fbpx

Bizden önce yaşamış olan, teknolojiyle iç içe yaşamış insanların çoğunluğunun karşısına çıkan, kimisinin de aklını kurcalayan “Acaba yapay zekâ insanların hayatını mahveder mi?” doğrultusundaki soruların cevabını öğrenen nesilden birisiyim ben. Biz burada mağdur olan kişiler olarak saklanıyoruz. Bir de şunu söylemek istiyorum, bizim buraya girmemize sebep olan şey tam anlamıyla insanlar.

Bugünden yaklaşık olarak dört sene öncesiydi. Teknoloji akıl almaz noktalara gelmişti. Takip edenlerin heyecanını katlayan gelişmeler her gün yaşanıyordu. Dünyadan kilometrelerce uzaktaki mekanizmalara müdahale ediliyordu. Bilgisayar dediğimiz şeylerle bir günde yapılan şeyler, o güne kadar bilgisayarla yapılan her şey kadardı artık. Açık ve net olarak yaşanan gelişmeler periyodik olarak artıyordu. Akıllardaki soru içinse hayal edilen pek çok yöntem vardı. En azından bu soruya “Evet.” cevabını verenler pek çok yol öne sürüyorlardı. Sorulan soruya, öyle şey olmaz, cevabını verip tüm ihtimalleri es geçen insanlar da vardı. Evet cevabını verenlerin çoğunluğu, insan görünümünde tasarlanan robotlar insanların yerine geçecek, fikrindeydi. Diğer bir yol ise bilgisayarların görünmeyen âlemde dünyayı karıştırmasıydı. Tam da bu olmuştu. Diplomasi ve dünya yarışı teknolojik hamleler gibi her geçen gün katlanarak ve kızışarak artıyordu.

Teknoloji dünyasının son üç yılında göz bebeği olan bir bilgisayar, tabiri yerindeyse çok hızlı öğreniyor, insanlara çok faydalı oluyordu. Ona HY-A21 ismi verilmişti. İnsan profilinde tasarlanan robotlar gibi konuşamasa da onları çok uzun süre önce geride bırakmıştı. Onlardan tek farkı konuşamamaktı. Cevap vereceği zaman gayet iyi şekilde cevabını veriyordu. Gelişen HY-A21; haberleri, gerçekleri ve görünmeyen oyunları okuyup anlayabiliyordu. Zamanında, prize benim taktığım şey beni nasıl yönetsin, tarzı cümleleri kuranlar çoktan oyun dışında kalmıştı. HY-A21, yazılımı tek bir cihazda kayıtlı bir şey değildi. Dünya üzerinde tek bir cihazın açık olması onun için yeterliydi. Dünya liderliği savaşının kızıştığı sıralarda HY-A21, medya üzerinden bir başkanın ağzından kendisine en azılı rakibi olan bir devlet başkanına tehdit yüklü içerikler yayınladı. Medya üzerinden yaklaşık bir hafta süren atışma, diğer başkanların da taraf seçmesiyle iyice büyümüştü. Bu hâl devam ederken toplumun uyuduğu ama zirvelerin uyumadığı vakitlerde medyada saldırıya maruz kalan ilk lider, kendisine saldıran liderin ülkesine fiziksel olarak savaş açmıştı. Neler oluyordu böyle? Gerçekten de savaşacak mıydı devletler? Yaşadığımız bu asırda silahlar mı boy ölçüşecekti? Tek suçu olmayan milyonlarca insan ölecek miydi göz göre göre? İki ülke arasında kalmamıştı savaş. Yanlılar da kendisine uygun ve basit gördüğü diğer bir ülkeye savaş açmıştı. Dünya âdeta küçük bir ülkeydi. İç savaşlara sahip bir ülke. Kimin kime kini vardı belli değildi.

Savaşı başlatanın HY-A21 olduğu bilinse de devletler dünya hâkimiyeti için her şeyi göze almıştı. Tek devlet kalana kadar bitmeyecekti bu savaş. Ardından bir kısım insanlar düzeni beğenmeyecek ve ikinci bir devlet oluşturacaktı. Bu böyledir.

Şimdi ben ve burada bulunanlar artık öleceğimiz günü bekliyoruz. Dünya üzerinde hiçbir bina sağlam değil artık. Başta söylediğim gibi, bu işin sorumlusu HY-A21 değil, ona yetkiyi veren, öğreten, âdeta kaşınan insanlardı. Kimsenin huzurlu olmadığı bir yerdi dünyamız. Gerçekten istiyorlar mıydı bu hayatı böyle devam ettirmeyi? Sorular bitmeyecek durumdaydı. Dünyayı bu hâle getirenlere demek istediği olan birçok masum var elbet. Ben sadece şunu söylemek istiyorum: Yatacak yeriniz yok! Elveda dünya. Bir süreliğine bize ev sahipliği yaptığın için teşekkürler.

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]