fbpx

Bir insanın birlikte dolaşacağı kimsesi yoksa o insan her zaman 1 adım öndedir. Karar vermek, bunların başında yer alır. Karar veren insan kendi kararları doğrultusunda hareket ediyorsa varacağı yol bellidir. İnsan, kendi hayatını başkalarının kararları doğrultusunda şekillendiriyorsa yolun sonu görünüyor demektir. Onu yolun sonuna iten kendisi değildir; bir başkasıdır, başkasının kararlarıdır. Kendi kararları doğrultusunda kendi hayatına sahip çıkan insan bir nevi kendi kararlarından da sorumludur. Sonucu ne olursa olsun insan hâlen tek başına karar verebiliyorsa kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Kendi kararlarının dışına çıkmayan insan, başkalarının kararları ile hareket etmeyen insan asla pişman olmaz. Sonuç ya iyidir ya da kötüdür. Önemli olan bu kararlardan ders çıkarmaktır. Hayat karar vermeye benzer, daima bizi yanıltır. Oysa biz asla vazgeçmeyiz ve peşini bırakmayız kararlarımızın. Nitekim kararlar bizim kararlarımızdır. Bu kararlar iyi ya da kötü sonuçlar doğursa da önemli olan bunlardan ders çıkarmak ve tekrardan peşine düşmektir. İnsanlar hayatları boyunca birtakım kararlar alır. Bu kararlar sonucunda bizim istediğimiz sonuçlara ulaşmamız da bir seçenektir. 2 tane seçenek vardır. Bunlardan ilki iyi seçenektir. Bu seçenek kendi kararlarımız ve bu kararlar doğrultusunda hareket ettiğimiz hayatımızdır. Verdiğimiz kararlar ve aldığımız sonuçlardan ders almak, bizi tekrardan kendi kararlarımız ile baş başa bırakır. İkinci seçenek ise kötü seçenektir. Bu seçenek kendi hayatımız ile ilgili alacağımız kararlar değil de başkasının kararları ile hareket ettiğimiz ve hayatımıza yön verdiğimiz seçenektir. Kendimize ait olmayan kararlar bizi uçuruma sürükler ve yolun sonuna gelmiş oluruz. Başkalarının kararlarına itimat eden kimse, asla kendi kararlarına biat edemez. Kararlarını benimseyen insan, verdiği kararlara saygı duyan insandır. İyi kararlar saygı duyulur. Bu kararlar, insanın tek başına verdiği kararlardır. Tek başına verilen kararlar iyi ya da kötü sonuçlanabilir. Bu sonuçlardan ders alan kimse, hem kendisine hem de kendi kararlarına saygı duymuş olur. Günlük hayatımızda duyguların ön planda olduğu zaman verdiğimiz kararların sonu hüsranla sonuçlanır. “Sinirliyken cevap verme, mutluyken söz verme, üzgünken karar verme.” der Osho. Üzgünken bazı kararlar alır ve kendimizi hiç beklemediğimiz yerde buluruz. Üzgünken karar vermemeliyiz. Çünkü istemediğimiz ya da isteyemeyeceğimiz şeyler bizi karar alma noktasında alçaltır. En iyisi, sükûnet içinde hareket etmektir.

Kadir Bakışmaz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Kadir Bakışmaz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.