fbpx

Birine verilen sevgi hangi aşamadan sonra artık tehlikeli olmaya başlar? Bu doğru. Bir yerden sonra sevginin bile fazlası zarar. Bunu birçok insan biliyor ancak farkında değil. Sevgi en saf duygu ve sanırım buradan girmem bir nebze iyi hissettiriyor. Bilmek ve farkındalık. Aslında çok ayrı şeyler. Düşünmek ve düşünmeyi düşünmek. İşe pencereden bakmak, kapıyı açmak ve işin içinde olmak. Aynı kelimeler nasıl büyük bir farkındalıkla yansıyorlar bizlere değil mi?

Düşünüyorum ve tarumar bir haldeyim. Bu sene öyle alacaklıydı ki. İnsanlıktan, aşktan, sevgiden, aileden, vicdandan… 2020’nin insanlıktan aldıkları, şu son günlerinde bile bitmiyor. Bir kadını daha kopardı. Bir ocağa daha ateş düşürdü. Ne kadar konuşsak boş, ateş gerçekten düştüğü yeri yakar. Ancak yine de bir farkındalık yaratmak bazen bir konuşmayla da olur. Pencereden bakmak yetmez. Bazen gerçekten o evden dışarı çıkmak gerekir, o kapıyı açmak gerekir.

Siyah, beyaz, zengin, fakir, Müslüman, Hıristiyan, trans… Bu böyle gider ama nereye kadar? Buna ayrımcılık adı altında bakıldığı sürece nereye kadar gider? İnsanlık diyorum, insanlığımızı kaybettik! Susturulanların yerine konuşamaz olduk, sineye çekmek kolay geldi. Doğru yolu değil kolay yolu seçtik, böyle aciz olduk.

Tarihi değiştiren konuşmalar vardır. ”Söz uçar, yazı kalır.” olayını pek haklı bulmuyorum. Ancak bu dönem için, insanlıktan böyle yoksun ve kafaların bir karış havada olduğu bu dönem için belki bu doğrudur. Her ne şekilde olursa olsun absürt veya ilham veren, dini veya şeytani, günümüz dünyasına iz bırakan onlarca konuşma var ve sesimizi duyurmak, eğer istersek, zor değil.

Kelimeler diktatörlere karşı çıkabilir, devrimleri başlatabilir, yeni ideolojiler tanımlayabilir. Neden susuyoruz? Neden diye sormak insanı öyle yoruyor ki? Kimden cevap beklediğini bilmemek. Kendisiyle içinde savaşlar vermek insanı yoruyor. Ve öyle ki bu savaşların bir kazananı olmuyor.

Konuşuyorum öyle, ne sorduğumu bilmiyor, duymak istediğim cevabın ne olduğunu bilmiyorum. Ama avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Bu ülkede sevgi yok! Bu ülkede vicdan yok! Dünyada insanlık yok, eşitlik yok, özgürlük yok!

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.