Diller, milletlerin birbirleriyle ilişki kurmasından dolayı -doğal olarak- birbirlerinden etkilenirler. Bunun doğal sonucu, kelime alışverişidir. Özellikle imparatorluk kurmuş milletler, başka milletlerle kelime alışverişi yapar ve onların topraklarını fethederken kelimelerini de fetheder. Fethettikten sonra artık o kelimeye yeni bir söyleyiş verir ve gerekirse yeni anlamlar katar. Nihad Sâmi‘nin belirttiğine göre kelime alışverişinde en önemli şey, o kelimeye milli sesini vermektir. Mesela Türkler, bozkırlardan Anadolu’ya gelirken birçok milletle karşılaşmış ve o milletlerin toprağını fethetmiştir. O milletlerin topraklarını fethedip onlara hükmederken kelimelerini de fethetmiştir. Bunu yaparken kelimeleri aynı şekilde almayıp kendi milli sesini vermiştir ve gerekirse o kelimeye yeni anlamlar katmıştır.

Şimdi dilimizden örnekler verelim:

Çamaşır Dilimize Farsçadan geçmiş olan bu kelimenin aslı “çâmeşûy”dur.

Efendi: Dilimize Yunancadan geçmiş olan bu kelimenin aslı  Yunancada “authentes” ve Rum söyleyişi de “aftendis” tir. Yunanca anlamı ise ”cariyenin sahibidir” ancak dilimizde daha güzel anlamlara da gelmektedir.

Köşe: Dilimize Farsçadan geçmiş bu kelimenin aslı ” gûşe”dir ve bu kelimeye “köşe” keskinliğini veren Türklerdir.

Kestane: Bu kelime, dilimize Yunanca “kastanon” kelimesinden geçmiştir.

Merdiven: Dilimize Farsçadan geçmiş bu kelimenin aslı “neverd-i bâm”dır. Bu kelime bu söyleyişi hemen almamıştır ve önce “merdüvan” sonra “merdüven” ve daha sonra “merdiven” güzelliğini almıştır.

Çarşamba: Bu kelime dilimize Farsçadan girmiş ve aslı “çehar-şenbih”tir. Bu kelime dilimizde sadece gün adı olarak kullanılmamış ve çeşitli kelimelerle deyimler oluşturulmuştur. Örneğin: Çarşamba karısı, çarşamba pazarı, çarşambanın gelişi vb.)

Perşembe: Dilimize Farsçadan girmiş bu kelimenin aslı “penc-şenbih”tir.

Hava: Dilimize Arapçadan girmiş bu kelimenin aslı “hevâ”dır.

Bunlara ek olarak birçok yer, şehir vb. adları da Türkçeleşmiştir. Örneğin “Adriyanapolis”, “Edirne” olmuş, “Aya -Nikola” ise “İnegöl” olmuştur ve bunlar gibi birçok Türkçeleşmiş kelime vardır. Ancak bir anlayış var ki bu millileştirdiğimiz ve fethettiğimiz kelimeleri dilimizden atmak istiyor: Öztürkçecilik.

     ÖZTÜRKÇECİLİK

Öztürkçecilik, dilimizdeki bütün yabancı kökenli kelimeleri atarak yerine Türkçelerini koymaktır. Bu anlayış ilk önce güzel gelebilir ancak atılan kelimelerin yerlerine getirilen kelimeler, halkın kullanmadığı veya kullanmayı bıraktığı ya da kendilerinin uydurdukları kelimelerdir. Bu anlayış dili fakirleştirir çünkü bu kelimelerden birini atmak; o kelimeyle kurulmuş bütün deyimleri, atasözlerini, söz gruplarını atmaktır. Yani bir tanecik kelime atarken -aslında- birçok anlam da o kelimeyle birlikte yitip gidiyor. Bu durum dilimizi yıkıma götürür . Bana göre bu “millileşmiş” kelimeleri atmak, bir vatan toprağını atmaya denktir çünkü bu kelimeler vatanın her karışı kadar değerlidir.

Bir zamanlar Atatürk de öztürkçecilik anlayışını desteklemiştir ancak bunun yanlış olduğunu anlayıp bundan vazgeçmiştir ve Güneş Dil Kuramı’nı ortaya atmıştır.

mustafa kemal ataturk 9 bublogta

      Bunlara ek olarak eklemek istediğim şeyler var :
1 -) Yeryüzünde özdil yoktur, milletler gerekli kelimeleri alır, kendi milli sesini verir ve gerekirse yeni anlamlar katar.
2-) Bir dilde en önemli şey dilin milli yapısını korumak ve “gereksiz” yabancı kelimeleri dile sokmamaktır ancak son zamanlarda sosyal medya ve başka nedenlerle dilimize giren “gereksiz” yabancı kelime sayısı günden güne artmaktadır. Bu konuda insanlar bilinçlendirilmelidir.
         Sonuç olarak dilimizde yabancı kökenli kelimeler bulunabilir ve bu olağandır ancak önemli olan bunu yaparken dilini korumaktır. Çünkü dil, kimliktir. Size önerim: Nihad Sâmi Banarlı‘nın ”Türkçenin Sırları” adlı kitabı okumanızdır (özellikle öztürkçecilere şiddetle okumalarını öneriyorum.). Esen kalın.
Okurlarımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Kelime Alışverişi ve Öztürkçecilik Hakkında
  • 26 Haziran 2020

    elinize sağlık çok güzel konulara değinmişsiniz

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

”Ying Yang hangi anlamlara gelmekte?” öğretisi üzerinden yola çıkarak pek çok film ve kitap kurguları ile konuyu çeşitli şekillerde ele aldılar. Genel olarak, kabaca anlatmak gerekirse Ying ve Yang evrenin, doğanın ve yaşamın işleyişine açıklama getiren bir öğretidir. Perspektifinizi değiştirebilmek için şöyle bir örnek verebiliriz. Aşık olduğunuz kişiyle evlenmeniz sizin için iyi bir olayın başlangıcı […]
Falafel İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda […]
<<<Doğu Ekspresi – 1’i okumak için Marienplatz’da, sık sık geldiğim bir kafede şehrin mimarisini hayranlıkla izlerken duyduğum ve uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı, beni yeniden alıp o güne götürdü. İki sokak çalgıcısı Gone With The Sin’i çalıyordu. İlhan’ın hayatıma dahil olduğu o bir gün, yıllardır komik bir tesadüfle hayatıma dahil olup duruyordu. Belki de İlhan […]
Zaman hızlı geçiyor İnsanları iki sınıfa ayırıyor Keskin bir bıçak gibi Tutunanlar ve tutunamayanlar Tutunanlar Aşkı tadıp Sevgilinin Gözlerinde kavrulanlar Tutunamayanlar ise Hiç ağaca tırmanmayan Çiçek toplamayan insanlar Ama her ikisini de önüne alıp Sürüklüyor zaman seli Şimdi Kapat Gözlerini Dinle Dinle Dinle Usul usul yağan yağmuru Soğuktan birbirine sarılan Kedi ve köpeği Kokla Kokla […]
Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik […]
Jamala, tam adıyla Susana Alimivna Jamaladinova; Kırım Tatar Türklerinden bir müzik sanatçısıdır. Eurovision 2016 finalinde Ukrayna’yı birinci yapmıştır. Söylediği şarkı ”1944” adında ve o yıl yaşanan bir olayı anlatıyor. Rusya’nın Kırım Tatar Türklerine uyguladığı sürgünün tarihi olan 1944’te yaşanan olaylar vicdanı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır. Sürgün tam anlamıyla 18 Mayıs tarihinde tüm yerleşim yerlerinde başlamıştır. […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.