Hisler sözlerden kuvvetlidir. Bazen sadece hissetmek istiyorum, bütün bu sözleri kulaklarımdan ziyade kalbimden duymak istiyorum. His bu değil mi? Konuşmak kolay, ağzı olan konuşur. Ama bu hisler, duygular her insanın kaldıramayacağı bir yüktür. Öyle ki bu yük, kendine alıştırdığında onu artık bir parçası olarak görebilmelidir insan. Sevgi duygusunun yükünü unutmalıdır, sevgiyi de sevmelidir. Bütün mahlukatı sevmeli insan, sevmeyi de sevmeli.

Şimdi sana seni sevdiğimi söylesem, öyle böyle değil! Tabii sevginin boyutları var mıdır bilemem, sözlere dökülünce var; orası ayrı. Seni seviyorum, dünyalar kadar; beraber yürüdüğümüz sahilin ev sahipliği yaptığı kum tanelerinin sonsuzluğu gibi sonsuz seviyorum seni. Bu cümlelerim, ne kadar inandırıcı gelebilir? Söylediğim insana hiç sarılmamışsam sımsıkı, hiç öpmemişsem nazikçe, hiç gözlerinde kaybolmamışsam… Nasıl inandırıcı gelsin? İşte burada, hisler sözlerden kuvvetlidir.

Bitmek tükenmek bilmeyen bir suskunlukta kaybolsak beraber bu bana öyle hoş gelirdi ki. Sesini seviyorum, sürekli duymak isterim! Ama beni anlamıyor musun? Seninle konuşmayı sevdiğim kadar, seninle susmayı da seviyorum. Zaten bazen gözler daha çok konuşmaz mı dudaklardan? Yanımda olmanı seviyorum, bu bana yetiyor. Güvende, huzurlu ve bambaşka bir dünyada gibiyim senin yanındayken. Sadece sana ve bana ait bir dünyada gibi! Bu hissiyat bana yetiyor, seni sevdiğim gibi bu hissiyatı da seviyorum. Bana gereken bu, senden de görmek istediğim yalnızca bu!

Ama olmuyor. Nedense sözler daha önemli gibi geliyor insana. Öyle olur mu hiç? Duymak güzeldir, seni sevdiğini söylemesi çok güzeldir. Ama seni zaten sevdiğini bildiğinden duymalısın bunu. Yoksa ne anlamı kalır ki? Vur kır, bağır çağır, kalbini parçala ve sonra gel ”Seni seviyorum.” de! İşte bu kadar basit, değil mi? Burada insanın edebileceği en sırıtan tebessüm, gerçekten komik olmasındandır herhalde. Evet, kulağa komik gelmez mi bu o an sizce de? Ama bu sözleri sırf içinden geldiği için söyleyen, söylemese de zaten buna ihtiyaç duymayacağınız kadar hissettiren bir insanla beraberseniz işler farklı oluyor.

Yine duymak ister insan, seni seviyorum denmesini… Ama bilmediğinden değil, hissetmediğinden değil; buna bu şekilde bel bağlamamalı. Sevdiğinden söyler insan bunları, sevgiliden duymalı insan bunları. Ve insan gerçekten huzuru, güveni hissettiği biriyle beraberse sıkıca tutunmalı ona. Hisler sözlerden kuvvetlidir ama arada bir şebeklik yapmak da güzeldir. İnsanın, insanlığın sevgiye ihtiyacı var. İnsan sevdikçe güzelleşir.

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]
Alman tiyatrocu Bertolt Brecht, çeşitli kaynaklarda şu sıfatlarla anılır: Oyun yazarı, tiyatro kuramcısı, dramaturg, yönetmen, epik tiyatronun kurucusu ve baş temsilcisi, diyalektik maddeci tiyatro biçiminin öncüsü, şair, hikâye yazarı, romancı, estetikçi… Tam adıyla Eugen Berthold Friedrich Brecht, 20. yüzyılın eşiğinde, 10 Şubat 1898’de Alman İmparatorluğu’nun Bavyera eyaletinde yer alan Augsburg kentinde doğdu. Bir kâğıt fabrikasında […]
Marie Curie Radyoaktivite alanında öncü araştırmalar yapmış ve bu araştırmaları sonucu Nobel Ödülü’ne layık görülmüş Leh-Fransız fizikçi ve kimyager Marie Curie 7 Kasım 1867 yılında, Polonya’nın Varşova kentinde dünyaya gelmiştir. Sofia, Hela ve Bronya isimlerinde 3 kız; Joseph isminde bir erkek kardeşi vardı. O sıralar ülkesinin durumu çok kötüydü. 1795 yılında güçlü bir krallık olan […]
Jane Casey’nin kaleme aldığı Maeve Kerrigan serisinin 8. kitabı “Sessizliğin Peşinde” çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Polisiye kitaplarını okumayı çok seviyorum zaten ve yazarın kalemiyle tanışalı uzun bir zaman oldu. Yazarın kitaplarına seri olduğunu bilmeden başlamış ve çok sevmiştim. Ama şunu söyleyeyim ki bir yanlış anlaşılmaya mahal vermeyeyim. Serinin her kitabında farklı bir […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.