fbpx

Affetmeli insan. Kalbine yük olan ne varsa affetmeli ve yoluna devam etmeli. Hep bir bahanesi vardı Lale’nin. Mutsuzluğuna neden olan şeyler o kadar güçlüydü ki unutup devam edemiyordu. Mutlu olmak için o kadar uğraşmış olmasına rağmen affetmeyi başaramayan o küçük kız kabullenmeyi öğrenmişti belki de. Koşullar bu, buradan da nice güzellikler alırım sanıyordu kendisine her zaman, var olabilmek için kazıdığı bu hayatın hiçbir yerinde bir yer edinemiyordu aslında. Lale mutsuz olmaktan korkmuyordu, hangi koşullar ona mutsuzluğu getirecek biliyordu, bu hisse hiç uzak değildi. Lale mutsuz değilim derdi, ama mutlu hiç değildi. Mutlu olmak hakkında henüz tam olarak bir fikri yoktu. Ne olursa mutlu olurdu? Bilmediği yerden gelmişti soru. Ona bu öğretilmemişti çünkü, her zaman ne yapması gerektiği söylenmişti. Kendi isteklerini deneyerek mutsuz olma fırsatı olmamıştı ya da tam tersi. Kazıyarak geldiği yerden çakılınca toparlanamadı bir süre Lale, ama zorundaydı. Güçlü olmak ve devam etmek zorundaydı. Herkesi anlamaya çalışmaktan, asla anlaşılmamaktan yorgun düşen bu küçük kız kaçsam mı yoksa dedi bu neyin nesi bu içimdeki sadece benim isyanım mıydı? Son yaşadığı olaylardan sonra içinde büyük bir öfke vardı, kalbini duyamayacağı şekilde sarmıştı bu öfke onu. Kalbinin sesini bastıran, merhamet etmeyecek bir insana dönüştürmüştü bu öfke onu. Zorunda değildi aslında. Güçlü olmak zorunda değildi, devam etmek zorunda hiç değildi. Durup soluklanabilirdi, kimse sormasa bile o sorabilirdi kendine Lale nasılsın? Lale güçlü olmak zorunda değilsin, güçlü olmak istemeyebilirsin. Zorunda hissettiği her şeye karşı bir kez daha öfke dolmuştu. Bu öfkeyle nasıl baş edecekti? Çok korktu, olayları hissettiklerini birbirinden ayıramadığını fark etti. Kabullendi mutsuzluğu, soğuk bir su gibi çarptı yüzüne bunu. Sen mutsuzsun Lale. Zorunda kaldığı şeylere kim zorunda bırakmıştı onu, o mu boyun eğmişti? Önce kimi affetmeliydi? Mutsuzluğuna sebep gördüklerini mi yoksa onlara bu fırsatı her seferinde veren kendisini mi? Bir gün suçlayacak kimseyi bulamayacaktı, kendini affetmek ilk şartıydı. Lale “Affetmek anlamak demektir. Kendini de anla.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]