fbpx

Küçük bir kız çocuğu var karşı kaldırımda. Annesinin elini sıkıca tutmuş, bırakmaya da pek niyeti yok. Hava ne sıcak ne soğuk. Hafif bir esinti var, saçlarımı uçurmaya yetecek bir rüzgar. İnsanlar telaşlı, hayata yetişmeye çalışıyor. Oysa tüm bu telaşı onlar yaratıyor. Kaldırımlar insan seliyle sarsılıyor. Eziliyor, hırpalanıyor. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Bense o kız çocuğunu izliyorum. Gözlerimi ayırmadan izliyorum. Ürküyor çocuk. Bu hengamede annesinden uzak düşmek istemiyor çünkü, biliyor. Yeryüzünde elini tutup güvenle yürüyebileceği tek insan, annesi. Şeytanlarla dolu bu dünyada yalnızca ona güvenmesi gerektiğini biliyor. O yüzden kangren de olsa o eli tutmak istiyor.

İzlemeye devam ediyorum. Adımları kendinden emin. Annesiyle aynı anda aynı ayağını öne atmak için uğraşıyor. Bunu minik bir eğlenceye çeviriyor. Ardından yoruluyor. Belki de sıkılıyor. Bilmiyorum. Bilemiyorum. Asla bilemeyeceğim. Oysa küçük kız yıllar sonra pişman olacak. O anın kıymetini anladığında annesiyle aynı anda aynı adımları atmaya çalışmayı oyun zannedecek yaşlarını geçmiş olacak. Yürümeye devam ediyorlar. Yol üstündeki varlığını kanıtlamak için ışıklı tabelası olan ancak buna rağmen pek de dikkat çekmeyen pastaneye giriyorlar. Annesi ekmek almak için girdiği pastanede artık rutin haline gelmiş bir şeyi de unutmuyor. O pastanede kızının yerken kendinden geçtiği damla çikolatalı kurabiyeler var. Alıyor küçük kızın yüzünü güldürmek için. Ardından çıkıyorlar pastaneden. El ele değiller. Çocuk, kurabiyeleri yemekle meşgul. Annesi de telefon konuşması yapıyor. Öfkesi yüzüne yansımış kadın adımlarını farkında olmadan yavaşlatıyor. Siniri bacaklarını titretmekte ve yürüyecek dermanı kalmadığını fark edemiyor. Fark edemediği bir şey daha var. Çocuk yürüyor. Durmadan, sendelemeden yürüyor. İnsanların arasında gözden kayboluncaya dek yürüyor.

Annesi farkına vardığında her şey için çok geçti. Çünkü küçük kız o yollarda tek başına yürümeyi öğrenmişti ve yanında olmayan annesinin varlığına alışmıştı. Yetişmeye çalışıyor kadın. Yapamıyor. Geç kalmış. Yetişemiyor. Öfkesi ve bencilliği yüzünden sebep olduğu bu kargaşaya son vermek istiyor. Gücü yetmiyor. Kendi etrafında döndüğünü zannettiği dünya birden ayaklarının altından çekiliyor sanki. Yerçekimi yok oluyor o an. Kadının gözleri dolu dolu. Görebiliyorum.  Ağlamamak için kendini sıkıyor. Çenesi titriyor. Ne acı.

Elleri boş. Kalbi kırık. Hissediyorum. Karşı kaldırımda ama onu yüreğimde hissediyorum. Anneyi değil, kız çocuğunu. Koca dünyada bir başına artık. Yapayalnız. O yolu beraber yürüyeceklerdi halbuki. Beraber aşacaklardı tüm zorlukları. Olmuyor. Olduramıyor.

İzlemeyi bırakıyorum. Karşı kaldırımda kim bilir kaç kız çocuğu daha bu yolları tek başına yürüyor. Kim bilir kaç yürek annesinin elini tutabilmek için yanıp tutuşuyor da yapamıyor. Kim bilir kaç el kurabiyelere kanıp hayatına devam ediyor. Kim bilir kaç anne evladına yetişemiyor.

Karşı kaldırım cehennemin bir yansıması sanki. Farkında değiller ve çürüyorlar. İçten içe bitiyorlar. Dedim ya, farkında değiller. Gözlerimi açıp kapıyorum. Kaldırım gitmiş. Ayna var karşımda. O an, kavrıyorum olanları. Karşı kaldırım, benim cehennemim. Gözlerimi her kapattığımda zamanda yolculuk yaparak izlemeye gidiyorum. Acı veriyor bana. Çok acıtıyor canımı. Aynamdan kurtulmak istiyorum o an. Kırabilirim tek bir yumruğumla. Fırlatabilirim yere. Parçalayabilirim tekmelerimle. Peki o tekmeleri kendime atabilir miyim? Kurtulabilir miyim kendimden? Sıyrılabilir miyim benliğimden?

Yapamıyorum. Cehennem sandığım şey aslında bir yanılgı. Kendi cehennemimi, ben yaratıyorum. Her defasında yaşlı gözlerimle karşı kaldırımı izliyorum. Anlamıyor insanlar. Anlamayacaklar. Karşı kaldırımın kalbimdeki yarasını anlamayacaklar. Pes ediyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlarken aynadaki beni izlemeye devam ediyorum. Belki beni sever diye umutla bekliyorum. Acınası bir haldeyim. Yansımama muhtacım. Yine de bekliyorum. Sevilmeyi bekliyorum. Hep de bekleyeceğim. Ondan başkası da beni sevmeyecek, biliyorum. Sevmeyecek. Kimse. Hiç kimse.

Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]