fbpx

Davranışı ve iletişimi, insanın kişiliğini ortaya koyar. Tıpkı bir süzgeç gibi fazlalıkları ayıklar, sonunda asıl madeni bırakır. Daha dün adalet, hak diye çığlık atan insanlar, şimdi çığlık atmayı kesmiş, insanların çığlıklarını duyup kulaklarını tıkarlar. Ancak ”Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.” düşüncesinin ileride onlara da zarar vereceği aşikârdır. İnsan olmak sadece kıyafet giymek, iki ayak üzerinde yürümekle olmaz. Hayvan Çiftliği’ndeki Napoleon da iki ayağı üzerinde yürüyor ve insan kıyafetleri giyiyordu ama kıyafetin içindeki asla değişmemişti. İnsanlara üstten bakmak, konuşurken egosundan dolayı göz teması kuramamak, ne acıdır ki böyle insanlar hep yalnız kalırlar ve pişmanlıkları asla ama asla fayda vermez. Çünkü elde avuçta ne varsa her şeylerini yok etmişlerdir. Yanından birinin geçip ona selam bile vermemesi, yüzüne gülümsememesi ne kötüdür. İşin acı tarafı sokaktaki hayvan dostlarımızı bile gördüğümüzde eğilip onları seviyor ve onlara tebessüm ediyoruz çünkü hayvanlar bu gülüşlere karşılıksız kalmıyor. Yeri geliyor gideceğimiz yere kadar bizi takip ediyor, yeri geliyor sakladıkları yerden birkaç parça getiriyorlar. Bu parça belki ölü bir böcek, belki kurumuş bir kemik ama o elinde ne varsa, sadece ama sadece sevgiyle dokunmandan ötürü her şeyini seninle paylaşıyor. Bir de öbürlerine bakalım, kulaklarını insanlığın çağrılarına kapayıp kendi dünyasında yaşıyorlar. Sadece ama sadece ego tatmini için insanları gereksiz yere uğraşa sokuyorlar. Saçma sapan kaideler, kurallar getiriyorlar. Kontrolü ellerinde tutmak, insanların şuurlarını yok edip adeta robot yapmak için elinden geleni yapıyorlar. Nice cevherleri törpülüyor ve köreltiyorlar. Ama nafile, insanın düşüncesi asla kökten değişmez, sadece şekil değiştirir. Böyleleri sayısız vaatlerle seni kandırır, sonunda hiçbir şey yokmuşçasına davranır. Çünkü bu zihniyetler hiçbir zaman ilerisini düşünmez, bu böyledir. Anı yaşamaya çalışır ama şunu unutur ki ileride de bu yaptıklarının aynısı onun da başına gelecek. Böyle insanlara asla güvenilmez. Shakespeare ”Güven ruh gibidir. İnsandan bir defa ayrıldığı zaman, geri dönmez.” demiştir. Ne kadar doğru söylemiş. Bir bakıma ne kadar da acıdır güven duygusunun kaybedilmesi, sana hangi iyiliği yaparsa yapsın her zaman zihninde büyük bir soru işareti kazınmıştır. “Acaba neden?” diye. Aslında bu düşüneni de yıpratır. Çünkü bir süre sonra kişi güven meselesi yüzünden birkaç defa sırtından bıçaklandıysa artık herkese böyle yaklaşmaya başlar. Bu sırtındaki yaralar kabuk tutsa dahi izi kalır. Hatta bazı zamanlar sızlar, sızlar ki aynı hatayı bir daha yapmasın. En kötüsü de daha dün arkadaşlık yaptığın, sırlarını paylaştığın, yeri geldiğinde beraber ağladığın, beraber güldüklerinin sana üstten bakması ve ihanet etmesidir. İşte bu tam anlamıyla seni delik deşik eder. Sen, sen ol insanlara asla hak ettiğinden fazla değer verme. Ve kimseleri gözünde değerinden fazla büyütme. Eğer bu tavsiyelerime uymazsan senin de bir gün mutlaka “İnsan, sen nasıl bir varlıksın?” diyeceğinden eminim.

FazilHikmet içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
FazilHikmet içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]