fbpx

Diller, milletlerin birbirleriyle ilişki kurmasından dolayı -doğal olarak- birbirlerinden etkilenirler. Bunun doğal sonucu, kelime alışverişidir. Özellikle imparatorluk kurmuş milletler, başka milletlerle kelime alışverişi yapar ve onların topraklarını fethederken kelimelerini de fetheder. Fethettikten sonra artık o kelimeye yeni bir söyleyiş verir ve gerekirse yeni anlamlar katar. Nihad Sâmi‘nin belirttiğine göre kelime alışverişinde en önemli şey, o kelimeye milli sesini vermektir. Mesela Türkler, bozkırlardan Anadolu’ya gelirken birçok milletle karşılaşmış ve o milletlerin toprağını fethetmiştir. O milletlerin topraklarını fethedip onlara hükmederken kelimelerini de fethetmiştir. Bunu yaparken kelimeleri aynı şekilde almayıp kendi milli sesini vermiştir ve gerekirse o kelimeye yeni anlamlar katmıştır.

Şimdi dilimizden örnekler verelim:

Çamaşır Dilimize Farsçadan geçmiş olan bu kelimenin aslı “çâmeşûy”dur.

Efendi: Dilimize Yunancadan geçmiş olan bu kelimenin aslı  Yunancada “authentes” ve Rum söyleyişi de “aftendis” tir. Yunanca anlamı ise ”cariyenin sahibidir” ancak dilimizde daha güzel anlamlara da gelmektedir.

Köşe: Dilimize Farsçadan geçmiş bu kelimenin aslı ” gûşe”dir ve bu kelimeye “köşe” keskinliğini veren Türklerdir.

Kestane: Bu kelime, dilimize Yunanca “kastanon” kelimesinden geçmiştir.

Merdiven: Dilimize Farsçadan geçmiş bu kelimenin aslı “neverd-i bâm”dır. Bu kelime bu söyleyişi hemen almamıştır ve önce “merdüvan” sonra “merdüven” ve daha sonra “merdiven” güzelliğini almıştır.

Çarşamba: Bu kelime dilimize Farsçadan girmiş ve aslı “çehar-şenbih”tir. Bu kelime dilimizde sadece gün adı olarak kullanılmamış ve çeşitli kelimelerle deyimler oluşturulmuştur. Örneğin: Çarşamba karısı, çarşamba pazarı, çarşambanın gelişi vb.)

Perşembe: Dilimize Farsçadan girmiş bu kelimenin aslı “penc-şenbih”tir.

Hava: Dilimize Arapçadan girmiş bu kelimenin aslı “hevâ”dır.

Bunlara ek olarak birçok yer, şehir vb. adları da Türkçeleşmiştir. Örneğin “Adriyanapolis”, “Edirne” olmuş, “Aya -Nikola” ise “İnegöl” olmuştur ve bunlar gibi birçok Türkçeleşmiş kelime vardır. Ancak bir anlayış var ki bu millileştirdiğimiz ve fethettiğimiz kelimeleri dilimizden atmak istiyor: Öztürkçecilik.

     ÖZTÜRKÇECİLİK

Öztürkçecilik, dilimizdeki bütün yabancı kökenli kelimeleri atarak yerine Türkçelerini koymaktır. Bu anlayış ilk önce güzel gelebilir ancak atılan kelimelerin yerlerine getirilen kelimeler, halkın kullanmadığı veya kullanmayı bıraktığı ya da kendilerinin uydurdukları kelimelerdir. Bu anlayış dili fakirleştirir çünkü bu kelimelerden birini atmak; o kelimeyle kurulmuş bütün deyimleri, atasözlerini, söz gruplarını atmaktır. Yani bir tanecik kelime atarken -aslında- birçok anlam da o kelimeyle birlikte yitip gidiyor. Bu durum dilimizi yıkıma götürür . Bana göre bu “millileşmiş” kelimeleri atmak, bir vatan toprağını atmaya denktir çünkü bu kelimeler vatanın her karışı kadar değerlidir.

Bir zamanlar Atatürk de öztürkçecilik anlayışını desteklemiştir ancak bunun yanlış olduğunu anlayıp bundan vazgeçmiştir ve Güneş Dil Kuramı’nı ortaya atmıştır.

mustafa kemal ataturk 9 bublogta

      Bunlara ek olarak eklemek istediğim şeyler var :
1 -) Yeryüzünde özdil yoktur, milletler gerekli kelimeleri alır, kendi milli sesini verir ve gerekirse yeni anlamlar katar.
2-) Bir dilde en önemli şey dilin milli yapısını korumak ve “gereksiz” yabancı kelimeleri dile sokmamaktır ancak son zamanlarda sosyal medya ve başka nedenlerle dilimize giren “gereksiz” yabancı kelime sayısı günden güne artmaktadır. Bu konuda insanlar bilinçlendirilmelidir.
         Sonuç olarak dilimizde yabancı kökenli kelimeler bulunabilir ve bu olağandır ancak önemli olan bunu yaparken dilini korumaktır. Çünkü dil, kimliktir. Size önerim: Nihad Sâmi Banarlı‘nın ”Türkçenin Sırları” adlı kitabı okumanızdır (özellikle öztürkçecilere şiddetle okumalarını öneriyorum.). Esen kalın.
Abonelik
Bildir
guest
3 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.