çıkıyor: Yaralı, Şifacı. Yaralı olanlar Şifacılara mesaj atıp dertleşiyor. Kendisini Yaralı olarak görmüyor ama henüz birinci sınıf olduğu için Şifacı olmayı da istemiyor. Yaralı olmakta karar kılıyor ve seçiyor. Üyelere bakıyor. Herkesin anonim olması içini daha çok rahatlatıyor.

Profilleri gezerken hakkında hiçbir şey yazmayan birini görüyor. Oldukça merak ediyor. İlk mesajı atıyor. “Teşhisi konulmamış psikolojik bir rahatsızlığın mı var?” Çocuğun ters cevaplarıyla ve Işıl’ın kaba konuşmaları eşliğinde aralarında ufak bir tartışma çıkıyor. Çocuk bunun üzerine Işıl’a görüldü atıyor ve cevap vermiyor. Konuşmaları tekrar okuduğunda haksızlık ettiğini fark ediyor ve ertesi gün yeniden yazıyor. Bu sefer konuşma daha iyi gidiyor. Adının Oflaz olduğunu öğreniyor. Zamanla Oflaz’ın derinde sakladığı bazı yaralar da gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Işıl da çevresindeki sahtelikleri net olarak fark ediyor ve teselliyi Oflaz’da buluyor. “Düşmeye karar verdiğin gün bana söyle. Kalktığında elinden tutmak için orada olacağım.” Oflaz bu cümleyi kuruduğunda Işıl, o an bunun bu kadar önemli olduğunu fark edememişti. Işıl öğrendikleri üzerine tüm hayatı boyunca kandırılmış olduğunu hissediyor ve Oflaz’a, ona ihtiyacı olduğunu yazıyor. Son söylediği bu oluyor çünkü Işıl, gözlerini açtığında hastanede olduğunu fark ediyor. Tansiyonunun düştüğünü ve dinlenmesi gerektiği söyleniyor. Ailesi ve arkadaşları yanında. Herkes onun için endişelenmiş… Gözlerini kapatıp sakinleşmeye çalıştığı sırada bayılmadan hemen önce Oflaz’a yazdığı mesaj aklına geliyor. Telefonunu istiyor ve saate bakıyor. Çoktan öğlen olmuş bile! Oflaz ile en son dün konuşmuşlardı.

Uygulamaya girip Oflaz’ın mesajlarını okuyor. Gece 01:45’e uçak bileti aldığını, uçağa binip çoktan inmiş olduğunu, Işıl’ı beklediğini, acıktığı için dayanamayıp yemek yediğini ve en son ona yeniden beklediğini yazdığını görüyor. İçine bir ağrı çöküyor ve ağlamaya başlıyor. Babasından para istiyor. Aksel’in ona hesap sorması üzerine babası ona destek çıkıyor. Taksiye atlayıp doğru havaalanına gidiyor. Etrafına baktığında Oflaz’ı göremiyor. Telefonuna bakıyor. “Gidiyorum ben.” Oflaz gidiyor muydu? Bu olamaz. Yine de o kadar saat Işıl’ı beklemesi bile yapması gereken bir şey değildi. İçine yeniden bir ağırlık çöküyor ve bu sırada arkasından birinin ona sıkıca sarıldığını hissediyor. İlk önce bunun bir sapık olduğunu düşünüyor ve kurtulmaya çalışıyor. Oflaz olduğunu fark etmesiyle büyük bir rahatlama yaşıyor. Birkaç konuşmanın ardından taksiye atlayıp Işıl’ın arkadaşı Fatih’in evine gidiyorlar. Takside uzun uzun konuşuyorlar. Oflaz’a karşı diğerlerine hissettiğinden daha farklı şeyler hissediyor. Oflaz farklı. O güvenilir. Oflaz gerçek. Kimse gerçek değil ama Oflaz gerçek. Tüm arkadaşlarıyla Oflaz’ı tanıştırması, birlikte planlar yapıp hayatındaki tüm sahte insanlara ders vermeleri… Her şey o kadar hızlı gelişti ki Işıl tüm sorunlarından Oflaz’ı tanıyamadı. Yoksa, Oflaz da mı gerçek değildi?

Değerlendirme

Kitaba büyük bir ön yargı ile başlamıştım. Okudukça düşüncelerim değişti ve her olayda daha da çok şaşırdım. Daha ne olabilir derken o kadar olay gün yüzüne çıktı ki şaşırıp kaldım. Psikoloji kitaplarına ilgim büyük olduğu için de bu kitabı çok beğendim. Yazarımız senli, benli şeklinde yazdığı için ilkte garipsedim ama böyle olması kitaba daha çok bağladı beni. Kitabın bölümlerinin de “Sıfır, Artı Bir, Eksi Bir” şeklinde olması da büyük bir gizem taşıyor. Anlamını öğrendikten sonra “Daha iyisi olamazdı.” diye düşündüm. Kitabı 16 yaşından büyüklere öneririm, ağır bir psikoloji içermiyor ama bazı yetişkin içerikli sahneler var. Kitabı bitirdikten sonra çevrenizi sorgulamaya başlayacaksınız!

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]
Kitle iletişim araçlarının toplumsal bilinci şekillendirdiği aşikâr. Bu bağlamda, bir kitle iletişim aracı olan sinema da toplumsal ve kültürel yapıyla ilgili gerçekleri kullanıyor ve aynı zamanda bu yapıları yeniden şekillendiriyor. Haz ve gerçeklik arasındaki ilişkiye dayanan sinemada, görülen her objenin temsil ettiği bir duygu ya da anlam bulunuyor. Bunun yanında sinema ve toplum arasında, sinema […]
Birçok kişinin ”Kadınların savaşta yeri yoktur.” söylemlerine kaşlarımı çattığımı, tarihte birçok kadın kahramanın yer aldığını ve bu isimlerin bilinmesi gerektiğini savunarak, kendi gücümüzün farkına vardığımızda, sınırlarımızı korumanın cinsiyet gözetmeksizin vatana karşı yapılan bir görev bilinci olduğunu ayrıca belirtmekten çekinmediğimi söylemeliyim. Sizlere, II. Dünya Savaşı’nın şiddetli olduğu yıllarda cephede ağır kayıplar yaşanırken tam da bu sebeple […]
Lumiere Kardeşler’in on dokuzuncu yüzyılda temelini atmaya başladığı ve günümüzdeki “bir eğlence aracı” , “bir kaçış ortamı”, “bir düş fabrikası” olarak nitelendirdikleri yeni “dil”; aynı zamanlarda Freud Breuer’in “Histeri Üzerine Çalışmaları” eserinin ortaya çıkmasıyla yeni bir başlangıcın ilk sayfalarını oluşturmuştur. İki farklı üslup ve yansıtma yöntemlerine rağmen, “düşünen ve sorgulayan, ilkel olmayan, canlının kendi hakkındaki […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.