fbpx

Yorgunsun, gözlerinde ne aradığını bilmediğin bir merak, omuzların öne doğru, daha solgun, daha cesaretsiz daha bir isteksizsin. Olduğunu sandığın olmamışlar arasında doğru olana mı yoksa senin olana mı ait olduğunu bilemiyorsun. Ne söylesen yanlış ne yapsan eksik biliyorum. İnan! Eksiklerini tamamlayan başka bir noksan gelip yanında durunca yine tamam olacaksın. Yanlışın doğrusunu gösterecek bir ses duysan, boş kalmaz yanlışın yeri, sil baştan yazarsın.

Sesini dahi duymadan yaşayabileceğin insanların listesi uzayıp giderken, sesini duyduğunda içinde güvercinler uçuran seslerin kıymetini bil, sen o seslerin adını söyleyeceği anlar kadar hatırlanacaksın. Kaybettin sandıklarının yolunda ilerlerken gözlerin yaşlı, içinin benlik kaleleri korudu seni kırgınlıklarından. Gün gelince küllerinden yeniden doğup yine o kalenin kapısından uçacaksın.

Uykusunda sayıkladığı şeyler bile yalan olan dudaklardan kendi adını duymak için beklediğin zamanlar hep boşunaydı. Boşunaydı bir şiir dizesinin gerçek olacağına inanman. Her şair kendi şiirinde kahraman işte bu yüzden şiir okuyacak ama şiire inanmayacaksın.

Kış akşamları uzun olur, sen içinin yollarında daha bir uzun edersin geceyi, bir yere varamazsın biliyorum. Yolu uzattığında bile sana gökyüzünde yıldızları işaret eden bir el varsa omzunda, anla ki çok şanslısın.

Sen yüzüne çarpan her rüzgârda evinden uzakta olduğunu hissettiğin için öfkelendin hep. Halbuki rüzgâr tenine değiyorsa; sevdiklerinin sesini ve nefesini taşır sana, sen farkında olmadan sarıverir bedenini, iyileşmek için teninde hissettiğin rüzgâra izin ver, kanatlarını okşayacak. Rüzgarla yol alacaksın.

Yarım kaldığını düşündüğün başlangıçlar, sana eşlik edeceklere yere kadar geldiler. Yeni bir yol çıktığında karşına tedirgin olma, atacağın her adımda düşsen de kalksan da yol senin, yol aldıkça büyüyeceksin.

Dağlar soğukluğunu içinde hissedeceğin kadar yakında, gitmeye kalksan ulaşamayacağın kadar uzak ve yüksek olacak her zaman.

Yalan cümleler kolayca yer edinmeye devam edecek kısacık hayatlarımızda. Kölesi olduğun her neyse o kör edecek seni. Gerçek olduğuna ne kadar eminsen o kadar görmeyecek gözün. Sessizlik içinde duyduğun bir çıt sesi kadar rahatsız edici olacak yalan cümlelerin içindeki o tek gerçek sözcük. Duymaman imkânsız, duyduğun an artık yokmuş gibi davranamazsın. Tek bir gerçek sözcük için bile savaşmalısın.

Bir şeyleri affederek mutlu olacağına inanan bir insanın affedemediği tek şey kendi aptallığı olur yıllar sonra. Sen gerekirse affedecek ama yine de unutmayacaksın.

Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.