fbpx

Biz insanlar her şeyi yorumlamayı çok severiz. Dizi olur, film olur, bizim için en ilgi çekici olanı ise insanların hayatları hakkında yorum yapmak. Çoğumuz bunu günlük hayatımızda çok kez yapıyoruz. İnsanların kalbi kırılacakmış kırılmayacakmış umurumuzda olmuyor değil mi? İşte iyi insan olmanın yolu buradan geçiyor, insanları neye göre yargıladığımızdan. İnsanların iç dünyalarını merak etmek yerine dış görünüşü ilgimizi çekiyor. “Burnu düzgün mü?”, “Tesettürlü mü?”, “Pantolon mu giymiş?” gibi sorular… Asıl bizim reset atmamız gereken konular burada başlıyor. Bir psikoloğa gittiğimizde karşımızdaki psikolog bizim ne şekilde giyindiğimize veya hangi genotipleri, fenotipleri taşıdığımıza bakmıyor. Bize insan olduğumuzu hatırlatarak ruhsal tedavimizi sağlıyor. Bu meslek grubu, insanlara tarafsız yaklaşmayı amaç edinirken biz ne yapıyoruz? İnsanları bir şekle sığdırmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken kendimize bakmak istemiyoruz. Başka insanlara baktığımızda kendi hatalarımızı görmeye çalışmak yerine onların hatalarını içimizde biriktirip başkalarına yorumluyoruz. Kısacası dedikodu yapıyoruz. Dedikodu yapmayan insan hiç görmedim, gören olduysa eğer UNESCO koruma altına almalı hemen.

Hepimizin içinde her türlü duygu var. Biz sadece bunları farklı gramlarda alıp karıştırıyoruz, bir çözelti hazırlar gibi. Böylece de kişiliğimizi oluşturuyoruz. Kişiliğimizi elbette çevresel faktörler de etkiliyor. Ona sözüm yok. Buradaki asıl üstünde durmak istediğim konu şu: Tamam, bir şekilde kişiliğimiz oluşmuş zamanında ama aklımız hâlâ var, hâlâ da gelişiyor, değişiyor. İrademiz var mı? Tamam, o da var. Eksik olan ne peki? Ne istiyoruz? Yakınlarımızın, kandaşlarımızın acı çekmesini mi, kötü bir olay yaşamasını mı? Ben bu zamana kadar hiç kimsenin başına kötü bir şey gelsin istemedim. Dua ederken de deriz ya Allah düşmanımızın başına vermesin diye. Ama ben bugün bunu çok iyi anladım. İnsanlar artık birbiri hakkında iyi dua etmiyormuş. Hep kötü şeyler yaşamamız için zemin hazırlıyorlarmış. Ben de artık kararımı verdim. Benim için çok değerli olan, uğurlarına canımı bile vereceğim insanlar için iyi dileklerde bulunacağım. Artık iyilik hayalet bir kavram olmuş. Üstüne gelen geçen basmış. Bundan sonrasında insanlardan  iyilik beklemek ne kadar doğru? Tartışılır. Tek temennim de şudur insanlardan, benden ve sevdiklerimden uzak dursunlar ne yaparlarsa da yapsınlar. Felaket tellallığı yapmaktan kendilerini en son toprağın altında fark edecekler. Ama bitti kusura bakma kapalı gişe 🙂

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]