fbpx

Kadınlar hunharca üzülürler. Ağlarlar. Sevdikleri için harap olurlar. Değer verirler. Erkekler tarafından olan haksızlığa gelemezler. Kendilerini yer bitirirler. Kendilerini avutmak için bazen saçlarından bir tutam keserler bazen ise çoğunluğunu keserler. En çok ağlatan şarkıları dinlerler, gözleri kanlanana kadar ağlarlar. Çok sevdim de ne oldu düşüncesi ile kalplerine saplanan hançerlerin haricinde kendileri de hançer saplar dururlar. Sonra ayna karşına geçerler. Aynadan tiksinirler. Olduğu yere çöküp dizlerini kendilerine çekerler. Ve bir daha ağlarlar, bir daha… Bağırırlar. Kimse duymaz genelde. İnada daha çok bağırırlar. Boğazları ağrır. Acı içinde boğazlarına dokunurlar. Kadınlar acıyı o an çok severler. Daha çok acı… Kendilerini bir yatağa atarlar, bir battaniye çekerler, bazen onu da çekmezler. Üşürler, ağlarlar. Ağlamaktan yorgun düşüp uyuyakalırlar. Uyanırlar. Ağlayacak gözyaşı kalmamış olur. Ama yine ağlarlar, bu sefer gözyaşı akmasa da içten içe ağlarlar. Kalpleri ağlar. Ayağa kalkarlar. Omuzları düşük ve bitkin hâlde yürürler. Zar zor bir bardak su içerler. Saatlerdir ellerine almadığı telefona uzanırlar. Bir sürü arama beklerken stabil her telefonda beliren bildirimleri görürler. Bu sefer ağlamaya başlarlar yine. Gözyaşları yorulmuş ama bir iki tane de akması için zorlarlar. Tekrar yorgun düşüp hem açlıktan hem de içindeki sızıyla orada kıvranırlar. Bazen arkadaşları gelip zile basıp kurtarır bu girdaptan, bazen ise hiç kimse… Hiç kimsesi olmayan kadınlar… O kadınlar ise yalnız olduklarını bildikleri için birden ayağa kalkarlar. Tiksindikleri aynanın karşısına tekrar geçerler. Kendilerine bakarlar uzun uzun. Ellerine bir pamuk alıp yüzlerini temizler. Sonra saçlarını sıkıca topuz yaparlar. Makyaj çantasını boşaltırlar. Ağlamaktan şişmiş gözlerine krem sürerler. Sonra ise kapatıcı. Ellerine maskarayı alırlar. Kurumuş olan gözyaşları akmak için gelir birden. Kadınlar pes etmez. Akan gözyaşlarına inat sürerler maskaralarını. Açlıktan bembeyaz olmuş dudaklarına ise kırmızı bir ruj. Tekrar yağmurlu gözleriyle aynadan kendilerine bakarlar kadınlar. Erkeklerin yıkmaktan, kırmaktan, harap etmekten, ağlatmaktan usanmadığı kadınlar içlerindeki gücü bilirler ve dirilirler. Günlerdir kendilerini mahveden kadınların dönüşleri ise apayrı olur. Kadınlar kendilerini harap ederler. Kadınlar kendi kendilerine ederler. Kadınlar hep üzülürler. Kadınlar en sonunda hep kırılırlar. İyi ve güzel kadınlar hep ağlarlar… Ama kadınlar kendilerine ettiklerini başka kimseye etmezler. Kadınların kendine yaptığı eziyetleri, erkekler kendilerine yapmazlar. Kadınlar diri olmayı bilirler. Kadınlar erkeklerin enkazından uzun da sürse çıkabilirler. Ama erkekler bir kadın olmadan dahi dünyaya gelemezler. Kadınlar güçlüdür. Kadınlar erkekleri hep sırtlanırlar. Ama erkekler bunu görmezler ve kadınlara kıymet vermezler. KADINLAR ÇİÇEKTİR. Erkeklerin bunda üzülecek ne var dediği her bir şeyde kadınların yaprakları bir bir dökülür. Kadınların dilinden anlayın. Zor değildir bir çiçeği sulamak, birkaç hoş sözle çiçek açmasını izlemek. Kadınlar çoğu şeyi yaparlar. Ama erkekler ise çoğunlukla bir kadına ihtiyaç duyarlar. KADIN BİR ANNEDİR. Erkekler bu yüzden de kadınlara ihtiyaç duyarlar. KADINLARI YIKMAK KOLAY DEĞİLDİR. Kadınlar birçok şeydir. Şimdi siz erkekler, kadınlar hayatınızda/hayatımızda her şey iken nasıl bu kadar basit davranabiliyorsunuz? Nasıl bu kadar anlayışsız oluyorsunuz? Nasıl bu kadar istediğinizi yaptıracağınızı düşünüyorsunuz? Nasıl bu kadar kısıtlayıp da gidip siz özgürce gezebiliyorsunuz? Nasıl bu kadar kıskançlık kelimesi kapsamında cinnetler geçirebiliyorsunuz? Nasıl bu kadar adaletsiz olabiliyorsunuz? Nasıl kadınlara da aynı hakları tanıyamıyorsunuz? KADINLAR ÖZGÜRDÜR. KADINLAR NEFESTİR. KADINLAR SUDUR. KADINLAR YAŞAMDIR. Ve bir erkeğin bir kadını kaybetmeden bunları anlaması ise imkânsız bir mucizedir. KADINLARI KAYBETMEKTEN KORKUN. ÖZELLİKLE SEVDİĞİNİZ KADINLARI… Çünkü sevdiğiniz kadınlar sizlere çiçek bahçeleri sunar, siz erkekleri kendinizden daha çok sever. Çiçek bahçelerini soldurmayınız. Nahif olunuz. Hayatınızın en nadide parçacığı gibi davranınız. Bulunmaz bir mücevher gibi davranınız. Ve doyumsuz olmayınız. Hayatınızda en değer verdiğiniz 2 kadın olsun: Biri anneniz olsun, biri sevdiğiniz kadın olsun. Sonradan ise bir de kızınız olsun. Kadınların güneşini karartmayın. Gündüzsüz gün olmaz. Günlerinizi geceye çevirmeyiniz. Kadınlar ufak bir çiçek ile bile gülümseyebilirler. Romantik olmak, kılıbık olmak değildir. Kılıbık olmak, hanımcı olmak gibi kelimelerle çevrelemeyiniz nahifliği. Kadınların sözünde durmak korkak yapmaz sizi. Tam tersine hem kadınların gönlünü fethetmiş olursunuz hem de peygamberimize yaraşır bir ümmet olmuş olursunuz. Yapmayınız erkekler. KADINLARI GÜNDEN GÜNE KAYBETMEYİNİZ. BİZ KADINLAR İSE GÜNEŞİN SONSUZ ÜMİDİYLE GÜÇLÜ KALMAYA DEVAM EDECEĞİZ…

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]