Baharın habercisi mart ayına girdik. Fark ettim ki bu sene bütün senelerden daha hızlı geçmiş. Çoğumuzun bu fikirde olduğunu düşünüyorum. Kendimizle bol bol baş başa kaldığımız, kendimizi dinlediğimiz bir sene olmuş.

Ben şahsen bir üniversite öğrencisi olarak son senemi pandemi yüzünden evde geçirdiğim için biraz hoşnutsuzum. Herkesin fedakarlık yaptığı bu dönemde benim fedakarlığımın da bu olduğunu düşünüyorum. Bu süre zarfında kendimi geliştirmek için harekete geçtim mi diye sorarsanız, aslında hayır. Aslında hiçbir şey yapmamanın tadını çıkarmak istedim. Evet bu düşünce çok pervasızca gelebilir ama kendimi toparlayıp gelecek hayatıma hazırlanmam için bu benim için geçerliydi. Hatta bunun sonuçlarını son bir ayda iyi bir şekilde almaya başladım. Kendimi daha da olgunlaşmış hissediyorum. Düşüncelerim, üstünde durduğum konular veya herhangi bir sorunum artık daha basit gelmeye başladı. Çünkü düşünerek hiçbir yere varamayacağımı anladım. Bazı isteklerim için harekete geçmem gerekiyor elbette ama elimde olmayan durumlar için veya düzeltemeyeceğim şeyler için kendimi hırpalamak artık daha saçma geliyor. Bazı durumları kabul edemeyiz öyle olmamasını isteriz ama ne yaparsak yapalım o öyle olacaktır. Biraz felsefi gelebilir ancak demek istediğim şu ki bazen bize göre yanlış gelen bir şeyin yanlış olması iyidir. Bu yanlış bize başka bir doğruyu öğretebilir. Ya da öğretmez. Buna karar veren kişi siz olacaksınız. Ben bu işin eğitimini almadım ama gözlemlemeyi seviyorum. Birazcık tecrübem varsa çoğunuz benimle aynı düşünceyi paylaşıyor. Yalnız hissetmek berbat bir duygu. Bunu olabildiğince hissetmemeniz, yolunuza daha rahat devam etmenizi sağlayacaktır. Bundan eminim. Bazen toparlanmanız için sadece öylece durmanız gerekiyor. Pandemi süreci bana bunu öğretti. Meğer ne kadar çok imkanımız varmış, aslında ne kadar da iyi durumdaymışız değil mi? Hepimizin geçiş dönemleri olur, herkes bu dönemleri hafif atlatamaz, bazılarımızın bu süreci epey sancılı olur. Ben bolca sancı çekmiş biri olarak söylüyorum ki bundan ders çıkarmak en verimli olanı. Ne yazık ki hayatımızın hemen hemen her döneminde bu tür boşluk duygularını yaşayacağız. Önemli olan bir an önce toparlanıp yola devam etmek diye düşünüyorum.

Derin bir nefes alın ve içinde bulunduğumuz bu durumun geçeceğine inanın. Hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor. Değişmesi hâlâ umudun olduğunun göstergesi. Umudunuzu hiç kaybetmeyin.

Sevgiler.

Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

-Şahsiyet dizisine dair spoiler mevcuttur. Tetikleyici unsurlar içermektedir.- 2018 yılına damgasını vuran ”Şahsiyet” dizisini birçoğumuz izledik. Başlarda ne olduğunu anlayamadık hiçbirimiz, sadece birkaç tahminimiz oldu. 11 bölüm boyunca hiçbir şeyden emin olamadık ancak 12. bölümünde izlediklerimiz her birimizi paramparça etti. Dizinin finalinde, 11 bölüm boyunca Agâh Beyoğlu’nun ne için onca cinayeti işlediğini tüm çıplaklığıyla izledik. […]
Dostoyevski’nin Prusya Savaşları’nda yaşadıklarını eserlerine nasıl aktardığı, Danzig cephesinde şahit olduğu dramı, Kresy cephesinde tanıştığı ilk aşkını romanlarında hangi karakterlerle betimlediği üzerine olan makalemi yetiştirmeye çalışırken arkadaşımdan gelen bir telefon akademik gündemimin alt üst olmasına yol açtı. Eski uygarlıkların dilleri üzerine uzman olan arkadaşım son iki senesini Latince üzerine bir lügat hazırlamakla geçirmekte fakat lügat […]
Elif İnci TUTKUN ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Latif BEYRELİ Kimdir? Latif Beyreli, Yükseköğrenimini, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü mezunu olarak 1986 yılında tamamladı. Yüksek lisans eğitimini 1988 yılında, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ana Bilim Dalında “Lehcetü’l-Lügat” adlı teziyle; doktora eğitimini 1994 yılında, MÜ Türkiyat Araştırmaları […]
Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.