İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Edebiyat
  3. İçimdeki Çığlık

İçimdeki Çığlık

terk ediliş

ayrilik_bublogta
2

Çok güzel bir BİZ olabilirdik ama sayende bittik…

Sensizliğe dayanmanın ve alışmaya çalışırken alışamamanın kim bilir kaçıncı günündeydim. Sensizliğin zorluğunu sensiz geçen her saniyemde öyle derinden hissettim ki beni anlayacak insan doğmamıştır eminim. Ömürlük sevmelerin sonucu böyle olmayı mı hak ediyordu? Bir ömür çok sevilmeyi beklerken neden bir ömür acı çekmelere mahkum edildik ki? Hatamız neydi? Bunu sormak bile başlı başına bir hata. Çok sevmek gibi mesela..

Seversin gider, sevmezsin ait olmaz. İnsanlar artık ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını bilemez oldular. Bunun tek sorumlusuysa o kendini bilmezlerin, daha kendilerini, kendi karakterlerini çözememişken beğendiği insanı ömürlük aşka sürüklemesi ve daha kendini tanımıyorken ona kendini tanıtma çabasından başka bir şey değil.

Bırakıp gidiyorlar sonra. Arkalarına bile bakmadan… Tozu dumana katarcasına… İsteyip istemediğini sormadan… Üzülüp üzülmeyeceğini umursamadan ve en kötüsü de yaşanan onca şeyi sanki hiç yaşanmamış gibi sayıp görmezden geliyorlar. Kalan için acı çekme faslı başlıyor. Diyorlar ki: Aşk acısı 1-2 aylıktır. İki günlük sevgilerini aşk zannediyorlar. Ömürlük kocaman bir aşk yaşıyorsun ve o kişi bir gün gelip sana -unut beni- diyor. Bu kadar basit mi? O insanı seviyorsun, hayatın boyunca yanında olsun istiyorsun ama o her şeyi minicik bir ”Hoşça kal”a sığdırıp ardında kocaman bir yıkıntı bırakıp gidiyor. Sense yokluğuna sığınıyorsun. Ömür boyu sürecek bir acıya da -merhaba- diyorsun.Elinden hiçbir şey gelmiyor. Ölürken yaşıyorsun, haberin yok. Gözlerinde iklimler hep aynı, parçalı bulutlu ve bol sağanak yağışlı. Yokluğunun verdiği acıya sarılıyorsun ve diyorsun ki; keşke son kez… Devamı gelmiyor. Boğazın düğümleniyor.

Yaptıkları, söyledikleri bir yığın söze rağmen aşıktım işte. Gözüm öylesine körmüş ki bunca zaman ölmüşüm X diye, kalmışım Z diye.

Sevmek dışında ona yaptığım hiçbir şey yoktu. Ne bir beklentim oldu ona ne de itirazım. Ama işte yine de ayrılığa, terk edilmeye mahkum kaldım. Hayat o kadar adaletsizmiş ki…

Ben onun kusurlarını görmezken o daima kusurlarımı aradı. Ne zaman bulsa yüzüme vurdu. Kırılsam da gizledim. Mutlu olalım istedim. Olmadı. Kalp o kadar sağır ve kör ki kendine yapılanları görmüyor. Sevmeyen için bırakmanın da düşünmeden konuşmanın da hatta onsuz yaşamanın onunla yaşamaktan çok daha kolay olduğunu bırakıp giderken kanıtlamıştı. Ama kalp görmemiş beyinse susturulmuştu.

Onca yapılmışlıklara rağmen yine de onu isteyen ben değilim kalbim. Bunun tek sorumlusu o..

Öyle güzel sevmişim ki böyle güzel sevilsem bir ömür minnet duyardım. Kaderimizde terk edilmek varmış.

Şimdi gittiğin yerde yaşattıklarının onlarca katını yaşa. Yaşa ki anla. Çok sev ama sevilme. Onu hayatının zeminine koy ve terk edilirken hayatının mahvoluşunu seyret.

Sana bedduam yok. Yaşattıklarını yaşa, yeter bana.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Asıl marifet buluttaydı ama herkes yağmura şiirler yazdı..

Yorum Yap

Yorumlar (4)

  1. Kalanın halini, kalandan dinlemiş gibiyim. dilinize sağlık..

  2. Eda Yılmaz
    4 ay önce

    Elinize sağlık 🙂

  3. 4 ay önce

    teşekkür ederim

  4. 4 ay önce

    Yorumunuz için teşekkür ederim :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir