fbpx

Zamanın birinde, çok uzak yerlerden gelen ve geldiği yerde hiç kimseyi tanımayan bir çocuk vardı. Çocuğun yanından hiç ayrılmayan bir sürü arkadaşı vardı fakat onlarla sık sık kavga eder, bir türlü anlaşamazdı. Bu çocuk birkaç yıl önce yaşadığı bazı kötü olaylar yüzünden aslında hiç kimseyle anlaşamazdı, kendisiyle bile. Aklından geçenler, arkadaşlarının söyledikleri, çevresi ve ailesi tarafından ona anlatılanların hepsine olumsuz tepkiler verir, kavga etmek için bir sebep mutlaka bulurdu. Diğer insanlar onun bu tavırlarına şaşırır, ona kızar ve pek çoğu ondan uzaklaşarak kendi hayatlarına devam ederdi. Bu kez de çocuk onlara, onu yalnız bıraktıkları için sinirlenir ve onları asla affetmemeye karar verirdi. Çocuğun hayatını geçirdiği yerde büyük bir insan vardı ki asıl kararları veren, hareket etmelerini sağlayan o olsa da yapacağı çoğu şeyde önce çocuğun lafını dinler, daha sonra harekete geçerdi. Diğer çocuklar onun kadar acımasız, kendini suçlayan ve her zaman kötü şeylerin başına geleceğini düşünen bir yapıda değildi. Onlar çok daha iyi niyetli, hassas ve sevecen çocuklardı. Adam onların orada olduğunu içten içe bilir fakat onlara bir türlü güvenemezdi. Dinlediği tek çocuk kötü olandı. Birisi adama çocukluğuyla ilgili bir soru sorduğunda çocuğun gözlerinden yaşlar boşanırdı ve kederlenirdi. Adam çocuğa dokunduğunu bildiği bu soruları soranları ve bu konuyu açanları sertçe tersler ve kendisi de bunu düşünmemek için çabalardı. Zamanla adam, çevresindekilerin de baskısıyla bir psikiyatra gitmesi gerektiğini anladı. Doktor ona soru sormaya çocukluğundan başlayınca adam kızdı ve kalkıp gitti oradan. O gece gözüne hiç uyku girmedi adamın. Düşündü, düşündü ve içindeki savaşı kendi başına durduramayacağına karar verip ertesi gün doktora tekrar gitti. Doktorun sorularına acı çekerek de olsa kısa cevaplar vererek çocukluğunu yeniden gündemine getirmeyi başardı. Sonunda doktorun soru sormasına gerek kalmadan her şeyi olduğu gibi anlatmaya başladı. Konuştu, konuştu ve konuştu. O konuştukça, içindekileri bir bir doktorun masasına döktükçe çocuk küçüldüğünü hissetti. Haftalar geçti, doktor randevuları devam etti ve çocuk artık minicikti. Öyle minikti ki diğer çocukların neşesi, sevgisi onun sesini bastırmaya yetiyordu artık. Çocuk yok olamazdı ya adamın içinden, olmadı da. Fakat onunla yaşamayı öğrendi adam. Onun varlığının farkında olarak ondan bağımsız bir hayata başladı. Kısa süre sonra öyle mutluydu ki çocuk da o cılız sesiyle onu mutsuzluğa itmeyi bırakıp sessizce durdu adamın içinde. Ve sonunda çocuk, adam üzerine uyguladığı baskılarda başarısız olmayı ne kadar çok arzuladığını fark etti. Kendisinin mutsuzluğunu isteyemezdi ki insan. O da anladı diğer çocukları, adamı ve en önemlisi de kendini. Huzur doldu içine. İlk kez çocuk, adamdan beslenmişti ve bu tarif edemeyeceği bir histi. Mutluydu.

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]