fbpx

99 doğumlu, 21 yaşındayım. Çok büyük değilim ama çocukluğumu özlemek için yeterince büyüğüm. Artık sorumluluklarım var, çocukken yaptığım şeyleri yapmak o kadar kolay değil. İnsanların gözleri çok yumuşak, çabucak batıveriyor her hareketimiz.
Hareketli, yaşıtımın çok olduğu bir mahallede büyüdüm. Arkadaşlarımı çağırmak için bir tek ıslık yetiyordu. Hatta ıslıkla birkaç cümlelik sohbet bile edebiliyorduk. Okul zamanı kısıtlı zamanımız olurdu ama tatil zamanları günün her saati bizimdi. Mersin’de hava, nisan ayı oldu mu terletmeye başlar, biz hissetmezdik. Kahvaltıdan sonra dışarı çıkardık. Anlamsızca oradan oraya koşturup birbirimizi yakalamaya çalışırdık. On birlik denen bir oyundu bu, amaç sadece ebe olanın kalan kişileri yakalamasıydı. Sıkılırdık, hemen ardından top çıkardı meydana. Tek kale, çift kale fark etmeksizin, bu sefer de topun peşinden koşardık. Tabii ki sıcağın getirdiği susuzluk baş gösterirdi. Boyum yetmezdi bizim evin penceresine, tutunup tırmanırdım. Annemi çağırıp su isterdim, bütün arkadaşlarla orada suyu her tarafımıza dökerek içerdik. Arkadaşlığın göstergesi gibiydi bu.
Bisikletlerimiz vardı, alıp gezmeye giderdik. O yaşta tehlikeliydi ama düşünmezdik bunu, çıkıp giderdik. Bisiklet sürmeyi geç öğrendiğim için hep kendime kızardım. Öğrendikten sonra en sevdiğim sporlardan biri oldu, futbol başta tabii. Semti bir güzel turlar geri dönerdik. Evlere çekilip akşam için dinlenirdik. Çünkü akşam daha güzel bir şey bizi beklerdi, saklambaç. Geceleri hep bunu oynardık çünkü gece saklanmak daha kolaydı. Klişe olan akşam ezanı bizi kesmezdi, yatsı bile kesmezdi. Yazarken hüzünlü bir gülümseme yüzümü kaplıyor şimdi.
Bizde vakit geçirecek şey çoktu. Çoğu şehirde bilye denilen ama bizim gülle dediğimiz şeyler vardı. Mahalledeki boş arazide çeşitli şekillerde oynardık. Yenilirdik, yenildiğimiz kişiden borç alırdık, güzeldi. Fırıldak vardı. Bilmeyenler için kütükten yapılan ince veya daha dolgun şekillerde ucunda kurşun kalem ucu gibi bir uç olan, metalden yapılan, oyun aracıydı. Bir ip sarardık etrafına, orta parmağımıza da ipin ucunu dolardık. Hızlıca ileri atıp geri çektiğimizde hızlı bir şekilde dönerdi. Kafamıza göre boyardık onları, isimler verirdik. Spor kağıtlarımız vardı. Tuttuğum takımdan, Fenerbahçe, oyuncular gelsin diye dua ederdim ama hangi takımdan olursa da olsun geri çevirmezdim, toplardım. Spor kağıtlarını bakkaldan alırdık, içinden kupon paralar çıkardı. Onları toplayınca bakkaldan hediye alma şansımız olurdu ama hiçbir zaman alamadık. Ah be bakkal amca…
Şimdi, bazen mahalleye gidiyorum. Bu dediklerimden çoğu kalmamış. “Biz küçükken böyle miydi?” diyorum kendi kendime. O zamanlar dijital ortam çok yoktu tabi.
İnsan gerçekten kaybedince, geçip gidince özlüyor. Bundan on yıl sonra şimdiki halimi özleyeceğim, bir on yıl sonra on yıl sonraki halimi. Bu böyle sürüp gidecek. Gitmeyecek olan tek şey içinizdeki canlılık olsun, olsun ki yaşamayı sevin, yaşamaktan zevk alın.

Emin Soyluğan içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Emin Soyluğan içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yazar sayımızın 300’ü aştığı şu günlerde hevesli yazarlarımıza yol gösterebilmek veya en azından daha kaliteli içerikler üretebilmeleri adına bazı ipucular vermek için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Bu yazı boyunca bir dijital içeriğin nasıl yazılması gerektiğinden bahsedeceğim. Bublogta içeriklerinin bir kısmı şiir ve denemelerden oluşuyor ve bu yazıda söyleyeceğim şeyler bu içerikler için çok […]
Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]