fbpx

Kimi zaman istemeden de olsa bir sözle, bir hareketle yaralamaktır karşınızdakini. O kadar kolaydır ki kalp kırmanız için kırıcı olmak bile gerekmez. İnsanoğlunun doğuştan sahip olduğu bir beceridir adeta. Sonu, ne olursa olsun değişmeyen bir eylemdir, sonu sadece ve sadece pişmanlıktır kalp kırmanın.

Kalbini kırdığınız birinin ardından “İyi ki yapmışım.” diyemezsiniz. Belki 1 saat belki 1 gün belki 1 yıl sonra mutlaka pişman olursunuz ya da bazen sadece birkaç dakika sonra. O vakit mutlaka gelir; suçluluk duygusuyla, pişmanlıkla ve keşkelerle dolu bir ruh hali saplar üzerinize. Pişmanlık bu işin tam da göbeğinde aslında, ne kadar çabalarsanız çabalayın kaçamayacağınız bir bedel şeklinde.

“Kafam kırılsaydı da yapmasaydım!”

İnsanların masum olmadığını, ne kadar acımasız olduklarını farkedersiniz. Herkesten önce kendinizin. Sevginin düşmanı bu kalp kırma eylemi, aslında bir o kadar da yakın sevgiye. Bir kalbi ne kadar kırdığınız onu ne kadar sevdiğinizle de paralel yürüyor. Ve tabii pişmanlığınız da…

İnsan en sevdiği oyuncağı neden parçalar ki ?

Ne kadar pişman olsanız da o kalbi onarmaya çalışsanız da mutlaka elinizde kırılmış bir kalp kalacağını sanıyorsunuz. Matematiğiniz çok iyi değil galiba?

Günün sonunda 2 kırık kalp var. Onunkini siz, sizinkini de yine siz kırmışsınızdır. O yarasında sizi, siz yaranızda onu ve vicdanınızı taşırsınız.

İnsanın içinden hemen onarmak gelir bu kalpleri; farkında olmadan yaptığını anlatmak, pişmanlığını anlatmak…

Zira boşunadır bu çaba, zordur anlatması. Kelimeler çoktan küsmüştür insana.

Özür dilemek veya onu bir şekilde telafi etmeye çalışmak beyhude kalmaya başlıyor. Ne kadar samimi olsan da karşındaki kırık kalp için hiçbir şey ifade etmiyor söylediklerin. Bunlar iç içe durumlar olsa da aslında tam bir çıkış yolu sunamıyor insana. Yaptığımız hatalarla, kırdığımız kalplerle bir bütün olarak devam ediyoruz yolumuza.

Belki de suç sizin değil de özür dilemenin içini boşaltanlarda.

O kalbi onaramayacağınızın farkına varırsınız, sesiniz kısılmaya başlar ister istemez. Söyleyeceklerinizin hiç bitmeyeceği ama hiçbir zaman da anlam ifade etmeyeceği noktadasınızdır. Kırılmıştır.


Ama yine de o içi boş kelimelerle bir son verirsiniz yazdıklarınıza:

Özür dilerim.

Kudret içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Kudret içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.