fbpx

“Kim demiş bir kadın küçük şeydir. Bir kadın belki en büyük şeydir.”   

1. Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı Devleti’nin de yenik sayılmasıyla İtilaf Devletleri ile 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanmıştır. Bu antlaşmanın 7. maddesine göre, İtilaf Devletleri güvenlikleri için tehlikeli gördükleri stratejik yerleri işgal edebileceklerdi. İtilaf Devletleri bu maddeye dayanarak daha önce aralarında yapılan gizli antlaşmalara göre hiçbir haklı sebep olmadan Osmanlı Devleti’nin topraklarını, işgal etmeye başlamışlardı.

Önce 15 Mayıs 1919’da Yunanistan İzmir’i, Fransa; Maraş, Urfa, Antep, Adana, Mersin, Dörtyol’u, İtalya da Antalya, Kuşadası, Fethiye, Bodrum, Marmaris, Konya’yı işgal etmiş, türlü bahanelerle, bazen bahane de göstermeksizin bu faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. İstanbul Hükümeti’nin çaresizliğine rağmen, böyle bir tablo karşısında, Türk milleti topyekûn bir mücadeleye girişmiş; adına da Millî Mücadele/ İstiklal Harbi/ Kurtuluş Savaşı denilmiştir.

Böylesine çok zorlu şartlar altında bile Türk kadınları erkeklerden geri kalmamış; ruhlarının derinliklerinden gelen vatan, millet, hürriyet aşkıyla düşmanla mücadele etmişlerdir.

ŞERİFE BACI

şerife baci

Milli Mücadele’nin en önemli kadın kahramanlarından olan Şerife Bacı, İnebolu’daki cephanelerin Ankara’ya götürülmesinde, çocuğu ve kağnısıyla, zorlu kış şartlarına rağmen canla başla görev aldı.

Cephanelerin ıslanmaması için battaniyesini cephaneye saran, bir yandan bebeğinin de donmaması için çaba gösteren bir kahraman…

HALİME ÇAVUŞ (KOCABIYIK)

halime çavuş

soldan üçüncü Halime Çavuş...

Kastamonu doğumlu olan ve anne-babasının karşı çıkmasına rağmen Kurtuluş Savaşı’na katılan Halime Çavuş, Kurtuluş Savaşı’nda erkek kılığına girmiş, saçını kazıtmış, kimseye de kadın olduğunu söylememiştir. Mühimmat taşımada görev alan Halime Çavuş, düşmanın ateş açması sonucu ayağından sakatlanmış bir kadın kahraman…

HALİDE ONBAŞI (ADIVAR)

halide edip

Kurtuluş Savaşı sırasında bizzat cephede Mustafa Kemal’in yanında yer alan Halide Edip Adıvar, asker olmamasına rağmen rütbe almış, ardından gösterdiği başarılar sebebiyle “Savaş Kahramanı” sayılmıştır. Halide Onbaşı, 1919’da İstanbul halkını ülke işgaline karşı harekete geçirmek için ateşli konuşmalar yapmıştır. Halide Edip Adıvar, Anadolu Ajansı’nın kurulmasında da etkin bir isimdir, gazetecilik de yapmıştır. 1950 yılında ise milletvekili olmuştur.

ÇETE EMİR AYŞE (ALİYE)

Çete Emir Ayşe

Emir Ayşe, Yunan askeri Aydın’a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışırken arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş, Çanakkale’de hayatını kaybeden eşinden kalan tek hatıra olan elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek alarak dağa çıkmıştır. “Çete Emir Ayşe”, böylece Yörük Ali Efe’ye katılmış ve Aydın’ın kurtuluşuna kadar Yunanlarla savaşmış bir kadın kahraman… Çete Emir Ayşe, İstiklal Madalyalı bir kadın kahraman.

FATMA SEHER ERDEN (ERZURUMLU KARA FATMA)

Fatma Seher Erden

1888 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma), Subay Dervişlerden Ahmet Bey ile evlendi ve Balkan Savaşı’na katıldı. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde kendi ailesinden kadınlarla birlikte savaşan Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma), eşi Binbaşı Ahmet Bey Sarıkamış’ta şehit olunca memleketi Erzurum’a dönmüştür.

1919’daki kongre günlerinde, Mustafa Kemal ile görüşebilmek için Sivas’a giden Erzurumlu Kara Fatma, Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirildi. İstanbul’da silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulundu, İzmir’de de görev aldı. Çoğu kadınlardan oluşan birliği ile düşmanları püskürten bir Milli Mücadele kahramanı.

NEZAHAT ONBAŞI (NEZAHAT BAYSEL)

nezahat onbaşi

70. Alayın simgesi haline gelen, Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın da dikkatini çeken bir kadın kahraman: Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel). Albay Hafız Halit Bey’in küçük kızı. Daha dokuz yaşındayken babası ile birlikte cepheyle tanıştı; 12 yaşına kadar üç yıl boyunca cephelerde babası ile birlikte mücadele etti (Annesi veremden vefat etmişti). Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel); Geyve Savaşı, Konya İsyanı, I. ve II. İnönü Savaşları, Sakarya ve Gediz Muharebeleri’nde görev aldı.

TAYYAR RAHİME

Tayyar Rahmiye

Adanalı Rahime Hanım, 1920’de Kurtuluş Savaşı’na katıldı; Fransızlarla çarpıştı. Milli mücadelenin erken dönemlerinde sadece keşif ve kundakçılık görevleri gerçekleştiren Tayyar Rahime, daha sonra çarpışmalara da katıldı.

Ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olan kahraman bir Türk kadını…

HAFIZ SELMAN İZBELİ

Hafiz Selman İzbeli

Kastamonu’daki ilk kadın meclis üyesi olan Hafız Selman İzbeli, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu kurucularından. Kurtuluş Savaşı sonrasında Kastamonu’daki kadınları toplayan Hafız Selman İzbeli; asker için çorap, fanila ördürüp cepheye göndermişti. Hafız Selman İzbeli, “Cumhuriyet Kadını” olmakla övünen, savaştan sonra da yeni baştan Türkçe harflerle okuma-yazmayı öğrenen bir kahramandı. Milletvekilliği teklifini de başını açamadığı için kabul etmemişti.

GÖRDESLİ MAKBULE

Gördesli Makbule

Gördesli Makbule, 15 Mayıs 1919’daki Yunan işgali nedeniyle kocası Halil Efe ile birlikte Türk çetelerine katılmış; Yunan kuvvetleriyle çıkan çatışmalarda görev almıştır. Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için öne atılınca şehit olan, Milli Mücadele’nin kadın kahramanlarından.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]