fbpx

Kültür Bakanlığının yayımladığı son video; kimimizi şoka uğrattı, kimimizi üzdü, kimimizi ise öfkelendirdi.

Tam anlamıyla bağımsız olan bir ülkede yöneticiler, turistin göreceği her vatandaşını aşılayacağı ”müjdesini” vermek yerine; ülkesine gelecek her turiste aşı zorunluluğu koymayı, vatandaşını ve ülkesini korumanın vazgeçilmez şartı sayar.

Bu video, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını temsil eden hükûmetin, ülke ve vatandaşlar adına konuşarak turizm potansiyeli olan ülkelere verdiği bir mesajdır. Nedir o mesaj? Sanıyorum aşağı yukarı şöyle bir şeydir: “Lütfen gelin, ülkemize döviz girdisi sağlayın. Çünkü biz güçsüzüz, paramız yok. Hem bakın aşılandık da biz, inanmıyor musunuz, alın işte! Vallahi aşılandık, n’olursunuz inanın bize!”

Yunanistan Kültür Bakanlığının yayımladığı tanıtım videosuna bakma şansı bulanlar bilecektir ki turizm gelirine muhtaç olsanız bile, bunu “Bizde huzur var, mutluluk var, aradığınız ne ise o var, öyleyse sizin bize ihtiyacınız var.” şeklinde bir mesaj vererek yaparsanız o zaman yabancı turistlerin ve devletlerin ülkenize olan saygısı da artar ve ülkenizi seve seve ziyaret ederler.

Öyleyse, burada verilen mesajla ve videonun kendisi ile Türk insanı hem kendi yöneticileri tarafından ”ezik, güçsüz, aşağı” görülmüş hem de yabancı insanların gözünde saygısını kaybetme ve kale alınmama tehlikesi ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Çok uzun süredir bu toprakların ekonomik durumu iyi değil, Batı sanayileşirken ve sermayesini katlarken biz bu treni çeşitli sebeplerle kaçırdık ve durum ortada.

Çok uzun süredir bu topraklar eğitimsiz, cahil, bilgiye ve bilen insana düşman insanların sesinin gür çıktığı bir yer; Batı Rönesans’ı, reformu, aydınlanmayı hülasa kendi insanının kültür seviyesini yukarı çıkaracak tonla uygulamayı gerçekleştirirken biz var olan kültür sermayemizi de yok ettik ve yine yerimizde saydık, sonuç bugün dahi ortada.

Fakat Türk insanının kendini her bakımdan bu denli ”ezik, güçsüz, aşağı” gören bir atmosferin içinde yaşadığını, hiç zannetmiyorum.

Kendine olan güveni hiç bu kadar zedelenmemiştir insanımızın ve bence bu açlıktan da, cehaletten de büyük bir problem.

Bu videoya gelen ilk tepkiler; yani büyük bir üzüntü, öfke, hayal kırıklığı… Eğer ki olaya salt ideolojik-politik olarak değil de bu açıdan bakılıyorsa sevindirici bir durumdur bu. ”Sevindirici”yi fazla bulduysanız ”ümit verici” diyelim en azından.

Ki zaten verilen tepkinin amacı söylediğimiz türdense bu videodaki zihniyete ve bu videoyu hazırlayanlara asıl büyük tepki zamanı geldiğinde verilecektir.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.