İlginizi Çekebilir
kalpkirmakbublogta
  1. Ana Sayfa
  2. Hayata Dair
  3. İrtica ile Mücadele

İrtica ile Mücadele

İrtica ile mücadele insanlık görevidir. Türkiye'de yaşayan bireyler için bu görev daha önemli bir hal almış durumda.

D5_zSb9W4AAJXOb

İrtica ile mücadele insanlık görevidir. Türkiye’de yaşayan bireyler için bu görev daha önemli bir hal almış durumda.

İrtica, gericilik demektir. Gerici olana ise mürteci denir. Gericilik, mevcut uygarlık düzeyinden geri gitmeyi istemek, bunun için çalışmak demektir. Yüksek uygarlık düzeyi, insana çevresiyle, diğer insanlarla ve kendisiyle uyum içinde yaşamayı öğretir. Gericiler için yüksek uygarlık düzeyi tehlikelidir. Bunu anlamak için gerici tiplerini bilmemiz gerekir. Üç tip gerici vardır:

  1. Basit Gerici: Bu tür, aptallardan oluşur. Değişimden korkar ve yenilikleri öğrenmek istemezler. Samimi gericidirler. Aptal oldukları için dünya ve toplum için büyük bir tehlike arz etmezler ama Kubilay’ın 23 Aralık 1930’da başını kesen yobazlar bu tip gericilere örnektir ve bu olayı meydana getiren gericiler, kalabalıklar halinde ne kadar tehlikeli olabileceklerini göstermişlerdir.
  2. Çıkarcı Gerici: Toplum için tehlike arz edenler tiplerdir. Gericilikleri samimi değildir ve bundan kişisel çıkar ümit ederler. İnsanları belli inanç saplantıları altında kontrol ederek onların inançlarından kendine kazanç elde etmeye çalışırlar. VI. Alexander bu tip gericilerdendir. Papa olduğu sırada bir taraftan pazar günleri halka din satarken, diğer taraftan seks alemlerindedir. Hatta kendi kızı Lucretia’ya da defalarca tacizde bulunmuştur. Diğer örnek ise Rusya’da Çar 2. Nikolay’a bela olan Rasputin’dir. Çıkarcı gericilerin tehlikeleri bireysel olduğu gibi, etkileri de bireysel güçlerinin ulaşabileceği yere kadardır.
  3. Satılmış Gerici: En tehlikeli gerici tipidir. Kendisini uygun gördüğü bir kişi veya gruba satarak onun adına gerici fikirlerini yayıp uygulamalarını yapan kişidir. Kendilerini güçlü gruplara satan gericiler içinde bulundukları toplum için çok büyük bir tehlike arz edebilirler. Atatürk ve arkadaşlarını eşkıya ilan edip idamlarına fetva çıkaran Şeyhülislam Dürrüzade aynı sınıftan gericiler arasındadır.

Yozlaşan Demokrasilerde İrtica ile Mücadele Yöntemi

Bir demokrasiyi yozlaştırmanın en kolay yolu, toplumun not verme becerisini ortadan kaldırmaktır. Toplumlar vazgeçemeyeceği şeylerin ne kadar temin edilip edilmediğine göre not verir ve yöneticileri değiştirir. Toplumların vazgeçemeyeceği en önemli şey yaşama hakkıdır. Toplumun elinden yaşama hakkını almaya kalkan yönetimler yaşayamaz. Toplumların vazgeçemeyeceği diğer bir şey ise kaliteli yaşama hakkıdır. Tarih, toplumların elinden kaliteli yaşama hakkını almalarına rağmen yönetimlerini çok uzun süreler devam ettiren yöneticiler ile doludur.

Toplumun yaşam kalitesini düşürdükleri halde yönetimde kalan yöneticilerin başarısının sırrı, halkın yaşam kavramını değiştirebilmiş olmalarıdır. Toplum için önemli olan; sağlıklı beslenebilmek, rahat ve güvenli bir evde yaşamak ve toplum sınırları içinde istediğini yapabilmektir. Birisi çıkıp da toplumun bireylerinin bu yaşadıkları hayatın aslında geçici olduğuna, asıl yaşamın ölümden sonra veya gelecekte olduğuna, bu yaşamda kaliteli yaşam eksikliklerinin, yapacakları fedakarlıkların bir başka yaşamda kendilerine misliyle geri verileceğine inandırabilirse toplum bireylerinin büyük bir çoğunluğu bu temel özgürlüklerinden seve seve vazgeçer. Toplum kaybederken onu ikna edebilenler kazanır ve her kazandığında topluma, bu kazancın aslında ortak olduğu yalanını söyler.

Bu gibi durumlarda, toplumlar kendilerini aldatan yöneticileri art arda seçmeye, hatta seçme haklarından tamamen vazgeçmeye bile hazır hale gelir. Ortaçağ’da Avrupa buna en büyük örnektir. Bu dönemde halkı sömüren din adamları lüks içinde yaşıyorlardı. Halk ise sefalet içinde. Buna rağmen halk, din adamlarına karşı gelen insanları avlamaya hazırdı. Sonunda 14. yüzyılda veba, Avrupa nüfusunun yarısını ortadan kaldırınca insanların aklı başına geldi. Kendisine satılan dinin koca bir yalan olduğunu anladı. Rönesans’ın Hristiyanlık’a darbesi, din ile çöken Roma’dan sonra ilk kez Avrupa’nın üstünlüğünün başlangıcı oldu.

Zamanımızda ise irtica ile mücadele ailede başlar, okul ve toplumda devam eder. Gerici bir ailede doğan çocuk, hayatın ilk tokadını yer. Canlıların biyolojik evrim yoluyla geliştiğini değil, yaratılış yoluyla ortaya çıktıklarını iddia eden bir eğitim alan çocuk bir kez daha tokat yer. Bugün hiçbir aklı başında bilim projesinde yaratıcılık temel alınmaz. Yaratıcılık tezini okullarda öğreten, televizyon yoluyla yaymaya çalışanlar, toplumu Ortaçağ Avrupası’na mahkum etmek isteyenlerle aynı düşünce yapısında gericilerdir. Bir ülkede Milli Eğitim Bakanı “Darwin Marksistlerin, akıllı tasarım ise inananların. Onun için yaratılışı okullarda öğretiyoruz.” diyorsa o toplum çökmeye mahkumdur.

Böyle bir toplumda yaşayan bireyin gericilikle mücadele etmesinin yolu, serbest ve eleştirel düşünmeyi öğrenmesinden geçer. “Bu tartışılamaz.” denilen hiçbir şeyin, karşısına konulmasını kabul etmemelidir. Sorgulamayı temel ilke haline getiren toplumlar için ilerlemek kaçınılmazdır.

“Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet.”

Bundan 112 yıl önce İstanbul’da, sarayda yaşayan gericileri iliklerine kadar titreten “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet.” sloganıyla irtica ile mücadele edenlerin kahraman duruşlarını unutmamalıyız.

Yorum Yap
Yazı Kaynakları
Aptalı tanımak-Celal Şengör

Yorum Yap

Yorumlar (7)

  1. Kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet hmm.. öldürülen gazeteciler için de geçerli mi bu slogan ? Galatada sırf İttihat ve Terakkiyi eleştirdiği için öldürülmüş gazeteciler mevcut iken Sultan Hamidin Saltanat sürdüğü dönem boyunca hiç bir gazetecinin öldürülmemiş olması ilginç değil mi ? ama söz konusu Osmanlı hükümdarı olunca müstebit hükümdar, istibdatçı padişah gibi sözcükler ne kolay ağızdan çıkıveriyor. Hayatını ve şerefini galata’daki düvel-i muazzama sefirlerine satmış, parayla satılmışlardan kurulu ordusuyla yıldız sarayını yağmalamış bir avuç darbeci sloganı demekle yetiniyorum.İdeolojik saplantılardan kurtulmayı başarmak zihni özgürlüğüne kavuşturmaktır.

  2. foxmulder
    2 hafta önce

    Gazeteci idam ettirmemiş ne kadar da hayran olunası! Basına uyguladığı sansür ve baskı uygulamaları ne olacak? Basına doğrudan veya dolaylı bir çok yardımda bulunmuştur ama ne tesadüftür ki bunların hepsi kendi lehine ısmarlama yazılar yazan gazetelere… İdam meselesine gelirsek Abdulhamit idamı tercih eden birisi değil zaten. Bunun yerine sürgüne yollayıp susturmayı tercih eden birisi. Abdulhamit’e her gün gelen onlarca jurnalden haberin yok sanırım. Bu jurnalcileri maaşa bağladığından ve insanların bunu geçim kaynağı olarak görerek bir çok insanın hayatını kaydırdığından da… Padişahlığı sırasında binlerce insanı sürgün ettirmiştir ve sonunda meşrutiyeti istemeyen şeriatçılar ve gericilerin isyanını bastıran Hareket Ordusu tarafından kendisi sürgün edilmiştir. Korkusundan donanmayı Haliç’te çürütmesine girmiyorum bile…

  3. Koskoca saltanatı bilgisiz bir vesika okumaktan aciz birisiyle elbet tartışacak değilim bilgimin zekatı etmez bildiklerin Osmanlının son yüzyılı hakkında ,zaten yazdıklarıma cevaben saldırıya geçmen amacının fikir alışverişinde bulunmak değil ideolojik saplantıların doğrultusunda düşüncelerini ispatlamak sonuna bir de ufacık bilgisiyle donanmayı çürütmesini saymıyorum! bile demesi ah ne zavallıca ayrıştırıcı zihniyetiniz adeta bir lağıma dönüştürdü memleketi.Tarihi liderlerimize korkak baskıcı demek ne gülünç. Envarland dünyanda yaşamaya devam et lütfen.

  4. foxmulder
    2 hafta önce

    Kusura bakmayın ben itaat etmeyi öğretilerek büyütülmedim. İnandığı dini bile kendine bir şeyh bulmadan yaşayamayan bir toplumdan, bir yöneticiyi kutsallaştırıp eleştirilmez yapmaması beklenemezdi zaten. Korkağa korkak, baskıcıya baskıcı, yanlışa yanlış denir. Keşke tarihi liderlerin halkını kendisinin kölesi olarak görüp, “aptal Türkler” derken, sen de onların yanlışlarını söylemenin kötü bir şey olmadığını öğrenebilsen. Koskoca saltanat dediğin şey merkezi saraydan ibaret. Lütfen ufacık olmayan bilgilerinle bizi aydınlatır mısın? İtalyanlar Libya’yı işgal ettiğinde o KOSKOCA saltanat neden kendi toprağına müdahale edemedi? Adalar işgal edildiğinde neden müdahele edemedi? Çünkü donanması yok! Peki neden yok? Abdulaziz’in yaptırdığı donanmaya ne oldu, açıklamak ister misin? Acaba Abdulhamit’in darbe korkusundan titremesinden olabilir mi? Hangi makalede okudun Abdulhamit’in donanmayı çürütmediğini? Maraş dondurmacısı Kadir Mısıroğlu’ndan mı? Bugün Mavi Vatan ile kendi karasularımızı korumaya çalışırken, 2006 yılında Deniz Kuvvetleri’ne aynı Abdulhamit ve onun şeriatçı gericilerinin yaptığı gibi operasyon yapılarak onlarca şanlı Türk komutanı içeri atıldı. Aynı olay Abdulhamit döneminde de yaşandı. İşgal edilen Libya’ya KOSKOCA SALTANAT donanma gönderemezken, vatan toprağını savunmaya kim gitti? Satılmışlardan oluşan ordu diyerek aşağıladığın Enver Paşa, Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat, Kazım Karabekir sahte kimliklerle gitti. Hayatını vatan topraklarını savunmakla geçiren insanların hayatı sana göre Enverland, 33 yılını sarayda geçiren saltanat düşkünleri de KOSKOCA SALTANAT… Senin o baykuşun, Türk Ordusu’nın düşük rütbeli herhangi bir subayının tırnağı bile olamaz. Ülkeyi lağıma dönüştüren zihniyet de, sorgulamayı bilmeyen, tarihi gerçeklikleri ideolojik saplantı sanan insanlar… Gel bana bunları Fatih Sultan Mehmet gibi ilerici, bilimden yana olan bir padişah için de, özür dileyerek önümü iliklerim ama bu kadar fanatik olacaksanız rica ediyorum bu Abdulhamit olmasın 🙁

  5. Yazarken salyalarınız akıyor toplar mısınız ? Tarihi şahsiyetleri eleştirmekle onları aşağılayıcı ithamlarda bulunmanın farkını o ufacık beyninize yerleştirebilir misiniz ? Yeni moda oldu herhalde kendi aleyhinizde alışagelmedik bir bilgi duyduğunuzda Fesli deli falan demeye başladınız salyalardan etkisi olsa gerek onları toplamaktan kafayı toplamanıza vakit vermiyordur. Ha donanma ile ilgili çok merak ettiniz söyleyim İlber Ortaylı-Metin Hülagu ortak programında bahsediliyor bu durumdan okuyamıyorsunuz en azından izlersiniz.Etrak-i bir idrak meselesi(yani sizin tabirinizle kafasız türkler falan diyorsunuz ya o mevzu ) Erhan Afyoncu. Mustafa Kemal Atatürk ,Kazım Karabekir gibi paşalar sözüm ona satılmış paşalardan değil yağmacılardanda değil ama sayabileceğimiz isimler sınırlı yani sizden 1 yanıt beklerken benden 15 tane soru cevaplamamı istediniz tarih hayranlığınız şaşırtıcı derece cahilliğiniz kadar değil elbette.. Yüksek lisans konusu olarak incelediğim gecemi gündüzüme kattığım konu hakkında bir blog yazarı benden ne çok şey biliyor imiş! Kendisine yönelttiğim tek bir soru hakkında cevap veremez iken Abdülhamidin hükümranlık süresi boyunca tüm faaliyetlerini bana soruyorsunuz konumuzla alakası bile olmayan bir durum bu

  6. Senin o baykuşun ne demek ya bu arada çok alçakça bir tabir bu zira burda yüzlerce insan bu blogu ziyaret ediyor onlara bu kötülüğü yapmayın sizin gibilerin tek bildiği olayları sürekli hassas konular üzerinden değiştirmek bozuk plak gibi tekrarlamak Hayalperest vatanseverliğini burada yapma yani çok komik

  7. foxmulder
    2 hafta önce

    Sizin gibi seviyesiz bir insanla tartışarak vaktimi harcamayacağım. Kör fanatiklikle hareket ettiğiniz çok belli oluyor. Tartışma kültüründen bihabersiniz. Kişisel olarak size herhangi bir hakarette bulunmazken saygısız yorumlarınızı esefle kınıyorum. Bu, bana yazımda bahsettiğim 3.tip gericileri hatırlattı. Hele ki bu ülkede akademik çalışma yapan insanlar da sizin gibiyse vah bu ülkenin haline! Sağlıcakla ve bilimle kalın. Bu son cevabımdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir