fbpx

Türk kadını, bugün ölüme açtı gözlerini. Gece yarısı aldıkları fesh kararına uyandı, her birimiz neye uğradığımızı şaşırdık. ”Ne yani, ölüme mi terk edildik?” Evet, mevcut iktidarın yetkilileri tarafından katlimiz resmileştirildi. Potansiyel tacizcilerin, potansiyel tecavüzcülerin, potansiyel katillerin eline verdikleri kozla en temel hakkımız olan yaşama hakkımıza saldırıldı. Türk kadını, çaresizce faillerin insafına terk edildi.
Ben, henüz hayatının baharında gencecik bir kadınım. Ben, ölmek istemiyorum. Ben, yaşamak istiyorum. Nasıl olur da bu hakkıma devlet adamları saldırabilir? Nasıl olur da 2021 yılında öldürülmemek için avazım çıktığı kadar bağırmak zorunda bırakılırım? Nasıl olur da kadınları yalnızca ”annelik” kavramıyla özdeşleştiren devlet yetkilileri, katillerin elini güçlendirecek kararlar alırken tereddüde dahi düşmez?
Yüzlerce defa yazdım, yine yazarım. BİZ, ÖLDÜRÜLÜYORUZ. Biz her gün eksiliyoruz. Ne hakla can güvenliğimizi sağlayacak bir sözleşmeyi feshederler? Ataerkil düzeninizden de, erkek adaletinizden de, sizden de bıktık. Kadınları değil de failleri koruduğunuz bozuk düzeninizden bıktık. Ağzından salyalar aka aka saldıracak yer arayanları üstümüze salmanızdan ve bunu açık açık yaptığınız halde size destek vermeye devam eden ahmaklardan bıktık.
Ben bugün, failini 23 defa şikayet etmesine rağmen hiçbir sonuç alamayan ve sokak ortasında satır darbeleriyle öldürülen AYŞE TUĞBA ARSLAN’IM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu kararı?
Ben bugün, henüz 17 yaşındayken balkondan itilerek öldürülen ve katili aklanmaya çalışılan DUYGU DELEN’İM! Bana nasıl açıklayacaksınız bu kararı?
Ben bugün, nefretini pekiştirerek ölümüne sebep olduğunuz HANDE KADER’İM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu kararı?
Ben bugün, öldürdükten sonra cesedini yakıp bir varile koydukları ve öldürüldükten sonra dahi suçlu gösterilmeye çalışılan PINAR GÜLTEKİN’İM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, eve dönerken bindiği minibüste tecavüze direnen, elleri kesilen, cesedi yakılan, annesinin ”Çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi.” dediği ÖZGECAN ASLAN’IM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, evli olduğu erkek tarafından tecavüze uğrayan, saatlerce şiddet gören, çocuklarının canıyla tehdit edilen ve nefsi müdafaa yaparak failini öldürünce hapis cezası alan MELEK İPEK’İM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, parasıyla yargıyı satın alabileceklerini zannedenler tarafından öldürülen ve cinayetine intihar süsü verilmeye çalışılan ŞULE ÇET’İM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, mevcut iktidarın yetkilileriyle boy boy fotoğrafları olan Ümitcan Uygun tarafından canlı yayında dövülen ve öldürülen, ailesi adalet için çırpınan ALEYNA ÇAKIR’IM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, Musa Orhan’ın tecavüz edip ölümüne sebep olduğu İPEK ER’İM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, kızının gözü önünde öldürülen ve ”Ölmek istemiyorum!” diye haykıran EMİNE BULUT’UM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, hiç tanımadığı biri tarafından katledilen ve cezaevinden firar etmiş katilinin ”Güçsüz görünüyordu, o yüzden onu seçtim.” dediği CEREN ÖZDEMİR’İM. Bana nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
Ben bugün, giydiği kıyafetleri yüzlerce defa gözden geçirip ”tahrik edici” olmasın diye uğraşan ve bunu öldürülürse katili cezada iyi hâl indirimi almasın diye yapan bir Türk kadınıyım. Ben bugün, var olmayan abisiyle ya da babasıyla sahte telefon konuşmaları yapıp tehlikeden korunmaya çalışan Türk kadınıyım. Ben bugün, evinin anahtarını sıkıca tutarak güvende hissetmeye çalışan Türk kadınıyım. Ben bugün, toplu taşıma araçlarında bir erkeğin bakışlarını üzerinde hissettiğinde tüm bedeni korkudan titrerken çaresizce ineceği durağı bekleyen Türk kadınıyım. Ben bugün, evde yalnız olduğu zamanlarda kapıya gelen kuryeye ailesi evdeymiş gibi davranan Türk kadınıyım. Ben bugün, hava karardığı zaman dışarıda olmaktan korkan, geç saatlerde dışarı çıkmaktan çekinen, hayatı zindan edilmiş Türk kadınıyım. Ben bugün, Atatürk’ün “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” dediği fakat polislerin hakkımı aradığım eylemlerde yerlerde sürüklediği, hakimlerin ise katillerimizi salıverdiği Türk kadınıyım. Ben bugün, çaresiz bırakılmış Türk kadınıyım. Ben bugün, mecbur bırakıldığı tüm bu önlemlere isyan eden Türk kadınıyım. İsyan ediyorum! Doğru uygulanması için çaba göstermeniz gerekirken tamamıyla kaldırdığınız İstanbul Sözleşmesi için ”Yaşatır!” diyorum. ”Kadın cinayetleri politiktir!” diyorum çünkü biliyorum ki sizin yanlış kararlarınız ve siyasi çıkarlarınız uğruna binlerce kadınımızı toprağa verdik. Kız kardeşlerimi daha fazla kaybetmek istemiyorum. Hakkımızı vereceksiniz, 6284’ü uygulayacaksınız çünkü hepimiz çok iyi biliyoruz ki İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!
Bu ülkede, kadın kıyımı var! Uyan Türkiye, kadınlar öldürülüyor! Uyanın, susmayın, korkmayın, sindirilmeyin artık. Bağırın avazınız çıktığı kadar, bağırın ”İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” diye. Uyan Türkiye, hakların elinden alınıyor! Uyan artık yahu, uyan! Yetmedi mi yıllardır uyuduğun? Uyansana, neyi bekliyorsun?

Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.