fbpx

İnsan neden kötü duyguların tesirini daha çok hisseder? Şöyle bir düşünecek olursak mutlu olduğunuz anılarınız mı daha çok aklınızda kalmış, yoksa canınızın yandığı mı? Size zarar verecek ya da canınızı yakacak bir şeye inanmak aptallıktır. Bu zaten inandığınız şey değil; bazı durumların sonucunda ortaya çıkan, zihninizin oluşturduğu inanç veyahut düşüncedir. Zihninizin içine daldığınızda zaman ve uzay kavramları artık önemini kaybeder. İyi bir resmin zihninize yer etmesi için bilinçaltınızla aranızda bir köprü oluşturmalısınız. Bilinçaltınız ile aranıza örülen perdenin en ince olduğu an uykuya daldığınız süreçtir. Tam o anda bilinçaltınıza, güzel ve net bir düşünce yerleştirmek zihninizi rahatlatmanın en basit yollarındandır.

Öncelikle bir yerde şuna inanmanız gerecektir: Hiç bir şey şans eseri değildir, bu bir kanun ve düzen dünyasıdır… Neden bir gün önce bahsettiğimiz bir konu veya izlediğimiz bir film, karşılaştığımız bir kişi ertesi günlerde rüyalarımıza girer bunu biliyor musunuz?  Çünkü bilinçliyken düşünüp kabul görülen her şey bilinçaltımıza yerleşir. Bu yüzden günlük hayatımızda sıradanlığımıza devam ederken dahi, kimlerin bizlerle olacağına dikkat etmeliyiz. Tesiri insan evladına gerçekten her yönden etkili olan bazı duygu durumlar vardır. Benim aralarında kabul gördüğüm en önemli hayat tecrübesi, ihanet…

İhanetin insanı en yaralayan tarafı, seçilebilen bir durum olmasıdır belki de. Bu durum hakkında aslında konuşulması gereken çok kısım ve inilmesi gereken çok teferruat vardır. Ancak bu durumun insan psikolojisine tesiri yönünden ele aldığımızda daha kısa kesebiliriz. İhanete uğradıktan sonra aldatılmadığınızı, kendinizi aldattığınızı fark etmeniz için atlatmanız gereken belli bir süreç oluyor. Öyle keskin ki bu süreç, içinde birçok duygu barındırması bile başlı başına bir sıkıntı. Bir insanda inandığınız her şeyin yalan olduğunu öğreniyorsunuz. Bir insanın size baktığı gözlerde görmek isteğinin başka biri olduğunu anlıyorsunuz. Bu gerçekten berbat bir durum ve insan psikolojisi için çok zorlu ve yaralayıcı bir hal alabiliyor. Hiçbir doktor hastasını iyileştirmeyi başaramaz… Böyle bir durumda iken ilaçlardan, tedaviden medet ummak korkunçtur. Bu durumdan kendiniz çıkmalısınız. Sizi iyileştiren şeyi bulmalısınız.

Neticede birçok acı yaşıyor da olsak her biri hedef koyduğumuz yere bir basamak oluyor. Çünkü engeli olmayan yol asla doğru yol değildir. Bir şeyler kazanmak için, kaybetmekten korkmamak gerekir. Mutluluk için, acıyı kabullenmek gerekir. Göz koyduğunuz mevki için, gururunuzu hatta bazen haysiyetinizi ayaklar altına sermeyi göze almanız gerekir. Yaşadığınız acılar sizi parça parça olacağınız insan yaparken bu durumu iç farkındalıkla çerçevelemek kaçınılmaz ve gerekli bir durumdur. Çünkü eğer yaşadıklarınızdan kaçarsanız sizi bulacaktır. Onu kabullenmek, bazen en doğrusudur. 

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.