fbpx

“JANE EYRE” KİTAP İNCELEMESİ

Kitap Adı: Jane Eyre
Orijinal Adı: Jane Eyre
Yazar: Charlotte Bronte
Çeviri: Ayşe Düzkan
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Sayfa: 663
Baskı: 2020
Tür: Klasik Roman

Charlotte Bronte, Jane Eyre‘yi kadın yazarların dikkate alınmadığı 19. yüzyıl Victoria Dönemi’nde kaleme almış ve eseri kendi adıyla değil de bir erkek ismi olan “Currer Bell” takma adını kullanarak yayımlatmıştır. Bunun nedeni ise o dönemde erkeklerin, kadınlardan daha üstün görülmesi; aşk, evlilik, din ve ahlak gibi konularda halk üzerinde büyük bir baskı kurulmuş olmasıdır.

Dünya klasikleri arasında önemli bir yere sahip olan kitap, farklı sınıftan olan iki kişinin aşkını ele alırken aynı zamanda o dönemde var olan erkek üstünlüğünü ve toplumda yaşanan dinî baskıyı da gözler önüne seriyor. Aynı zamanda ana karakter üzerinden kadınların da güçlü ve özgür olabileceğine de değiniyor.

Ayrıca kitapta, yazarın hayatından kesitlerle karşılaşmak da mümkün. Bu da kitabı daha okunulası yapıyor elbette. Çünkü bu gerçeklik sayesinde mutluluk, üzüntü, korku gibi duygular okuyucuya çok daha iyi geçiyor.

”Peki nedir bu benzerlikler?” dediğinizi duyar gibiyim. Benzerliklere örnek olarak yazarın da ebeveynlerini küçük yaşta kaybetmesini, o dönem göz önüne alındığında onun da dinî eğitim verilen bir okula gitmesini, okulda yaşanılan salgın hastalıklar sonucu yaşanan ölümleri ve tıpkı kitabın ana karakteri Jane gibi önce okuduğu okulda öğretmenlik yapmasını, sonrasında özel öğretmenlik yapmaya başlamasını göstermek mümkün.

Kısacası kitabı okuduğumuzda aslında yazarın kendi hayatında yaşadığı en önemli olayları eserine yansıttığını görebiliyoruz. Bu sayede bizler de kurguya dökülmüş olan acılar, mutsuzluklar ve ölümler karşısında verilen tepkileri çok daha iyi hissedebiliyoruz.

Kitaptaki olaylar ana karakter olan Jane Eyre’nin, anne ve babası ölünce bakımını üstlenen dayısının evine taşınmasıyla başlıyor.
Yenge ve kuzenler Jane’i istemedikleri için ona kötü davranıyorlardır. Jane de sevilmediği insanlar arasında yaşamaktan son derece mutsuzdur. Kısa bir süre sonra Jane’in dayısı vefat eder. Onu evlerinde istemeyen yengesi dayısının vefatından hemen sonra Jane’i sıkı kuralları olan yatılı bir okula gönderir. Yenge ve kuzenler ondan kurtuldukları için, Jane ise sevgi görmediği, hiç arkadaşı olmadığı ve her türlü kötülüğü gördüğü ortamdan kurtulma şansına erişebildiği için son derece mutludur.

Henüz 10 yaşında olan Jane için yatılı okula alışmak ilk başta çok kolay olmayacaktır. Yatılı okulun bir hayli katı kuralları vardır ve esnetilmesi de mümkün değildir. Okuldaki öğrenciler zaman zaman soğuğa, zaman zaman ise açlığa karşı da mücadele etmek zorundadırlar. Çünkü bu da okulun verdiği eğitimin bir parçasıdır. Ama tüm bu yaşananlara rağmen yatılı okul Jane için hem yepyeni bir ortamdır hem de tüm zorluklarına rağmen bulunmaz bir nimettir. Bu ortama kısa sürede alışan Jane, okuldaki kızlarla da güzel bir arkadaşlık bağı kurar. Daha önce hiç arkadaşı olmayan, kendi halinde, sessiz dünyasında yaşayan biri için bu ortam çok daha huzurlu ve mutlu bir hayatın başlamasına olanak sağlar.

Elbette yıllar çok çabuk geçer. Jane okula başladığından beri tam sekiz yıl geçmiş ve o artık bir genç kız olmuştur. Geçen yıllar içerisinde Jane, bu okulda hem öğrenci olmuş hem de öğretmenlik yapmıştır. Ama artık buradan ayrılma zamanının geldiğini düşünen Jane, hayatını idame ettirebilmek adına, özel öğretmenlik yapabileceğini belirten iş ilanları vermeye başlar. Verdiği ilana bir tane olumlu cevap gelir ve Jane, yeni işine başlamak için verilen adrese doğru yola çıkar.

Adrese ulaştığında, sekiz yaşındaki küçük bir kıza öğretmenlik yapacağını öğrenir. Kızın babası seyahatte olduğu için onunla tanışamamıştır. Jane ve küçük öğrencisi çok iyi anlaşırlar. Birkaç gün sonra tamamen tesadüf eseri kızın babası Bay Rochester ile tanışırlar. Jane ve Bay Rochester birbirlerini tanıdıkça çok iyi anlaşan iki iyi arkadaş olurlar. Bir gün konağa yatılı misafirler gelir. Misafirler geldikten sonra ise konakta her gün eğlenceler düzenlenmeye başlar. Ancak evde garip olaylar da yaşanmaktadır. Çatı katından gelen garip seslerin ne olduğu Jane için tam bir muammadır mesela.
Gerçeği öğrendiğinde ise üzülmemesi mümkün olmayacaktır.

Konaktaki eğlenceler tüm hızıyla devam ederken bir gün Jane’in kulağına Bay Rochester’ın yatılı misafirlerinden bir bayanla evleneceği dedikodusu gelir ve Jane bu duruma çok üzülür. Çünkü Bay Rochester’e karşı arkadaşlıktan öte duygular beslemeye başlamıştır. Böyle mutsuz olduğu bir dönemde tam da ne yapması ve nasıl davranması gerektiğine dair karar vermeye çalışırken yengesinin çok hasta olduğu ve kendisi ile görüşmek istediği haberi gelir.

Aldığı bu haber üzerine Jane, bir süreliğine yengesini ziyarete gider. Yengesi ölüm döşeğindedir ve az zamanı kalmıştır. Yaptığı tüm kötülükler için ondan özür diler ve kendisini affetmesini ister. Bir de bir amcası olduğunu ve mirasını Jane’e bıraktığını ama Jane’e çok kızgın olduğu için bu durumu da ondan sakladığını itiraf eder ve ölür.

Jane, yengesinin cenaze işlemlerinden sonra Bay Rochester’ın konağına geri döner. Bay Rochester onun geri dönmesine çok sevinir. Onunla konuşarak kendisine aşık olduğunu ve evlenmek istediğini söyler. Jane, evliliği kabul eder. Ancak kısa bir süre sonra Bay Rochester’ın zaten evli olduğu ortaya çıkar. Bu durumu öğrenen Jane oradan ayrılır ve yolu, hiç bilmediği bir kasabaya düşer. Hayatta kalabilmek için çalışmalıdır. İş arar ama bulamaz. Son kez şansını denemek için bir evin kapısını çalar ve önünde bayılır. Evin sahipleri üç kardeştir. Onu içeri alır ve onunla ilgilenirler.

Jane, onlarla birlikte yaşamaya başlar. İki kız kardeşle çok iyi geçinen Jane’e göre kızların erkek kardeşi olan John da çok iyi biridir. Bu dörtlü bir müddet sonra aslında kuzen olduklarını öğrenirler. Bu durum onları çok şaşırtmış olsa da bir o kadar da sevinmişlerdir. Kuzen olduklarını öğrendikten sonra Jane, amcasından kalan mirasta onların da hakları olduğunu düşündüğü için parayı kuzenleriyle birlikte eşit bir şekilde paylaşır. Elbette ki herkesin kendi payına düşen para ile ilgi fikirleri vardır.

John, Hindistan’a gitmek ve orada misyonerlik yapmak istemektedir. Tercih ettiği bu hayatta kendisine yol arkadaşı olabilecek kişi olarak ise Jane’i düşünür ve ona evlilik teklif eder. Ne yazık ki Jane bu teklifi reddeder. John’dan kendisine son bir iyilik olarak iş bulmasını ister ve John onu küçük bir eve yerleştirir ve kasabanın öğretmeni olmasını sağlar.

Jane, her ne kadar bu kasabaya ve insanlarına alışmış olsa da Bay Rochester’ı merak ediyordur. Dayanamaz ve konağa onu görmeye gider. Ancak konakta bir yangın çıktığını, yangında Bay Rochester’ın ağır yaralandığını, karısının ise öldüğünü öğrenir. Bay Rochester’ın yanına gider. Onun yangın esnasında gözlerinin kör olduğunu ve bir elini kaybettiğini öğrenir. Birbirlerine karşı hissettikleri duygularının hâlâ aynı olduğunu düşündükleri için evlenme kararı alırlar. Kısa süre içerisinde evlenirler.

Jane, kocasının her şeyiyle yakından ilgilenip onun görmeyen gözleri, olmayan eli olur. Kocasının tedavisine devam ederler ve iki yıl sonra bir çocukları olur. Tam çocuklarının dünyaya geldiği zaman dilimi içerisinde ise Bay Rochester’ın gözleri görmeye başlar. Bu durum onlar için harika bir sürpriz olmuştur ve onlar birlikte oldukları için çok mutludurlar.

Son derece samimi bir dille yazılmış, anlaşılır, akıcı ve yalın anlatımıyla okuması bir hayli keyifli bir kitap…
Sayfa sayısı çok olmasına rağmen tabiri caizse okurken su gibi aktı gitti.

Yengesinin, Jane’e yaptıklarını okuyunca sinirlenmemek ve üzülmemek ne mümkün… Ama herkese ve her şeye rağmen Jane’in kendi başına kararlar alabilmesi ve bu kararları büyük bir cesaretle yerine getirebilmesi, yürekli, güçlü, kararlı, azimli, inançlı ve kendine her koşulda güvenen, aklı ve cesareti sayesinde hayatta sağlam adımlarla ilerlemeyi başarabilen bir kadına dönüşmesinin hikayesini okumak çok güzeldi.

Jane Eyre, okunması ve ders çıkarılması gereken klasiklerden…

Son olarak bu nadide eseri kesinlikle okumanızı tavsiye ediyor ve huzurlarınızdan ayrılıyorum.

Keyifli okumalarınız olsun.

tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]